YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6556
KARAR NO : 2023/6550
KARAR TARİHİ : 19.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. … ili … ilçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 122 parsel (yeni 183 ada 5 parsel) … 13.028,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz idari yoldan Hazine adına tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; … ilçesi … Mevkiinde kain tapuda davalı adına kayıtlı 183 ada 5 parsel … taşınmazın yaklaşık 2303,80 m2 sinin davacının malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup kültür arazisi tarla vasfında olduğunu, taşınmaza arpa, buğday, yulaf ekilmek suretiyle tasarruf edildiğini, taşınmaz içinde 25-30 yıllık küçük bir ev olduğunu, davalı adına idari yoldan tescil tarihi olan 1991 yılına kadar ulamalı ve ulamasız olarak 20 yıldan fazla malik sıfatıyla zilyet ve tasarruf edildiğini, bu zilyetliğin nizasız ve fasılasız olarak sürdürüldüğünü, davalı adına idari yoldan 1991 yılında yapılan tescil tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı süresi fazlasıyla dolduğundan davacının mülkiyet hakkını kazandığını beyan ederek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının 2303,80 m2 sinin iptal ve ifrazı ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taşınmaz üzerinde Hazine adına tescil öncesinde ve sonrasında malik sıfatıyla ve yeterli süre ile zilyetliğinin bulunmadığını, bu sebeple davacının kazanılmış hakkının bulunmadığını, idarece yapılan araştırmada dava konusu taşınmazın yeterli süre ve malik sıfatıyla kullanılmadığını, taşınmazın öncesinin orman olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın 2009 yılına kadar dava dışı üçüncü kişi… tarafından işgal edildiğini ve bu kişinin … Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/390 Esas … dosyasında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan yargılandığını, Mehmet Kömürcü tarafından Milli Emlak Genel Müdürlüğüne yazılan 12.05.2005 tarihli dilekçede dava konusu taşınmazı kullandığını ve taşınmazı satın almak istediğini belirttiğini, bu husus da dikkate alındığında davacının taşınmaza malik sıfatıyla yeterli sürede zilyet olmadığını, davacının idare adına tapu çıkmadan önce kazanılmış hakkı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3116 … Kanuna göre devlet ormanlarının sınırlandırılmasının 1942 yılında yapıldığı ve orman tahdit sınırının kesinleştiği, 6831 … Orman Kanunu’nun (6831 … Kanun) 1744 … 6831 … Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna 3 Ek Madde ile bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 … Kanun) ile değişik 2 nci madde uygulaması yapıldığı ve bu çalışma esnasında 3116 … Orman Kanununa (3116 … Kanun) göre 1942 yılında yapılmış olan tahdit sınırının aplikasyonunun yapıldığı, yine 3302 … 31.08.1956 tarihli ve 6831 … Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (3302 … Kanun) 2/B uygulamasının yapılarak kesinleştiği, çekişmeli taşınmazın orman tahdit sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, aynı yerde genel arazi kadastrosunun 1954 yılında yapıldığı ve çekişmeli taşınmazın tescil harici alanda kaldığı, tesis kadastrosunun kesinleştiği 1954 tarihi ile taşınmazın davalı idare adına tescil edildiği 1991 yılı arasında 20 yıllık sürenin geçtiği, orman ve fen bilirkişileri tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası üzerinde yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada; A harfi ile gösterilen 2.303,80 m2’lik dava konusu yerin 1959 ve 1978 yılı memleket haritasında renksiz açık alanda kaldığı ve tarım alanı olarak göründüğü, 1966, 1971, 1975 ve 1979 yılı hava fotoğraflarında da açık tonda ve açıklık alan olarak göründüğü, üzerinde tarımsal faaliyetin bulunduğu, çekişmeli taşınmazın davalı idare adına tescil edildiği 1991 yılından 20 yıl öncesinden emek ve masraf sarf edilerek imar ihyanın tamamlandığı ve zilyetliğin