YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5118
KARAR NO : 2023/5192
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2618 E., 2022/2255 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/116 E., 2022/510 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, 18.07.1998-07.09.2010 arasında davalı şirket nezdinde meydancı olarak bahşiş usulü çalıştığını, müvekkilinin sigortasız çalıştırıldığını, yalnızca SGK’dan iş müfettişlerinin gelineceğinin öğrenildiği 01.05.1999-31.12.1999 tarihleri arasında sigortasının yapıldığını, iş akdinin haksız feshedildiğini, müvekkiline bir ihbarda bulunulmadığını belirterek, dava konusu hizmet sürelerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davalı İrad Turizm Ltd. Şti’nin 16.07.2004 tarihi itibariyle Ağaçlı Tur. Tic. A.Ş. ile birleşerek münfesih hale geldiğini, tüzel kişiliğini yitirdiğini, davacı vekilinin, davacının, davalı şirketin hangi işyerinde ve ne işte çalıştığını bildirmediğini, taraflar arasında İş Kanunu ve Borçlar Kanunu’nun düzenlemeleri doğrultusunda belirlenen tarihler arasında hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, davacının yaptığı işin, işini yaptığı kişi karşılığında kendisine ödendiğini, davalı tarafa ücret ödeme borcu yüklemeyen iş ya da hizmet sözleşmesinden bahsedilemeyeceğini, davalının davacıya bir ödemesinin bulunmadığını, böyle bir borca da girmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu itirazında bulunduklarını, hizmet tespit talepli davaların 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduklarını, davacının talebinin 18.07.1998-07.09.2010 dönemine ait olduğunu, dava açma süresinin fazlasıyla geçtiğini, hak düşürücü süreyi kesen başkaca bir belgenin kurum kayıtlarında mevcut olmadığını, davacının maddi tazminat talebinin hasım olmayan kurum yönünden reddi gerektiğini, davacının dava konusu dönemde 25718 sicil numaralı işverence bildirilmiş 240 günlük sigorta hizmetinin bulunduğunu, anılan tarihler dışında diğer davalı işveren tarafından SGK’ya işyeri bildirgesi verilmediğini, davacının, kurumda 1999 yılındaki hizmeti dışında davacı adına sigorta hizmet girişi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile beyanı alınan kamu tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; tanıklar bir dönem davacıyı araba yıkarken gördüklerini söylemiş iseler de belirli bir süre belirtmedikleri, yıkadıkları arabalardan bahşiş aldıklarını belirttikleri, davacının yaptığı işin süreklilik arz etmediği gibi emir ve talimatları davalılardan aldığı yönünde dosyada bir delil bulunmadığı dolayısıyla davacı ile davalı işverenler arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğu kanıtlanamadığından davacının sübut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, adı geçen işyerinde 18.07.1998-07.09.2010 tarihleri arasında meydancı olarak kesintisiz ve bahşiş usulü ile çalıştığının gerek tanık beyanları gerekse 29.11.2017 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, kamu tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde tanıklar bir dönem davacıyı araba yıkarken gördüklerini söylemiş iseler de belirli bir süre belirtmedikleri, yıkadıkları arabalardan bahşiş aldıklarını belirttikleri, davacının yaptığı işin süreklilik arz etmediği gibi emir ve talimatları davalılardan aldığı yönünde dosyada bir delil bulunmadığı dolayısıyla davacı ile davalı işverenler arasında işçi işveren ilişkisinin bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair karar veren mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile HMK. 124
2. Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 inci maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde Mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların Mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3. Değerlendirme
1.Davacının 01.05.1999 – 31.12.1999 arası davalı işyerinden bildirimi olması dosyada dinlenen tanık beyanlarından davacının çalıştığı ve davacı dahil diğer çalışanların ücretlerini bahşiş olarak müşterilerden aldıktan sonra … adlı şahısta toplandığı ve bu kişi tarafından kendilerine verildiği anlaşılmakla ücretin bahşiş usulü olmasının hizmet akdine etkisi olmadığı hususu ve … ile davalı şirket arasında imzalanan 01.04.1993 tarihli sözleşmenin de varlığı dikkate alınarak tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
2.Ayrıca 5521 sayılı Kanun’un 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkranın 11.09.2014 tarihinden sonra açılan davalarda … Başkanlığının fer’i müdahil olarak yer alması gerekirken davalı olarak gösterilmeside hatalıdır.
3. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
4.O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..