Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2023/4252 E. 2023/7284 K. 28.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4252
KARAR NO : 2023/7284
KARAR TARİHİ : 28.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2869 E., 2023/245 K.
SUÇ : Tasarlayarak kasten öldürme, tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs, nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, temyiz başvurularının kısmen esastan reddi ile hükümlerin onanması

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanıklar müdafilerinin, duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.01.2023 tarihli, 2022/2869 Esas, 2023/245 Karar sayılı kararı ile; Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 13.06.2022 tarihli, 2021/11322 Esas, 2022/4933 Karar sayılı bozma ilamına kısmen uyularak;

A- Sanık … Hakkında;
a) Maktul …’a yönelik tasarlayarak öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

b) Mağdur …’yı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Maktul …’a yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

d) Mağdur …’ya yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B- Sanık … hakkında;
a)Maktul …’a yönelik tasarlayarak öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

b)Mağdur …’yı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında 13 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

c)Maktul …’a yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d)Mağdur …’ya yönelik nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B- Sanık … hakkında;
a)Maktul …’a yönelik tasarlayarak öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddeleri kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

b)Mağdur …’yı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 35 … maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; suç canavarca hisle ve töre saiki ile işlendiğinden suç vasfının hatalı belirlendiğine, şartları oluşmayan haksız tahrik ve takdiri indirim nedenlerine ilişkindir.

B.Sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz istemleri; beraat kararı verilmesi gerektiğine, tasarlama koşulları oluşmadığından suç vasfının hatalı belirlendiğine, maktule yönelik eylem yönünden haksız tahrikin varlığına, takdiri indirim nedenlerine, fazla ceza tayinine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.

