Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2009/27338 E. 2010/1864 K. 10.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/27338
KARAR NO : 2010/1864
KARAR TARİHİ : 10.02.2010

Kötü muamelede bulunmak suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/12/2004 tarihli ve 2004/39007-20525 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 30/03/2006 tarihli ve 2006/285 müteferrik sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 21.10.2009 gün ve 59558 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2009 gün ve 248740 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, sanığın müştekiye kötü muamelede bulunduğuna dair delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” hükmünün yer aldığı, anılan Kanun’un 170/2. maddesinde ise “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmüne yer verildiği nazara alındığında, müştekinin beyanı, … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce 06/09/2004 tarihli ve 2004/13356 sayılı müşteki hakkında verilen doktor raporu ve tanıklar …, ….’ın beyanlarının bulunduğu, delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesinin uygun olacağı gözetilmeden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
Yakınan, … Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 3.9.2004 tarihli dilekçesinde; … satıcılık yaptığı sırada zabıtalarca eşyalarının sayım yapılmadan toplanmasına karşı çıktığı için kendisinin zabıtalar, sivil güvenlik görevlileri ve polis memurlarınca dövüldüğünü, biber gazı sıkıldığını, bu nedenle tedavi gördüğünü ileri sürerek zabıta amiri, emniyet müdürlüğü adına görevli bulunan amir ile … adlı zabıta memurundan ve diğer görevlilerden şikayetçi olduğunu belirtip, cezalandırılmalarını istemiştir.
… Cumhuriyet Başsavcılığınca yakınanın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki sonucunda alınan 6.9.2004 tarihli adli raporda vücudunun çeşitli yerlerinde ekimozlar nedeniyle 7 gün … ve güçten kalır derecede yaralanmış olduğunun belirtildiği, tanıklar …ve …’ın anlatımlarında kimin vurduğunu görmemekle birlikte, yakınanın zabıtalarca icra edilen görev sırasında dövülmüş olduğunu ifade ettikleri, şüpheli zabıta amiri … ve şüpheli …’ın, … satışların önlenmesi için yaptıkları uygulama sırasında yakınanın polislere direndiğini, bir arbede olduğunu, polislerin gaz kullandıklarını, kendilerinin yakınana karşı herhangi bir davranışının bulunmadıklarını ifade ettikleri, ilçe emniyet müdürlüğünde görevli olup olay sırasında güvenlikten sorumlu bulunan şüpheli … de ifadesinde, yakınanın görevlilere direnip malları vermek istemediğini, zabıta memurlarının eşyaları toplamasına karşı yakınanın müdahale etmek istemesi nedeniyle polis memurlarının ona engel olduklarını, ancak kötü muamelede bulunmadıklarını savunmuştur.
… Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2004 tarihli takipsizlik kararında; izinsiz olarak … satıcılık yaptığı ve görevlilerce men edilmesine karşın satışa devam etmek istemesi nedeniyle kendisine görevlilerce zor kullanıldığı, bu nedenle de adli raporunda belirtildiği şekilde yaralandığı, ancak görevlilerce keyfi olarak kötü muamelede bulunulduğu hususunda delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın yakınana 20.2.2006 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine yakınanın 24.2.2006 tarihli dilekçesiyle takipsizlik kararına itirazda bulunduğu, merci … 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 30.3.2006 tarihli kararında ise; 1- Yakınanın itirazının süresinde olmaması, 2- Süresinde olsa dahi, verilen kararın usul ve kanuna uygun bulunduğu, gerekçeleriyle itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Soruşturma dosyasında mevcut adli rapor ve tanık anlatımları karşısında yakınanın olay sırasında yaralanmış olduğu ve gaz sıkıldığı anlaşılmakta ise de çözümlenmesi gereken hukuki sorun; bu yaralanmaya neden olan kişi veya kişilerin saptanması ve saptandığında da eylemin yasa gereği zor kullanılmasından mı kaynaklandığı, yoksa görevlilerce zor kullanma hakkının kasıt veya taksirle kötüye kullanılmasının mı söz konusu olduğunun belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır. Yakınan dilekçesinde kendisine …’ın vurduğunu, polislerce gaz sıkıldığını, ileri sürmüş bulunmasına göre, soruşturma sırasında öncelikle zor kullanan kişilerin saptanılmasına çalışılması, daha sonra da kullanılan zorun görevin gereğine uygun olup olmadığının araştırılması, görev gereğine aykırı ve aşırı zor kullanılması durumunda ise zabıta ve kolluk amiri olan şüphelilerin olayda sorumluluklarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Bütün bunların saptanabilmesi için, soruşturma dosyasında elde edilmesi olanaklı bulunan delillerin toplanması, yapılan göreve ilişkin gerekli bilgi ve belgelerin elde edilmesi ve sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
İncelenen soruşturma dosyasında; … satıcıların önlenmesine ilişkin göreve katılan zabıta görevlileri ile kolluk görevlilerinin kimlikleri ilgili zabıta müdürlüğü ve ilçe emniyet müdürlüğünden sorulup tespit edilmemiş ve görevlilerin ifadeleri alınmamıştır. Ayrıca, Dosyada bulunan duruşma tutanağı örneklerine göre … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2004/1629 esas sayılı dosyasında, aynı olay sırasında …’ın görevlilere direnme suçu nedeniyle açılan dava sonucunda sanığın beraatine karar verildiği anlaşılmakta ise de, olaya ilişkin olarak görevlilerce düzenlenen tutanaklar ve tanık anlatımları ile ilgili dosyanın veya onaylı örneğinin kanıt olarak dosya içerisine getirtilmesi sağlanmamıştır.
5271 sayılı CYY.nın 173/3. maddesi uyarınca, kovuşturmaya yer olmadığı kararını incelemekle görevli ağır ceza mahkemesi başkanı, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesini gerekli görürse. bu hususu açıkça belirtmek suretiyle soruşturma yeri sulh ceza hakimini görevlendirebilir. İncelemeye konu dosyada da soruşturma yeteri ölçüde yapılmamış, gereken kimi bilgi ve belgeler elde edilmemiş, görevlilerin kimlikleri tespit edilip ifadeleri alınmamıştır. Bu durumda, itirazı incelemekle görevli merciin anılan yasa hükmü uyarınca soruşturmanın genişletilmesine karar vererek, elde edilecek delilleri değerlendirmek suretiyle sonucuna göre itirazın kabulüne veya reddine karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ile ve ayrıca yakınanın 24.2.2004 tarihli dilekçesinin süresinde bulunduğu gözetilmeksizin, 22.3.2006 günü verdiği ek dilekçe esas alınarak itirazın reddine karar verilmesi yasaya aykırı görüldüğünden, 5271 sayılı CYY.nın 309/4-a maddesi uyarınca, … 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 30.3.2006 tarihli ve 2006/285 müteferrik sayılı kararının yasa yararına BOZULMASINA, bozma yönünde karar verilmek üzere müteakip işlemlerin merciince yerine getirilmesine 10.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.