YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23409
KARAR NO : 2013/24662
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2007/136-2013/132
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak kararında belirtilen gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum, davalılardan Özerdemler Mad. San. ve Tic. A.Ş. ve … avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalılar avukatının tüm, davacı Kurum avukatının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı kurum, asıl davada, 11.08.2002 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirler ve ödenen cenaze yardımından oluşan kurum zararının, birleşen davada ise, hak sahiplerine bağlanan gelirde meydana gelen artışların rücuen tazminini talep etmiştir.
a-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “….sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunması; fiili ödemenin mevcudiyeti halinde ise, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarının kusur karşılığından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarının kusur karşılığı ilk peşin sermaye değerinin kusur karşılığından düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerekir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 01.03.2006 havale tarihli ıslah dilekçesi ile birlikte değerlendirilerek, hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri miktarı ile fiili ödemeler her bir hak sahibi yönünden karşılaştırılarak düşük olanın kusur karşılığı gözetilip, taleple bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerekirken, yazılı şekilde her bir hak sahibine bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin kusur karşılığı ile fiili ödeme miktarının tamamı karşılaştırılarak düşük olana itibar edilip, dava dilekçesindeki isteme bağlı kalınarak eksik kurum alacağına hükmedilmesi isabetsizdir.
b- Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca (HMK’nun 33. maddesi), yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle dava tarihindeki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum karşısında, kısmen reddine karar verilmesinde davacı kurumun sorumluluğu bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, yargılama sonucunda davacı kurumun kısmen haksız çıkan taraf olarak nitelendirilip asıl ve birleşen davada vekil ile temsil olunan davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi, giderek teselsüle dayanan eldeki davada, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olunduğunun gözetilmemesi, isabetsizdir.
c-Bununla birlikte, karar başlığında ve hüküm fıkrasında davalı Ertan Taş’ın isminin … olarak yanlış yazılması, yine karar başlığına davalı … adına Av. … isminin yazılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. Maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. Maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Karar başlığında yazılı bulunan “ERHAN” isminin silinerek yerine “ERTAN” ; “…” isminden sonra gelmek üzere “VEKİLİ Av. …” yazılmasına, Hüküm fıkrasının asıl dava için yazılan A paragrafının 1. bendinde yazılı bulunan sırasıyla “16.294,95” ve “81,63” rakamlarının silinerek, yerine sırasıyla “18.372,13” ve 122,44” rakamlarının yazılmasına, 2. bendinde yazılı bulunan “Erhan” isminin silinerek yerine “Ertan” yazılmasına, C. paragrafında yazılı bulunan “1118,45” rakamlarının silinerek yerine, “1.263,36” rakamlarının yazılmasına, aynı paragrafta yazılı bulunan “tahsili” sözcüğünden önce gelmek üzere, “müştereken ve müteselsilen” sözcüklerinin yazılmasına, D paragrafının tamamen silinerek yerine, “Bozmadan önce ve sonra davacı kurum tarafından yapılan toplam 2.394,60TL yargılama giderinin davalılar Özerdemler Madencilik A.Ş., …, …, …’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, E paragrafında yazılı bulunan “”1965,1896” rakamlarının silinerek yerine, “2.219,35” rakamlarının yazılmasına, aynı paragrafta yazılı bulunan “alınarak” sözcüğünden önce gelmek üzere “müştereken ve müteselsilen” sözcüklerinin yazılmasına, F paragrafında yazılı bulunan “Erhan” isminin ayrı ayrı silinerek yerine “Ertan” isminin yazılmasına, G paragrafı ile birleşen dava için yazılan B paragrafının 4. bendinin ayrı ayrı silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve kararı bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan Özerdemler Mad. San. ve Tic. A.Ş. ve …’den alınmasına, 17.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.