C.Sanık … müdafiinin temyiz istemleri; eksik incelemeye, beraat hükmü verilmesi gerektiğine, lehe hükümlere ve takdiri indirim nedenlerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Mağdur …’nın 16 yıldır sanık … ile imam nikahlı birlikte olup bu birliktelikten sanık … ile beraber 4 müşterek çocuklarının bulunduğu, mağdurun duygusal birliktelik yaşadığı maktul … ile 2018 yılı şubat ayında kaçtığı, sanıklar …nin bu nedenle tarafları öldürmek için peşlerine düşüp 6 ay boyunca tarafları takip ettikleri, yaşadıkları Patnos’tan dedikodulardan rahatsızlık duyduklarından ve suça konu eylemi gerçekleştirebilmek maksadıyla ayrılıp suç tarihinden yaklaşık 3 ay evvel maktul ve müştekinin yaşadığını öğrendikleri Bilecik iline yerleştikleri, burada sanıkların…’nın kardeşi olan sanık … ile buluşarak eylemin nasıl gerçekleşeceği konusunda aralarında plan yaptıkları, bu plan doğrultusunda sanık …’in maktulü ve kız kardeşi olan… ….,’i çeşitli bahaneler ile Osmaneli’ndeki köy girişine doğru götürdüğü ve kırsal alanda aniden aracı durdurduğu, önceden suç yerine gelen…ve……,’in duran aracın kapısını açarak bıçak ve sopayla bir çok kez maktule saldırdığı, sonrasında…’ı öldürmek amacıyla saldırdırarak adli rapor bulgularına göre ”yaşamını tehlikeye sokacak, basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yapılan splenektomi (dalağın çıkarılması) nedeniyle, duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesine neden olacak şekilde yaralanmasına neden oldukları, maktulün ise kesici delici alet
yaralanmasına bağlı, kod kırıkları ve burun kemiği kırığı ile birlikte, iç organ yaralanması (akciğer, karaciğer, diyafragma, omentum) iç ve dış kanama sonucu olay yerinde hayatını kaybettiği, sanıkların mağdur …’nın öldüğünü veya ölmek üzere olduğunu düşünerek …’un kullandığı araçla olay yerinden ayrıldıkları, tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık …’un eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanısına varıldığı, sanıkların töre saikiyle hareket ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin kanıtlar bulunmadığı, sanıkların, bulundukları yerdeki dedikodulardan bunalarak yaşadıkları yerden ayrılıp, mağdur ve maktulü takip ettikleri ve eylemi gerçekleştirdikleri kanısıyla sanıkların eylemlerini tasarlayarak gerçekleştirdikleri, töre saikinin net olarak tespit edilemediği kanısına varıldığı ancak; sanık … ile mağdur … arasında resmi nikah bulunmaması, nedeniyle tarafların birbirine karşı hukuken korunan bir sadakat yükümlülüğü bulunmamakta ise de; sanık … ile mağdur …’nın 16 yıl boyunca aynı evde karı-koca hayatı yaşadıkları, bu birliktelikten sanık … ile birlikte 4 müşterek çocuklarının olduğu, mağdurun aynı apartmanda ikamet eden gönül ilişkisi yaşadığı maktul … ile birlikte olay tarihinden 9 ay kadar evvel …’ya kaçmasının ve bu durumun da duyulmasının ardından sanık …’in ve…nin tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere bulundukları yerden taşınmak zorunda kalmaları ile mağdurun, … ile birlikte olabilmek için sanık …’in çocukları diğer sanık …’nin de kardeşleri olan … olmayan üç çocuğu bırakması, nazara alındığında mağdurdan kaynaklanan haksızlık içeren davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak sanıklar…ve…yönünden …’ya karşı tüm eylemlerine yönelik olarak asgari oranda “haksız tahrik” hükmünün uygulanması gerektiği, sanıklar … ve …’in maktul …’a karşı gerçekleştirdikleri nitelikli kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine ilişkin Yargıtay bozma ilamına karşı direnme kararı verilerek, sanıklar hakkında lehe haksız tahrik indirimi yapılmaması gerektiği kanısına varıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık savunmaları, mağdur, tanık ve katılan beyanları, olay yeri görgü ve tespit tutanağı, ölü muayenesi ve otopsi tutanağı, adli tıp raporu, güncel nüfus ve sabıka kayıtları dava dosyasında bulunmaktadır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden;
Mahkemece kısmen direnme kararı verildiği belirtilmiş ise söz konusu hükümlerin tesisinde gerekçenin genişletildiği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/5-155 Esas, 2014/367 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere karara daha önce eklenmeyen içtihadın eklenmesi ve yeni gerekçe yazılması gerekçenin genişletilmesi olup Yargıtay denetimine elverişli yeni hüküm niteliği taşıdığı anlaşılmakla yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre; sanık … ile mağdur …’nın 16 yıl boyunca aynı evde karı-koca hayatı yaşadıkları, bu birliktelikten sanık … ile birlikte 4 müşterek çocuklarının olduğu, yakın çevre ve akrabaları tarafından da evli olarak bilindikleri, mağdurun aynı apartmanda ikamet eden gönül ilişkisi yaşadığı maktul … ile birlikte olay tarihinden 9 ay kadar evvel …’ya kaçmasının ve bu durumun da duyulmasının ardından sanık …’in ve ………’nin tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere bulundukları yerden taşınmak zorunda kaldıkları mağdurun, … ile birlikte olabilmek için sanık …’in çocukları diğer sanık …’nin de kardeşleri olan … olmayan üç çocuğu bırakması, maktulün de evli olarak bilinen aynı apartmanda yaşadığı mağdur ile kaçması nazara alındığında her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nun 185 … maddesi gereğince sadakat yükümlülüğü sadece eşe karşı mevcut olup diğer aile bireylerine karşı böyle bir yükümlülük mevcut değil ise de; mağdur ve maktulden kaynaklanan haksızlık içeren davranışların ulaştığı boyut da dikkate alınarak tüm eylemler yönünden sanıklar…ve…yönünden asgari oranda TCK’nin 29 uncu maddesinde düzenlenen “haksız tahrik” hükmünün uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Sanık …’in Mağdur …’ya Yönelik Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Mağdur …’ya Yönelik Üst Soya Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Mağdur …’ya Yönelik Kardeşe Karşı Tasarlayarak Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümlerin Katılan Kurum Vekili ve Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden İncelenmesinde;

