YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7388
KARAR NO : 2012/8131
KARAR TARİHİ : 09.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vdl. vekili Avukat … tarafından, davalı … vdl. aleyhine 20/12/2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02/03/2006 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, destekleri trafik kazası sonucu ölen davacıların maddi ve manevi tazminat talebinden ibarettir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
a-Desteğin davacı eşi … destek tazminatı dava etmediği halde mahkemece bilirkişi raporuna itibaren adı geçen davacı yararına destek tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
b-Davacılar vekili 25.01.2005 tarihli celsede dava dışı sigorta şirketince müvekkillerine ödeme yapıldığını beyan etmiş olmasına rağmen mahkemece, ödenen miktarın ve tarihinin tespit edilip gerekiyorsa destek zararından mahsup edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
c-Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda; olay tarihi ile yukarıda gözetilen ilkeler birlikte gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Kararın davacılar yararına daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/05/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılardan eş …’ın ilk dava dilekçesinde destek tazminatı istememiş olmakla birlikte, davacılar vekili tarafından verilen 21/12/2004 tarihli ıslah dilekçesi ile Yıldız içinde destek zararı (maddi) tazminat istenmiş ve harcı da yatırılmış olduğuna göre mahkemenin eş Yıldız yararına destek zararına hükmetmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dosyadaki kusur bilirkişi raporlarından davacıların desteğinin meydana gelen olayda kusursuz olduğu anlaşılmakla birlikte, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişi raporu ve dosya kapsamından olayın meydana gelmesinde davalı sürücünün 5/8 kusurlu olduğu, geceleyin ışıklandırma yapılmamış yolda yağmurlu havada seyrederken aniden başıboş bir atın çıkmasının da olayda etken olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda hükmedilen maddi ve manevi tazminatlardan bu nedenle bir hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğinin yerel mahkemece tartışılmaması doğru olmamıştır.
Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerektiği görüşüyle dairemiz çoğunluğunun bozma gerekçesine katılmıyorum. 09/05/2012