Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/10614 E. 2013/25609 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10614
KARAR NO : 2013/25609
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2010/111-2013/82

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin davacı vekilince süresi dışında, davalılar vekillerince süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-Hüküm İş Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir. Olayda, hüküm davacı vekiline yöntemince 20.03.2013 tarihinde tefhim edilmiş, temyiz ise 29/03/2013 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi geçmiştir.

O halde, 1.6.l990 tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davacının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi cihetine gitmek gerekmiştir.

2-Davalılar vekillerinin temyiz talepleri, yasal süresinde olmakla, dosya bu yönden incelenmiştir.

Davacı, 15.09.2006-04.09.2009 tarihleri arasında hizmet tespitini talep ettiği halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde yer alan, “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmüne aykırı olarak, talep aşılmak suretiyle, 15.06.2006-04.09.2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Somut olayda Mahkemece, Sem Global Dış Ticaret A.Ş.ne dava ihbar olunmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Hakkında usulüne uygun biçimde açılmış bir dava bulunmayan ve ihbar olunan konumunda yer alan adı geçen şirketin, usulüne uygun şekilde davada taraf haline getirilmesi sağlanmadan, aleyhine hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

4- Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 Sayılı Kanun’un 86/9. maddeleridir. Anılan Kanunlarda ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile “işveren; …sigortalıları çalıştıran … kişiler…” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, işverenin kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır.

Somut olayda; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosyada mevcut dönem bordrolarından ihbar olunan şirkette 3 ila 5 kişi, davalı şirkette ise, 80 ila 120 kişinin kayıtlı çalışmalarının bulunduğu, davacı bordro tanıklarının davacının davalı şirkette çalıştığını, davalı bordro tanıklarının ise ihbar olunan şirkette çalıştığını beyan ettikleri, bordrolu davacı tanığı H.Kaya’nın çalışmalarının ihbar olunan şirketten bildirildiği, bu tanığın davacının yanında işe başladığını, kendisinin de davalı şirkette çalıştığını beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Şu halde, resen araştırma ilkesi doğrultusunda; Mahkemece, öncelikle davacı celbedilerek çalışmanın geçtiği işyeri ile çalışmalarının kapsam ve niteliği hakkında bilgisine başvurulmalı, davalı ve ihbar olunan şirketlerin ticaret sicil kayıtları getirtilerek kurucu ve ortakları belirlenmeli, aralarında organik bağ olup olmadığı araştırılmalı, bu şirketlerden davalı Kuruma verilmiş dönem bordrolarında uyuşmazlığa konu dönemi kapsar şekilde kayden çalışması bulunan diğer bordro tanıkları re’sen belirlenerek beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, ihbar olunan şirkette kayden çalışması bulunan davacı tanığının davalı şirkette çalıştığı beyanı karşısında bu husus açıklığa kavuşturulmalı, böylece sigortalının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi şirket veya şirketler nezdinde ve hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu yeterince araştırılmalı; toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de;

1- Davacının prime esas kazancının asgari ücret üzerinden belirlenmesi nedeniyle, davanın “kısmen kabulü” yönünde hüküm kurulması gerekirken, “kabule” karar verilmesi,

2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. ve 389. maddeleri) uyarınca, kararın anılan maddede tanımlanan unsurları taşıması gerektiğinin ve “taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” yönündeki hükmünün, kararın yazımında dikkate alınmayarak, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde, davacı lehine takdir edilen vekalet ücreti ile yargılama giderinin “davalılardan” alınması gerekirken “davalıdan” alınması,

3- Davanın kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen yargılama giderlerinin de kabul ve red oranına göre paylaştırılmaması usul ve yasaya aykırıdır.

Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Sem Plastik San. Tic. A.Ş.’ye iadesine, 24.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.