YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9291
KARAR NO : 2023/8336
KARAR TARİHİ : 12.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/69 E., 2015/258 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, … Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2010 tarihli, 2010/4502 Esas sayılı iddianamesiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2012 tarihli, 2010/427 Esas, 2012/869 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturması ihtimaline binaen Ağır Ceza Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmiştir.
3. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli, 2013/69 Esas, 2015/258 Karar sayılı kararı ile, sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.05.2019 tarihli ve 14-2015/365539 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın aleyhine kesin delil teşkil edecek bir bulgunun dosyada mevcut olmadığına, dinlenen polis memurlarının beyanları, tanık olarak dinlenen şahısların beyanlarının sadece kapı arkasından duyduklarına ilişkin olduğuna ve tanıkların beyanlarının çelişkili olduğuna, mağdure hakkında aldırılan rapor, mağdure ve annesinin beyanları, sanığa ait pijamada bulunan meni lekesinden eylemin gerçekleştiğine ilişkin kanaatin zorlama yorum olduğuna, tanık …’ün ise konuşmaları duymadığına ilişkin beyanda bulunduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer sebeplere yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay akşamı sanığın, 7 yaş 2 aylık olan mağdureyi …’te bulunan evine götürdüğü, evdeki erkek çocukları tavuk aldırma bahanesiyle dışarıya gönderdiği, evde mağdureyle yalnız kaldığı, komşularından …’ün sanığın küçük kızı “Sakın annene söyleme” diyerek evine götürdüğünü görerek komşusu …’a bildirdiği, …’ın ise sanığın kapısını dinlemesi üzerine “Çükümü yala” kız çocuğunun “Acıyor” demesi, sanığın “Bacaklarını aç kendini rahat bırak kasma”, ”Sakın kimseye söyleme yoksa seni öldürürüm” diye söylediğini duyduğu, bunun üzerine polise haber verdikleri iddia ve kabul edilen olayda, eve gelen polis memurlarının kapıyı ısrarla çalmalarına rağmen sanığın hemen açmadığı, bir süre sonra açtığında sanığın üzerindeki bej renkli yün pijama ile kareli desenli iç çamaşırının kasık bölümünün ön kısmında ıslaklık olduğunun görülmesi üzerine sanığın giysilerine el konduğu, alınan kriminal rapora göre de sanığın kasık bölgesindeki ıslaklığın meni olduğu ve sanığa ait olduğunun belirlendiği, sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, sanıkla ihbar eden komşuları arasında bir husumetin söz konusu olmaması, polisin kapıya dayanmasına rağmen sanığın kapıyı hemen açmayıp açtığında da kasığında menisinin tespit edilmesi karşısında suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmediği, tanıkların ifadelerinde itibar edilmemesini gerektirecek bir çelişki olmadığı, farklı zaman ve mercilerde alınan ifadelerde olabilecek esasa etkili olmayan ufak tefek farklılıklar olduğu, tanıklar … ve …’ın savcılığa verdikleri ifadelere üstünlük tanınması gerektiği gerekçeleriyle sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
Mağdurenin aşamalarda sanığın kendisine karşı cinsel davranışlarda bulunmadığı şeklindeki beyanları, sanığın da mağdure beyanları doğrultusundaki savunmaları, tanık … ve …’ın aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık …’ün ise konuşulanları bizzat duymadığına ilişkin savcılık beyanı, tanık olarak dinlenen Olay, Yakalama ve Muhafaza Altına Alma Tutanağı mümzileri polis memurlarının kapı açıldığında mağdurenin üzerinin giyinik olduğunu, mağdurenin cinsel istismara uğradığına dair mağdurede herhangi bir belirti görmediklerine ilişkin beyanları, mağdurenin vücudunda tespit edilen yumuşak doku lezyonlarının fiziksel özellikleri dikkate alındığında yeni oluşmadıkları, cinsel istismara delil teşkil etmeyeceği, fiili livata bulgusunun maddi delillerinin bulunmadığının tespit edildiğine yönelik … Adlî Tıp Şube Müdürlüğü’nün 15.05.2010 tarihli rapor içeriği ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma gerekçesine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.09.2015 tarihli, 2013/69 Esas, 2015/258 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.12.2023 tarihinde karar verildi.