B-1.Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, mağdurdan sanıklara yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği, canavarca hisle öldürmenin, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme, eziyet çektirerek öldürmenin ise öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastını içeren, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olarak tanımlanması karşısında sanığın canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak yeterli kesin kanıt bulunmadığı, eylemin töre saikiyle gerçekleştirildiğinin kabulü için; öncelikle davranışı ya da bulunduğu durum konum, sanık açısından haksızlık teşkil etmeyen mağdurun toplumda genel olarak benimsenmiş olan bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olmasının, ikinci olarak bu aykırı davranışın “ölümle” cezalandırılması gerektiğinin o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olduğunun kabul edilebilmesinin, üçüncü olarak ise öldürme fiilinin fail tarafından toplumun öldürme beklentisinin yönlendirmesiyle sırf aykırı davranışın cezalandırılması görevi üstlenilerek işlenmesinin gerektiği, bu nedenle eylemlerinin töre gütme saikiyle işlenmiş sayılamayacağı, eyleme uyan suç vasfı ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından katılan Kurum vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B-2.Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından fikir ve irade birliği içinde gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, silahla, birden fazla kişiyle birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının somut olayda oluştuğu, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçları yönünden tasarlamanın koşullarının gerçekleştiği, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiğinden sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A.Sanık …’in Mağdur …’ya Yönelik Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Mağdur …’ya Yönelik Üst Soya Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Nitelikli Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Mağdur …’ya Yönelik Kardeşe Karşı Tasarlayarak Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.01.2023 tarihli ve 2022/2869 Esas, 2023/245 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekili ve sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçen süreler göz önüne alındığında, sanıklar müdafilerinin tahliye taleplerinin REDDİNE,

B.Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma; Sanık …’in Maktul …’a Yönelik Tasarlayarak Öldürme ve Nitelikli Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden :
Gerekçenin (A) bendinde açıklanan nedenlerle; … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.01.2023 tarihli ve 2022/2869 Esas, 2023/245 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiilerinin ve katılan Kurum vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda sanıklar müdafiiilerinin temyiz sebepleri kısmen yerinde görülerek aynı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameden farklı düşünce ve oy çokluğuyla HÜKÜMLERİN BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek takdiren … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine bir örneğinin ise Bilecik Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.11.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

