YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10024
KARAR NO : 2023/11225
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1433 E., 2022/1277 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 7. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/456 E., 2020/163 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 21.11.2015 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 80.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 12.02.2020 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini toplam 200.763,50 TL’ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kendi kurusu ile iş kazası geçirdiğini, müvekkil davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, işyerinde iş güvenliği ve sağlığı eğitimlerinin verildiğini, davacının daha önce iş sağlığı ve güvenliğine aykırı fiilleri nedeniyle kendisine uyarılar yapıldığını, davacının geçirmiş olduğu iş kazası sonrasında herhangi bir maluliyetin olmadığını, davanın haksız olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket hakkında açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulüne 200.763,50 TL tazminatın, 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne 31.000,00 TL tazminatın, 21.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takdir olunan manevi tazminatın çok az olduğunu, yargılama sırasında tazminat raporuna, geleceğe dönük ücret artışları (gelecekte asgari ücrette meydana gelecek artışlar da dahil olmak üzere ) olası sistem değişiklikleri ve hatalar yönlerinden de itiraz olunduğunu, hükümde geleceğe yönelik değişmelerden ve hatalardan kaynaklanacak haklarının saklı tutulmamasının yargılama prensiplerine aykırı olduğunu, gerçeğin veya gerçeğe yakın ihtimalin (olayımızda ücretin) belli olması halinde varsayımsal artış yerine gerçek ücretlerin tazminat hesabında esas alınması BK.42, TBK.50 hükmünün sarih ve âmir muhtevası gereği olduğunu, belli olmayan dönemler yönünden daha yüksek oranlı artış yöntemi benimsenmesi gerektiğini belirterek Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi (kusur) raporuna itirazları dikkate alınmaksızın eksik, hatalı ve denetime elverişsiz rapor esas alınarak hüküm kurulması ve dava konusu vakıaya ilişkin mahallinde keşif yapılmaksızın eksik inceleme ile ilama varılması son derece yanlış, usul ve yasaya aykırı, açık bozma sebebi olduğunu, davacının asli kusurlu olduğunu, TRH 2010 tablosu yerine, davacının bakiye ömrünü PMF-1931 yaşam tablosuna göre hesapladığını, bilirkişinin 21.11.2015 – 31.08.2019 tarihleri arasındaki davacının net ve brüt ücretlerini hesaplarken, davacının saat ücretini hatalı olarak tespit ettiğini, müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığını, davacının geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle herhangi bir şekilde maluliyeti olmadığını, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 20.11.2015 tarihinde davalıya ait iş yerinde yuvarlak doğrultma makinesinde çalışan davacının, profil düzeltme makinesinden kendi kullandığı yuvarlak doğrultma makinesine aktarılan çelik telin düzeltilmesi işlemi sırasında, koruma tünelinin kullanılmamasının da etkisi ile makineden fırlayan telin, gözünü korumak için kaldırdığı eline isabet etmesi ile elinden yaralandığı, SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının inceleme raporunda olayın iş kazası olduğunun, işverenin % 100 kusurlu olduğunun, kazalı sigortalının kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesince aldırılan kusur heyet bilirkişi raporlarında kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin %90 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bu tespitlerin ve değerlendirmelerin dosya içeriğine uygun olduğu, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunca düzenlenen raporda davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %22 olarak belirlendiği, Yerel Mahkemece %22 olarak kabul edilen sürekli iş göremezlik derecesinin dosya kapsamına uygun olduğu, hesaplamaların toplu iş sözleşmesi ve işyeri kayıtlarına göre yapıldığı, hesaplamalarda davacının çalıştığı dönemde süreklilik arz eden ödemelerin de dikkate alınmasında bir hata bulunmadığı, istinaf edenin sıfatına göre TRH 2010 tablosu yerine PMF tablosunun hesaplamalarda esas alınmasına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleridir.
3. Değerlendirme
1. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK.’nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK.’nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtaya gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililerden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.