arpa, buğday gibi hububat tarımı yapılarak aralıksız devam ettiği, komşu taşınmazlarla benzer toprak ve bitki desenine sahip olduğu, taşınmaz üzerinde 35-40 yaşlarında keçi boynuzu, melengiç, 27-32 yaşlarında narenciye ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği, jeololoji bilirkişi raporu ile çekişmeli taşınmazın 1965, 1972, 1979 yılı hava fotoğraflarında ve 1978, 1995 yılı memleket haritalarında tarım alanı olarak işaretlendiği, 1991 yılından önce ve daha eski tarihlerden beri taşınmazda zilyetliğin olduğu, imar ihyanın uzun yıllar önce en az 50-60 yıl öncesinden tamamlandığı, öte yandan taşınmazın dere yatağında kalmadığı, kayalık, taşlık, doğal kumluk çakıllık, sazlık ve bataklık yerlerden olmadığının belirlendiği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve taraf tanık beyanlarından da davacının babası…’nün çekişmeli taşınmazı 1950’li yılarda arpa, buğday ekip biçmek suretiyle kullanmaya başladığı, taşınmaz içindeki evi de yine bu yıllarda inşa ettiği, ölümünden evvel zilyetliğindeki tüm yerleri çocukları arasında pay ettiği, 185 ada 5 parsel … taşınmazın içinde bulunan dava konusu yerdeki zilyetliğini miras payı olarak kızı davacı …’a devrettiği, davacının da bu yerde yine arpa, buğday gibi kuru tarım ve bahçe tarımı yaparak zilyetliğini sürdüğü, taşınmaz içindeki evi yenilemek suretiyle kullandığının anlaşıldığı, her ne kadar dava konusu taşınmaz için ecrimisil ödemeleri yapılmış ise de kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşulları gerçekleştikten ve idare adına taşınmazın tescilinden sonra yapılan ecrimisil ödemelerinin malik sıfatıyla zilyetliğe engel olmadığını, davacının 1991 yılından önce eklemeli olarak 20 yılı aşkın bir süreyle, imar ihya çalışmaları çok önceden tamamlanan çekişmeli taşınmazda hububat ve bahçe tarımı yaparak zilyetliğini sürdürdüğü, miktar yönünden tescile engel bir durum olmadığı, böylece davacı lehine 4721 … Türk Medeni Kanunu’nun (4721 … Kanun) 713 üncü ve 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddesindeki koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, … ili … ilçesi … Mahallesi … mevkiinde kain 183 ada 5 parsel … taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının fen bilirkişi …’ın 04.09.2018 tarihli krokili raporunda A harfi ile gösterilen 2.303,80 m2 lik kısmının tapu kaydının iptali ve ifrazı ile ayrı parsel numarası verilerek davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerce düzenlenen ve hükme dayanak alınan raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu, dava konusu taşınmazın memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerindeki konumunun detaylı olarak incelenmediğini, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun tarımsal faaliyet bulunup bulunmadığının bilirkişilerce incelenmediğini, taşınmaz üzerinde sürdürülen imar-ihya faaliyetlerinin ne zaman başlayıp tamamlandığı hususunun tespit edilmediğini, bilirkişi raporlarına karşı bu yönde ileri sürdükleri itirazların İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmediğini belirterek, istinaf incelemesi sonunda kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın, idare adına ihdasen tescil edildiği 1991 yılından geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır tarım arazisi olarak nizasız-fasılasız malik sıfatı ile davacı tarafından kullanıldığı, 4721 … Türk Medeni Kanunu’nun (4721 … Kanun) 713/1 nci ve 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davacı lehine gerçekleştiği ve davanın kabulü kararı isabetli olduğundan; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 12/3 üncü maddesi gereğince kadastro tespit gününden önceki haklara dayalı olarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 … Türk Medeni Kanunu (4721 … Kanun) 3402 … Kadastro Kanunu.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 … Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.