K A R Ş I O Y

Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2023/4252 Esas, 2023/7284 Karar sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanıklar … ve …’in maktul …’a karşı gerçekleştirdikleri nitelikli kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine aşağıda açıklamaya çalışacağımız gerekçeyle katılmamaktayız.
5237 sayılı Kanun’un “Haksız Tahrik” başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle tahriki oluşturan ve mağdurdan/maktulden kaynaklanan haksız bir fiil olmalıdır. Mahkemenin kabulüne göre; 1966 doğumlu olan sanık …’in tanık … ile resmi nikah kıyarak evlendiği, 1999 yılında tanık Mevlüde ile birlikteliği devam ederken 1981 doğumlu mağdur … ……, ile dini nikah kıyarak birlikte yaşamaya başladığı, beyanlara göre mağdur …’dan dört çocuğunun olduğu, nüfus kaydında bu çocukların annesinin tanık … olarak gösterildiği, adli rapor içeriğinden müşterek çocuklarından birinin sanık … olduğu sabittir. Mağdur … ile sanık …’in müşterek çocukları ile birlikte … ili Patnos ilçesinde ikamet ederken mağdurun, 1996 doğumlu maktul … ile gönül ilişkisi yaşaması üzerine 2018 yılı içerisinde birlikte kaçarak dini nikâh kıydıkları, Odeksan isimli fabrikada işe giren maktul ile mağdur …’nın Bilecik İli Osmaneli İlçesinde ev kiralayarak birlikte yaşamaya başladıkları anlaşılmıştır. Dosya içeriğinden sanık … ile oğlu sanık …’nin tasarlayarak maktul …’ı öldürdükleri, mağdur …’yı ise tasarlayarak öldürmeye teşebbüs ettikleri hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğunluk görüşü ile uyuşamadığımız nokta maktul …’a karşı gerçekleştirilen eylemlerde haksız tahrikin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususudur.
Mahkemece, “Birlikte yaşadığı kişiden ayrılmak isteyen resmi nikahı bulunmayan kadının yapacağı iş dosya konusu olayda olduğu gibi yaşadığı şehri değiştirmek ve birlikte yaşadığı kişi ile paylaştığı evi terk etmek olacaktır. Aksi düşünce resmi evlilik yaşamayan kadının ömrü boyunca nikahsız yaşadığı kişi ile yaşamaya mecbur olduğu sonucunun doğurur ki bu eşitlik ilkelerine aykırı olur. Çünkü resmi evli olan çiftlerin boşanmak ile ayrı yaşamayı hak ettikleri bilinen gerçektir. Yani resmi evli olmayan dini nikahlı ya da gayri resmi birliktelik yaşayan eşlerin nasıl ayrılık kararı alacakları örfen veya kanunen belirlenmiş değildir. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müştekinin maktul ile birlikte kaçması ve imam nikahı ile yaşadığı diğer kişiyi terk etmesi haksız tahrik olarak nitelendirilemez.” gerekçesiyle sanıklar lehine haksız tahrik indirimi uygulanmamıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 2017/5 Esas 2018/7 Karar sayılı kararında evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı manevi tazminat isteminde bulunulamayacağına karar vermiştir. Yargıtay anılan karar ile resmi nikâh akdi yaparak evlenen kişilerin eşlerine karşı sadakat yükümlülüğü bulunduğu, sadakat yükümlülüğüne uymayan eşin maddi ve manevi tazminat yükümlülüğü altında olduğu, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket eden eş ile evli olmasına rağmen ilişki içinde bulunan üçüncü kişiye ise maddi veya manevi tazminat davası açılamayacağını kararlaştırmıştır. İçtihadı Birleştirme Kararları hukukumuzda kanun ile eşdeğerdir.
Somut olayda; tanık Mevlüde ile evli olan sanık …, bu evlilik devam etmesine rağmen mağdur … ile dini nikâh kıyarak birlikte yaşamaya başlamıştır. Mağdur … bu birliktelik sürerken sanık …’in kendisine şiddet uygulaması üzerine komşusu olan maktul … ile duygusal bir ilişki kurmuştur. Bir süre sonra maktul … ve mağdur … müşterek bir yaşam kurmak için anlaşmış ve birlikte kaçarak dini nikâhla evlenmişlerdir. Gerek sanık … gerekse maktul … mağdur … ile resmi nikâh yapmamış, her ikisi de dini nikâha dayalı bir birliktelik yaşamışlardır. Kaldıki sanık … zaten resmi nikâhlı olduğundan mağdur … ile resmen evlenmesi de mümkün değildir. Maktul …’ın ise mağdur … ile resmen evlenmesine engel bir durum bulunmamaktadır. (Kaldıki mağdur … suç tarihinden sonra da 22.07.2019 tarihinde sanık …’ten başka biriyle evlenmiş ve bir çocuk sahibi olmuştur.) Bu çerçevede maktul …’dan kaynaklanan ve sanıklar…ve ………..,ye yönelen
hukuk kuralları ile korunan hiçbir haksız davranış bulunmamaktadır. Resmi eş yönünden dahi aldatma fiiline katıldığı için üçüncü kişiye karşı tazminat davası açılması kabul edilmezken, gayrı resmi bir birlikteliğin bozulduğu gerekçesiyle kurulan yeni birlikteliğin hukuken haksızlık olarak değerlendirilmesi kanaatimizce mümkün görülmediğinden, sanıklar … ve …’in maktul …’a karşı gerçekleştirdikleri nitelikli kasten öldürme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerde 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız tahrik indirimi yapılması gerektiğine ilişkin bozma görüşüne katılmamaktayız.