YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11194
KARAR NO : 2023/8846
KARAR TARİHİ : 25.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/362 E., 2023/119 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/198 Esas, 2015/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2014/198 Esas, 2015/112 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan … tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2016/110 Esas, 2019/12522 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil olmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiğinden bozulmasına karar verilmiştir.
3. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/437 Esas, 2020/97 Karar sayılı kararı ile direnilerek sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli ve 2019/437 Esas, 2020/97 Karar sayılı kararı ile direnilmesi üzerine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2020/9148 Esas, 2021/954 Karar sayılı kararı ile direnme nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dava dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmiştir.
5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 29.06.2022 tarih 2021/(kapatılan) 14-74 Esas, 2022/499 Karar Sayılı ilamıyla Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü sorulmadan ve hazır bulunan sanık müdafiine esasa ilişkin savunma yapma imkanı tanınmadan hüküm kurulması, bozmaya niçin uyulmadığı açıklanmadan hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6. Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/362 Esas, 2023/119 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın atılı suçu işlediğine yeterli delil olduğundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve re’sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 04/07/2014 tarih ve 2014/3673 Esas sayılı iddianamesi ile; sanık … hakkında mağdur …’a karşı Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı suçundan TCK’nın 103/2-3-a, 63, 43/1 maddelerinden cezalandırılması talebiyle mahkememize kamu davası açılmıştır.
Mahkememizin 2014/198 Esas sırasına kaydedildiği, yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine dair karar verilmiş, kararın temyizi üzerine incelemeyi yapan Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 18/11/2019 tarih 2016/110 Esas 2019/12522 Karar sayılı kararıyla bozma kararı verilmiştir.
Dosyanın yeniden mahkememizin 2019/437 Esas sırasına kayıt edildiği, yapılan yargılama sonunda mahkememiz kararında direnilme kararı ile sanığın mahkumiyetine dair hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 08/02/2021 tarih 2020/9148 Esas 2021/954 Karar sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kuruluna tevdiine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/06/2022 tarih 2021 (Kapatılan) 14-74 2022/499 Karar sayılı kararı ile bozma kararı verildiği anlaşılmakla dosya mahkememizin 2022/362 Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Sanık …, “Benim Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun vermiş olduğu bozma ilamına bir diyeceğim yoktur. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum. Benim kızım şu an da 13 yaşındadır. Kendisini 9 yıldır göremiyorum. Kızım annesiyle birliktedir. Eşim ile olan boşanma davamız halen devam etmektedir. Bozma ilamından önceki savunmalarımı tekrar ederim, mağdurun annesi olan ve şu an da boşanma aşamasında olan eşim … ile aramızda yaşanan husumet sebebiyle bana iftira atmıştır. Suçsuzum, beraatimi talep ederim” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan … Talimat Mahkemesindeki Şikayet Ve Delillerinde; “Yargıtay bozma ilamını kabul etmiyorum, sanığın iddianame doğrultusunda en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. Benim kızımın başına böyle bir şey geldi, başkalarının canı yanmasın” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Cinsel suçlar yapıları itibari ile çoğu zaman mağdur beyanı dışında delil elde etme bulunmayan ve/veya sınırlı olan suçlardır. Her ne kadar Yüksek Yargıtay’ın “Kendi onur ve namusunu ilgilendiren bir konuda sanığa iftira atması için geçerli sebebi bulunmayan ve suç tarihindeki yaşı nazara alındığında istikrarlı biçimde olayı kurgulayıp anlatması mümkün olmayan mağdure ile mağdure …’nın annesi olan müşteki …’in özünde değişmeyen aşamalardaki tutarlı ve samimi beyanlarına, sanığın tevilli ikrarına ve tüm dosya içeriğine göre, mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, (Yargıtay 14.C.D 13.03.2014 gün ve 2012/5290-2014/3234”) şeklindeki mağdur beyanlarına üstünlük sağlanması yönündeki kararları bulunsa da her somut olayın özelliğine göre delil değerlendirilmesi yeniden yapılmalı ve mağdur beyanları ve sanık anlatımları değerlendirilerek hangisine neden üstünlük tanındığı belirtilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih, 2012/14-1417 esas, 2014-207 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi “sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delilerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir”
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de baş gösteren herhangi bir kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Sanığın mahkumiyetine karar verebilmek için vicdani kanının oluşumuna yeterli oranda somut ve çelişkisiz delillerin bulunması gereklidir. Zira özgürlüğü bağlayıcı bir cezanın verilebilmesi için ortada somut delillerin bulunması gereklidir.
Amacı, maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi; öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latince; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilke gereğince ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin sanığın lehine değerlendirilmesi gerekmektedir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, dava koşulları bakımından da geçerlidir. Bu nedenle gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Bu açıklamalar ışığında, hukukun üstünlüğü ve koruyuculuğu ilkesinin şüphenin var olduğu hallerde haktan yararlanma hal ve yeteneğini genişletilmesi ile gerçekleşeceği gerçeği göz önünde bulundurularak dosya kapsamı incelendiğinde, sanığın atılı suçu işlemediğine dair istikrarlı beyanları karşısında, mağdurun aşamalarda tutarsız ve çelişkili beyanlarda bulunduğu, mağdurun annesi olan katılan ile babası olan sanığın arasında kıskançlıktan kaynaklı husumet bulunması, sanığın, katılan ile arasındaki boşanma davasının devam ettiği şeklindeki beyanı dikkate alındığında tüm bu hususların sanık lehine mahkememizde çelişki ve kuşku oluşturduğu, dosyada bulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın aşamalardaki istikrarlı olarak atılı suçu işlemediğine dair savunmasına itibar edilmesi gerektiği kanaatine varılarak sanık hakkında mağdura karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, mağdurun iddiaları dışında dosya kapsamında sanığın atılı suçu işlediğine dair kesin, yeterli ve şüpheden uzak delil elde edilemediğinden müsnet suçtan sanık hakkında delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiği sonuç ve kanaati ile mahkememizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2022/362 Esas, 2023/119 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.