YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10213
KARAR NO : 2024/181
KARAR TARİHİ : 10.01.2024
…
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/168 E., 2023/543 K.
…
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
…
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli ve 2022/300 Esas, 2022/541 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2023/168 Esas, 2023/543 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle hükümlerin kaldırılmasına, sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, beşinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Bölge Adliye Mahkemesi Savcısının Temyizi
Cinsel saldırı suçundan dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının yerinde olmadığı, verilen kararın bozulmasına karar verilmesi hususlarına ilişkindir.
B. Sanık ve Müdafiinin Temyizi
Cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçlarından dolayı verilen mahkumiyet kararlarının yerinde olmadığı, beyanların çelişkili olduğu, bu suçların işlenmediği, verilen kararın bozulmasına karar verilmesi hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ”Sanık ve katılanın olay tarihinde evli oldukları, ancak katılanın sanığın daha önceki darp eylemleri nedeni ile kadın sığınma evinde kaldığı, olay günü katılanın sanık ile ortak çocuklarını göstermek amacı ile AŞTİ de buluştuğu, akabininde sanığın katılana kendisi ile eve gelmesini, gelmediği takdirde çocuğunu ve katılanı vuracağını, kendisinde silah olduğunu belirtmesi nedeni ile katılanın korktuğu için sanıkla beraber eve gittiği, sonrasında sanığın katılanın telefonunu alarak arkadaşlarıyla çektirdiği fotoğrafları gördükten sonra katılanı dövmeye başladığı, katılanın eve gittiği tarihten kadın sığınma evine gidip eşyalarını alıp eve kesin dönüş yapacağını söyleyerek evden çıkabildiği tarihe kadar sanık tarafından darp eylemlerine maruz kaldığı, bunun yanında ayrıca sanığın dosya arasındaki katılan beyanları, doktor raporları ve fotoğraflandırmalarla da sübuta erdiği üzere tüm bu süre boyunca katılanın bacağına bıçak batırdığı, sigara yakarak katılanın vücudunda söndürdüğü, katılanı kemerle yumrukla, banyo paspasıyla dövmeye devam ettiği, ayrıca katılanın vücuduna ısıtmış olduğu ütüyü bastığı, sanığın eylemlerini katılanın evden ayrılmasına kadar sürdürdüğü anlaşılmıştır. Bu halde sanığın eylemlerinin yönünden her ne kadar yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle cezalandırılması talep edilmiş ise de sanığın eylemlerinin belirli bir sürece yayıldığı sistematik olarak hareket ettiği, sanık tarafından katılanın üç gün boyunca çeşitli şekillerde darp edilip yaralanarak uzun süre acıya maruz bırakıldığı, bu halde sanığın eylemlerinin TCK 96. Maddesinde yer alan eziyet suçunu oluşturduğu anlaşılmakla sanığın eylemine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan lehine olan TCK 96/2-a maddesi uyarınca eylemlerin vahameti, katılanın ihlal edilen haklarının önemi, katılanda meydana gelen yaralanmalar dikkate alınarak temel cezasının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmek suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ayrıca sanığın AŞTİ de buluştuğu katılanı çocuğunu ve kendisini silahla vuracağından bahisle korkutarak zorla olayın gerçekleştiği eve götürmesi burada katılanın rızası hilafına 3 gün boyunca silahtan sayılan eşyalar ile darp, cebir ve tehditte bulunarak tutmaya devam ettiği, katılanın ancak sanığa isteği doğrultusunda sığınma evine gidip eşyalarını alıp eve döneceğini vaad ederek bulunduğu yerden çıkabildiği, bu halde katılanın eylemin gerçekleştiği süre boyunca uğradığı zararlar dikkate alındığında eylem yönünden TCK 110. Maddesinde tanımlı etkin pişmanlık şartlarının da oluşmadığı, anlaşılmakla sanığın eylemine uyan TCK 109/2, 3-a-e maddeleri