Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/3005 E. 2023/8610 K. 19.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/3005
KARAR NO : 2023/8610
KARAR TARİHİ : 19.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/143 E., 2022/322 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2014 tarihli ve 2014/179 Esas, 2014/314 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237

sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Anılan kararın temyizi üzerine Dairemizin 15.02.2022 tarihli ve 2022/2615 Esas, 2022/1240 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi ve kabule göre de; aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası kapsamında usulüne uygun alınacak rapora göre sanığın hukuki durumunun tartışılması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir.

3. Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/143 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.03.2023 tarihli ve 9-2023/16963 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın bozulması istemine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığa üst sınırdan ceza verilmemesinin ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasının yasal olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemesince “Mağdurun soruşturma aşamasında olayın sıcaklığı ile Cumhuriyet Savcısı’na verdiği beyanındaki, sanığın bir yıldır erkek arkadaşı olduğu, olay tarihinde yurttan çıkıp onu aradığı, buluştukları, bir eve gittikleri, bu evde ilişkiye girdikleri şeklindeki anlatımları, sanığın soruşturma aşamasında müdafi huzurunda kolluk ifadesinde ve sorgu hakimliğinde yapılan sorgusunda mağdur ile cinsel ilişkiye girdiklerine dair ikrar içeren beyanları ile Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk İzlem Merkezi 15/04/2014 tarihli, 2014-151-01 sayılı Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda yer alan Mağdurun ifade aşamasında erkek arkadaşı olan sanık …’yi korumaya çalıştığının gözlendiği, bu bağlamda mağdurun anlatmış olduğu ifadesinde çelişkiler olabileceğinin düşünüldüğünü dair raporlar birlikte değerlendirildiğinde; mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanlarının sanığı suçtan kurtarmaya dönük olduğu, sanığın kovuşturma beyanlarının ise suçlamalardan kurtulmaya dönük olduğu anlaşılmakla, bu deliller kapsamında Mağdur ile sanığın aynı köyden oldukları, aralarında, mağdurun soruşturma anlatımlarında belirttiği gibi, olay tarihinden bir yıl önde başlayan duygusal ilişki bulunduğu, mağdurun ailesinden ayrı olarak yurtta kaldığı, mağdurun olay tarihinde izinli olarak kaldığı yurttan ayrılarak sanık ile buluştuğu ve birlikte bir eve gittikleri, bu süre içerisinde mağdur ile sanığın, olay tarihininde on beş yaşından küçük olan mağdurun hukuken geçersiz olan rızası ile, cinsel ilişkiye girdikleri vicdani kabule ulaşılan olayda; TCK m.30’da düzenlenen hata hükümleri yönünden yapılan değerlendirmede; mağdurun hastane doğumlu olduğu bu nedenle doğum tarihinin gerçek doğum tarihi olduğu, mağdur ile sanığın aynı köyden olmaları (sanığın beyanına göre evleri arasında 500 metre mesafe bulunduğu) ve ayrıca mağdurun beyanında belirttiği gibi olay tarihinden bir yıl önde başlayan duygusal ilişki bulunması karşısında sanığın mağduru yakından tanıdığı, öyle ki sanığın kollukta müdafi huzurunda verdiği ifadesinde mağduru çocukluktan beri tanıdığını, olay günü mağdur ile gezdikten sonra mağdura yaşının küçük olması nedeniyle yurda dönmesini söylediğini beyan ettiği, yine mağdurun kovuşturma aşamasında sanıktan kendisini kaçırmasını istediğinde sanığın kendisine yaşının küçük olduğu şeklinde cevap verdiğine ilişkin beyanlarına göre mağduru yakından tanıyan sanığın mağdurun yaşı noktasında hataya düştüğünün kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK m.30 hükümleri uygulanmamıştır.
Her ne kadar İstanbul Adli Tıp Kurumu 6.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 19/08/2022 tarih, 2022/110730-2969 sayılı raporda mağdurda Depsesif Bozukluk tespit edildiği, tespit edilen bu psikiyatrik tablonun ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olduğu belirtilmiş ise de; aynı raporda bu psikiyatrik bozukluğun cinsel istismara bağlı ortaya çıkabileceği gibi bu psikiyatrik tablonun mağdur ve sanık arasında hile, şiddet zorlama olmaksızın erken yaşta yaşanan cinsel deneyim sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar sonrasında da ortaya çıkabileceği, bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağının belirtildiği, bu nedenle mağdurda gelişen psikiyatrik tablonun sebebinin şüpheli hale geldiği, bu şüphenin de sanık lehine yorumlanması gerektiği anlaşılmakla sanık hakkında 6545 sayılı yasa değişikliği öncesi TCK m.103/6 hükmü uygulanmamıştır.
Açıklanan bu gerekçeler ve yukarıda kabul edilen oluşa göre sanığın eylemine uyan çocuğun cinsel istismar suçundan mahkumiyetine ve suç tarihi itibari ile lehe olan 6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki TCK m.103/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından Mahkemece kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz talepleri yerinde görülmemiştir. Onama sebebine uygun olarak Tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2022 tarihli ve 2022/143 Esas, 2022/322 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.12.2023 tarihinde karar verildi.