Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/10524 E. 2023/8515 K. 14.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10524
KARAR NO : 2023/8515
KARAR TARİHİ : 14.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1096 E, 2023/957 K
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verdiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2023 tarihli ve 2022/93 Esas ve 2023/48 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi ve 43 üncü maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarih ve 2023/1096 Esas, 2023/957 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan ceza tayin edilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi yerine 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilerek, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın cezalandırılması için somut delil bulunmadığını, mahkumiyet için gösterilen tanıkların hiçbirinin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını, mağdurenin kovuşturma aşamasından şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiğini, iftira attığını kabul ettiğini, mağdurenin annesinin de kızının iftira attığını ve kızının daha rahat hayat sürmek için böyle söylediğini ifade ettiğini, dosyaya sunulan ses kayıtlarının yasal delil olmadığını ve sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığa alt sınırdan ceza verilmesinin yasal olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mağdurenin aşamalardaki babası olan sanığın on sekiz yaş öncesinden beri kendisini istismar ettiği ve 2020 yılı içerisinde banyoda iken organ sokmak suretiyle saldırıda bulunduğu sonrasında da bu şekildeki cinsel saldırılara devam ettiği, 2021 yılı içerisinde bu olaylar nedeni ile intihara kalkıştığı yönündeki istikrarlı ifadeleri, yine mağdurenin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na hitaben yazdığı, olaya ilişkin tanıklarını da bildirdiği 18.01.2022 tarihli dilekçe ile babası olan sanık hakkında şikayetçi olduğu ancak kovuşturma aşamasında dilekçesine konu olayları doğrular şekilde beyanda bulunarak ailesinin borç durumu sebebiyle babası olan sanıktan şikayetçi olmadığını belirttiği, mağdurenin kuzenleri olan tanıkların birbiri ile uyumlu ve mağdurenin beyanlarını doğrular nitelikteki anlatımları, yine mağdurenin amcası, sanığın da kardeşi olan tanık … …’nın, mağdurenin kendisine kuzenleri olan diğer tanıkların da yanında olduğu bir zamanda babasının kendisine sarkıntılık ettiğini söylediğine dair anlatımları ile tüm taraf ve tanıkların beyanlarında da bahsi geçen sanık ile mağdure arasında geçen konuşmalara ilişkin ses kaydının çözümlenmesi sonrası düzenlenerek dosya içerisine alınan 22.01.2022 tarihli Ses Kaydı Dinleme Tutanağı içeriğinden sanığın üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiğinin anlaşıldığı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; sanığın savunmalarının suç ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği bu nedenle savunmalara itibar edilmeyerek; sanık ile aralarında husumet bulunmayan mağdurenin namus ve iffetini ortaya koyacak şekilde babası olan sanığa böyle bir isnatta bulunmasının hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine aykırı olduğu hususları nazara alınarak sanığın mağdurenin on altı yaşından itibaren yaklaşık on sekiz yaşına kadar göğüslerini ve cinsel bölgesini okşaması eylemini devam ettirdiği, on sekiz yaşını bitirdikten sonra da organ sokmak suretiyle cinsel saldırı eylemlerinde bulunmaya başladığı anlaşılmakla, bu durumda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, sanığın eylemlerinin suç kastının yenilendiğini göstermeyecek şekilde aynı kast altında zincirleme olarak devam ettiği ve eylemler arasında herhangi bir hukuki kesintinin de oluşmadığı, 5237 sayılı Kanun’un “Zincirleme suç” kenar başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.” hükmü dikkate alındığında 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçu ile 103. maddesinde yer alan çocuğun cinsel istismarı suçları aynı suç kapsamında bulunmasa da, her iki suçun konusunun aynı olarak kaldığı, ancak mağdurenin yaşının büyümesi sebebiyle sanık hakkında uygulanacak madde hükmünün değiştiği dikkate alındığında, mağdurenin babası olan sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında mağdurenin onsekiz yaşından önce başlayıp, onsekiz yaşını doldurmasından sonra da devam eden çocuğun cinsel istismarı ve cinsel saldırı eylemlerinin bütün halinde zincirleme şekilde daha ağır olan Nitelikli Cinsel Saldırı suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmamış ve istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin gösterdiği temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenleİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarih ve 2023/1096 Esas, 2023/957 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.12.2023 tarihinde karar verildi.