uyarınca eyleminin vahameti ve gerçekleştirme şekli dikkate alınarak temel cezası asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılmasına, somut olayda sanığın kişiyi hürriteyinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlediği sübuta ermediğinden TCK 109/5. Maddesinin uygulanmamasına karar verilmiştir. Sanığın üzerine atılı bulunan hakaret suçu yönünden ise de hem katılan beyanları hem de sanığın ikrar içeren beyanları ile sanığın katılana karşı ‘orospu’ şeklinde hakarette bulunduğu sübuta erdiğinden sanığın eylemine uyan TCK’nın 125/1. Maddesi uyarınca cezalandırılmasının somut olayda yasal koşulları oluşmadığından TCK’nın 43. Maddesinin uygulanmamasına hükmedilmiştir. Sanığa yüklenen ve mahkumiyetine karar verilen suçlar yönünden sanığın daha önce de katılana karşı yaralama eylemlerinin bulunması ve ayrıca kasıtlı suçlardan mahkumiyetinin bulunması ile suç işleme konusunda ısrar göstermesi eylem nedeni ile pişmanlığının görülmemesi dikkate alınarak TCK 62. Maddesi uyarınca takdiri indirim nedenlerinin, katılanın gerçekleşen olayda sanığa karşı haksız bir eyleminin bulunmaması, katılanın kız yada erkek arkadaşlarıyla fotoğraf çektirmesinin sanığa karşı haksız tahrik içerir bir özelliğinin bulunmaması ile sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiğini göstermeyeceği dikkate alındığında somut olayda yasal koşulları oluşmadığından TCK 29 ve 129. Maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına hükmedilmiş, Sanık … yönünden hükmedilen ceza miktarları, bu ceza miktarlarına göre sanığın kaçma şüphesinin bulunması, bu halde Anayasanın 90. maddesi uyarınca ülkemiz için de bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi ve bu maddenin yorumuyla ilgili AHİM içtihatlarına göre kamu düzeninin temini ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesinin tutuklama için haklı gerekçe oluşturması ve yine AHİM içtihatlarına göre hükmün kurulmuş olmasının tek başına AİHS’nin 5. maddesi uyarınca tutuklama için yeterli olması ve atılı suçun CMK 100/3. Maddesinde belirtilen suçlardan oluşu birlikte gözetildiğinde tutuklama tedbirinin sanık yönünden ölçülü olacağı dikkate alınarak tutukluluk halinin hükmen devamına karar verilmiştir. Bununla birlikte sanığa yüklenen nitelikli cinsel saldırı suçu yönünden ise atılı eylemin gerçekleştiğini gösterir kesin delillerin bulunmaması, sanığın bu yönden inkara dayanan savunmalarının aksini ispat edilememesi, dosya arasındaki mesaj içerikleri ile katılanın telefonunun kendisinde olduğu ve sanığın evde olmadığı sürede babasıyla telefonda konuşmasına rağmen herhangi bir bildirimde bulunmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu halde ceza yargılamasının temel ilkelerinden olan ve oluşan şüpheden sanığın yararlanacağını belirten suçun işlenme ihtimalinin kesinlik arz etmeyip yüksek bir ihtimal olarak kalması halinde dahi sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulamayacağına ilişkin evrensel kurallar dikkate alınarak sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçundan CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemece ” Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan beraat ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince, mağdurenin aşamalardaki ifadeleri ile iddiaları destekleyen tanık beyanı, doktor raporları, resimler, whatssapp mesajları ile dosya kapsamına göre suç tarihinden önce şiddet uyguladığı için müşterek çocukla birlikte kadın sığınma evine yerleştirilen mağdureyle tekrar barışmak için irtibata geçen sanığın, bir önceki gün Kızılayda buluşarak görüştüğü mağdureyle anlaşmasının ardından 27/04/2022 günü AŞTİ’de buluştuğu mağdureyle birlikte herhangi bir zorlama veya tehdit olmaksızın Sincan’daki müşterek eve gittiği, burada kıskanç ve sinirli