Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4267 E. 2024/132 K. 11.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4267
KARAR NO : 2024/132
KARAR TARİHİ : 11.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/28 E., 2019/331 K.
KARAR : Kısmen kabul kısmen ret

Taraflar arasındaki asıl ve birleştirilen davalarda el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin kayden maliki bulunduğu 49 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 424 metrekarelik kısmına davalının yapılaşmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek el atmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına ve 01/06/2006-31/07/2008 tarihleri arasında işleyen 9.360,00 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiş; birleştirilen davalarda ise takip eden dönemler için ecrimisil talebinde bulunulmuştur.

II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının, davacı Vakıf adına kayıtlı çekişmeli taşınmazın 94 m²’lik bölümünü bina yapmak suretiyle işgal ettiği keşfen saptanmak suretiyle el atmanın önlenmesine, muhdesatın yıkımına ve 01/06/2006-31/07/2008 tarihleri arasında işleyen 5.106,00 TL ecrimisilin işgal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 1.Hukuk Dairesince: “…davalının kayden davacıya ait çaplı taşınmaza haklı ve geçerli bir neden olmaksızın yapılaşmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle müdahale ettiği keşfen saptanmak ve bu olgu benimsenmek suretiyle el atmanın önlenmesi, muhdesatın yıkımı ve ecrimisil isteğinin kısmen kabulü yönünde karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik olmadığı… ancak ecrimisilin davalının fiilen el attığı zemin ve muhdesat gözetilmek suretiyle duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, el atıldığı belirlenen yer üzerinden ecrimisil hesaplanması gerektiğini” belirterek karar bozulmuştur.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalının, davaya konu taşınmazın 90 m²lik bölümüne bina yapmak, 411.81 m²’lik kısmını da bahçe yapmak suretiyle toplam 501.81 m²lik kısmını işgal ettiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesine, 11.353,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Yargıtay 1.Hukuk Dairesince: “…raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve çelişkinin nedeni açıklattırılmadan, 06/03/2012 havaleli ek rapor hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidildiği, yerinde 3 kişilik harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla elektronik aletle ölçüm yapılarak tecavüz edilen alanına miktarının belirlenmesi, infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde rapor ve kroki düzenlettirilmesi, tecavüz edilen alanın niteliğinin rapora yansıtılması ve önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken çelişkili raporlardan birisine itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 20.11.2019 tarihli, 2014/28 E. 2019/331 K. sayılı kararıyla; davaya konu 49 ada 15 parsel sayılı taşınmazın Silahtar … Ağa Vakfı adına kayıtlı olduğu, davalının akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın taşınmaza bilirkişi raporunda B ile işaretli 74,68 metrekarelik kısmına yapı, C ile işaretli 13,46 metrekare kısmına baraka yapmak suretiyle, A ile işaretli 355,52 metrekaresini bahçe olarak kullanmak suretiyle toplamda 443,66 metrekarelik kısmına müdahale ettiği gerekçesiyle el atmanın önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kal’ine, davalının kullanımında olan için 01.06.2006-31.07.2008 dönemini kapsayan ve bilirkişi raporu ile belirlenen 9.600,82 TL, 01/08/2008- 31/07/2012 tarihlerini kapsayan 24.593,68 TL ecrimisilin, işgal tarihinden itibaren işleyecek kademeli kanuni faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda 443,66 metrekarelik alan için el atmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verildiğini, halbuki önceki raporlarda 501,81 metrekarelik alan için el atmanın var olduğunun tespit edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen davalar, el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil taleplerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Hemen belirtilmelidir ki, mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.

Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.

Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683 üncü maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı HMK’nin geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birisinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderildiği ve infazı kabil hüküm tesis edilmiş olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.