YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21610
KARAR NO : 2013/24274
KARAR TARİHİ : 13.12.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2010/525-2013/351
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan şirketin Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalılardan şirketin vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı Kurum, iş kazası sonucu sigortalıya bağladığı gelirler nedeniyle uğradığı zarardan 15.864,98 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiş; Mahkemece, bozma üzerine, davanın kısmen kabulüyle 1180,63 TL’nin tahsiline karar verilmiş; 30.04.2013 günlü karar davacı Kurum ve davalılardan şirket vekillerince temyiz edilmiştir.
21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun; katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2013 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1820,00 TL olarak değiştirmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının alacağın tamamı gözetilmesi; tamamı dava edilen bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesindeki atıf gözetilerek, HUMK’nun 427 nci maddesi hükmü gereğidir.
Somut olayda yerel mahkemece kabulüne karar verilen 1180,63 TL alacak tutarı, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan
karara karşı temyiz yoluna baş vurulması hükmolunan miktar itibariyle mümkün bulunmadığından, davalılardan şirketin vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu nedenle, davalılardan şirketin vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE;
2-Davacı Kurum vekilinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ancak; davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunlu olduğu; iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü (HUMK md. 76) maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı gözetildiğinde; Mahkemenin bu gerekçe ile davacı Kurum’un vekalet ücretinden sorumlu olmayacağını belirtmesi yerinde ise de; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip yargılama gideriyle sorumluluğuna da hükmedilemeyeceğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki atıf gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Hüküm fıkrasının yargılama giderine ilişkin 3 üncü bendinde yazılı “iş bu davanın kabul ve ret durumu dikkate alınmak sureti ile takdiren 1.423,73 TL. yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve bakiye 113,77 TL yargılama giderinin“ rakam ve sözcüklerinin sözcükleri silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına, 13.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.