mizaca sahip sanığın kontrol etmek için aldığı mağdurenin cep telefonunda tanımadığı bir erkeğe ait arama kaydını görünce kendisini aldattığını iddia ettiği mağdurenin böyle bir şey olmadığını söyleyip,telefonla görüştüğü erkek şahsın da bunu teyit etmesine rağmen sinirlenerek mağdureye küfredip tehdit ederek vurmaya başladığı, bu arada evden kaçmak isteyen mağdureyi zorla tutarak alıkoyan sanığın yumruk, tekmeyle darp ettiği mağdureyi sistematik hale gelecek şekilde aralıklarla dövmeye devam edip, kollarına yanan sigara bastığı, çekpasla kulağına vurduğu, beli ile bacağına çatal ve bıçakla bastırdığı, bu şekilde direncini kırdığı mağdure ile regl döneminde olmasına rağmen zorla vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdiği, olay anındaki mağdurenin yardım çığlıklarının yan dairede oturan tanık … tarafından duyulduğu, sonrasında yediği dayaktan dolayı her iki gözü kapanıp, bitkin düşen mağdureyi bırakarak yatan sanığın 28/04/2022 sabahı kalktığında gözlerinin şişten kapandığını gördüğü mağdureye dönüşte kontrol edeceğini ve birini aradığını görürse tekrar döveceğini beyanla tehdit ederek cep telefonunu bırakmasını müteakip oğlunu alıp kapıyı kilitleyerek evden ayrıldığı, eczaneden alınacak ilaç türüyle ilgili mesajlaştığı mağdurenin yanına işi bitince dönen sanığın telefonunu incelediği mağdurenin bu sırada arayan annesiyle kontrollü görüşmesine izin verdiği, bu şekilde cinsel maksatla alıkoyduğu mağdureyle tekrar vajinal ilişkiye giren sanığın 29/04/2022 günü mağdurenin çocuğuyla birlikte kadın sığınma evine gidip kaydını sildirerek eşyasıyla beraber eve döneceğini söylemesi üzerine ayrılmasına izin verdiği ve aynı gece çocuğuyla birlikte sığınma evine giden mağdurenin, dayak yemiş halini gören personel tarafından çağrılan ambulansla kaldırıldığı hastanede hayati tehlikesi olduğundan bahisle yoğun bakım bölümüne alındığı ve bir süre sonra servise çıkan mağdurenin beyanına istinaden sanık hakkında dava açıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar sanık yaralı haldeki mağdureyle rızası dahilinde farklı günlerde iki kez cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmiş ise de ilk gece yediği dayaktan dolayı gözleri kapanıp, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı doktor raporuyla teyit edilen mağdurenin bu durumda iken rızaen cinsel ilişkiye girdiği yönündeki savunma ile sonucu itibarıyla aynı doğrultudaki ilk derece mahkemesi kabulünün olağan hayat şartlarına aykırı olduğu ve dosya kapsamına göre sanığın sistematik şiddet uygulayarak direncini kırıp cinsel maksatla alıkoyduğu mağdure ile zorla birden fazla vajinal ilişkiye girdiği sabit olduğundan, zincirleme şekilde nitelikli cinsel saldırı ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyeti yerine yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hükümler kurulması karşısında, söz konusu kararlara ilişkin istinaf başvurularının kabulü ile hükümlerin kaldırılarak her iki suçtan mahkumiyetine ve nitelikli cinsel saldırı suçundan aldığı ceza miktarı gözetilerek tutuklanmasına karar vermek gerekmiştir.Bu kapsamda anılan suçların işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nazara alınmak suretiyle belirlenen temel cezalarda sanığın ıslah olmaz kişiliği ile yargılama sürecindeki davranışları gözetilerek olumlu kanaat oluşmadığından takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına ve hükmedilen ceza miktarları itibarıyla diğer lehe hükümlerin tatbikine gerek bulunmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hükümler kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümlere yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2023/168 Esas, 2023/543 Karar sayılı kararında bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2024 tarihinde karar verildi.
…