YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/22691
KARAR NO : 2011/1882
KARAR TARİHİ : 16.02.2011
İftira suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/01/2010 tarihli ve 2010/42 soruşturma, 2010/154 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Muş Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 22/02/2010 tarihli ve 2010/112 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 26.07.2010 gün ve 49036 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.08.2010 gün ve 186858 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre. sanıklar hakkında işledikleri iddia edilen iftira suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; dosya içerisinde mevcut tanık …’nin 05/01/2010 tarihli Cumhuriyet savcılığında alman beyanlarında şüpheli …’un kendisine “… ve … kardeşler ile sorunum var. Ben uyuşturucu, esrar ve silâh bulurum. Sen de bunları bu şahısların evlerine, işyerlerine, arabalarına bırakırsın, polise ihbar ederiz, bu şekilde bunları yakalatalım.” şeklinde ifadeler kullandığını beyan etmesi karşısında, eylemin suç işlemeye teşvik kapsamında değerlendirilebileceği cihetle, delillerin şüpheli … hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu gibi bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü ile şüpheli … hakkında kamu davasının açılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü:
5271 sayılı CYY.nın 170/2. maddesinde; “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler'”, hükmü ile dava açma görevi ‘yeterli şüphe’ ölçütüne bağlanmış ve aynı yasanın 172. maddesinde de; “Cumhuriyet savcısı soruşturma evresi sonunda, kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükmüne yer verilerek, özü itibariyle kişi haklarını ihlal edici niteliği bulunan kamu davasının yalnızca yasal koşulları oluştuğunda açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi istenilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. ve Anayasanın 36. maddesinde düzenlenerek güvence altına alınan adil yargılanma hakkının soruşturma evresinde de gözetilmesi gerekmekte ve 5271 sayılı CYY.nın 160/2. maddesi uyarınca Cumhuriyet Savcısının şüphelinin lehine olan delilleri de toplama ve haklarını koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle, suç işlendiğine ilişkin bir hali öğrenen ve CYY.nın 160/1. maddesi uyarınca kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlayan C. savcısı soruşturma evresinde elde ettiği delilleri değerlendirmek suretiyle, açıklanan yasa hükümleri uyarınca kamu, yakınanlar ve şüphelinin haklarını gözeterek bir karar vermekle yükümlüdür.
İncelenen dosyada yakınanın dilekçesi üzerine şüpheliler hakkında iftira suçuyla ilgili olarak soruşturma başlatılmış, Bingöl C. Başsavcılığının 28.1.2010 tarihli kararında; tanık …’nin anlatımında, şüpheli …’un kendisine; “… ve Mustafa ile sorunumuz var, onları tekrar cezaevine nasıl yollarız, bana yardımcı ol, evlerine arabalarına veya bürolarına temin edeceğim uyuşturucu ve silahlan at, sonra da polise ihbar edelim” dediği, ancak tanığın bu teklifi kabul etmeyerek durumu yakınanlara anlattığının anlaşılmasına karşı, iftira suçunun oluşması veya teşebbüs aşamasında kalması için eylemin icrai davranışlarına başlanılması gerekmesine karşın, hazırlık hareketlerinden öteye geçilmemesi ve başka bir suçun da oluşmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunun anlaşılması ve TCY.nın 39. maddesindeki iştirak hallerinden biri olan ‘yardım’ etme şeklindeki suça iştirakten söz edilebilmesi için de ortada elverişli hareketle icrasın başlanılan bir suçun bulunmasının zorunlu bulunması karşısında, yakman vekilinin itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü TCY.nın 39. maddesindeki suç işlemeye teşvik fiilinin olayda gerçekleştiğine ilişkin Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteğini içeren yazısındaki gerekçenin de yerinde bulunmaması nedenleriyle, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı gerçekleşen itirazı reddeden merci kararı yasaya uygun görüldüğünden, CYY.nın 309. maddesi koşullarını taşımayan YASA YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 16.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.