Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2023/4408 E. 2024/538 K. 08.02.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4408
KARAR NO : 2024/538
KARAR TARİHİ : 08.02.2024

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin asıl davada ve kayıt kabul istemine ilişkin karşı davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı–karşı davalı … Elektronik San. ve Tic A.Ş. İflas İdaresi ve davalı-karşı davacı … Ev … San. ve Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmekle ve davalı-karşı davacı … Ev … San. ve Tic. A.Ş. tarafından duruşma istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davalı karşı davacı … Ev … San ve Tic. A.Ş. vekilleri Avukat … Sarıtaş, Avukat …, avukat … ile temyiz talebinde bulunan davacı karşı davalı vekili avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı … Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (…) vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı … Ev … San. ve Tic. A.Ş. (… Türkiye) arasında 08.10.2003 tarihinde münhasır dağıtıcılık sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilince üretilen kahverengi ev eşyasının pazarlanması işini üstlenen davalı şirketin, ürün pazarlanmasında en iyi gayret ve özeni göstermekle, pazar payını büyütmekle, yıllık ve üç aylık sipariş tahmin formlarını vermekle ve en iyi ciroyu yapmakla yükümlü olduğunu, davalı şirketin açıklanan bu edimleri yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını, bu kapsamdaki toplam zararının 326.697.758 … olduğunu, davalı … Türkiye’nin bu zarardan doğrudan, diğer davalıların ise zararın doğumuna iştirak etmekten dolayı sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000.000 … maddi zararın ve 10.000.000 … manevi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı … Türkiye arasında 08.10.2003 tarihinde dağıtım akdinin imzalandığını, sözleşmenin tarafı olmayan davalılar … … … … …, … … ve …’e husumet yöneltilemeyeceğini, … Türkiye’nin ise dağıtım sözleşmesindeki tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı şirketin kötü yöneltilmesi sonucu zor durumda kaldığını ve iflasının ertelenmesini talep ettiğini, bu durumun sözleşmeye göre akdin haklı nedenle feshini gerektirdiğini ve sözleşmenin 27.05.2008 tarihli ihtar ile feshedildiğini, talep edilen zararın farazi olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, müvekkili … Türkiye yönünden açtığı karşı davasında ise 25.01.2002 tarihli avans sözleşmesi ile davacıya avans olarak verilen 10.000.000 …’nin akdin haklı nedenle fesih sonucu iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, 10.000.000….’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Yargılama sırasında karşı davalı … Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’nin iflasına karar verilmiş olması nedeniyle karşı dava kayıt kabul davasına dönüşmüştür.

2. Karşı davada davalı vekil cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.05.2012 tarihli ve 2008/668 Esas, 2012/554 Karar sayılı kararı ile davacı ile davalı … Türkiye arasında 08.10.2003 tarihli sözleşme ile tek satıcılık ilişkisi kurulduğu, davalı … …, … … ve …’in akdin tarafı olmadığı, asıl davada davalı … Türkiye’nin sözleşme uyarınca üzerine düşen reklam yapma edimini yerine getirmeyerek davacının pazar payının daralmasına ve böylelikle davacının 21.825.471.27 … zarara uğramasına neden olduğu, sözleşmede taraflardan birine iflas hukuku hükümlerinin uygulanmasının akdin haklı nedenle fesih edilmesine imkan sağladığı, bu nedenle … Türkiye’nin akdi fesih etmesinin haklı nedene dayandığı, bu sebeple avans olarak verdiği 10.000.000 …’ nin iadesine ilişkin karşı davasında haklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile talep ile bağlı kalınarak 20.000.000 …’nin davalı … Türkiye ‘den tahsiline, davalı şirkete yönelik diğer taleplerin ve manevi tazminat isteminin reddine, diğer davalılar … …, … … ve … hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, karşı davanın kabulü ile 10.000.000 …’nin davalı …’dan tahsili ile davacı … Türkiye’ye ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı- karşı davalı … ve asıl davada davalı- karşı davacı … Türkiye vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.11.2012 tarihli ve 2012/13241 Esas, 2012/ 17639 Karar sayılı kararıyla, hüküm gerekçesinde davacının pazar payının daralmasında davalı tarafın reklam yükümlülüğünü yerine getirmediği ve bu nedenle kar kaybı zararının oluştuğunun belirtildiği, asıl davada davalı yanın hükme esas alınan rapora itirazında reklam yapma ediminin yerine getirildiğini bildirerek itiraz ettiği ve sunulan belgelerin yerinde incelenmesini istediği, belgelerin incelenmesi talebinin yeni bir delil sunulması olmadığı, mevcut delillerin değerlendirilmesini içerdiği, öte yandan, bilirkişi heyetinde reklam konusunda uzman kişi veya kişilerin bulunmadığı, bu durumda incelemenin yeterli olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda, reklam ve reklamcılık hizmetinden anlayan kişi veya kişilerin de içinde bulunduğu yeni bir heyetten (gerekirse 5 kişi) oluşacak, asıl davacı ve karşı davalının tüm itirazlarını karşılayacak şekilde sunulan belgeler yerinde incelenmek suretiyle tamamlayıcı rapor alınarak ve uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar temyiz edenler yararına bozulmuş, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.10.2018 tarih 2014/678 Esas, 2018/904 Karar sayılı kararı ile davacı … ile davalı … Türkiye arasında 08.10.2003 tarihinde dağıtım sözleşmesi düzenlendiği, davanın dayanağı olan bu sözleşmenin tarafı olmayan davalılar … … … … …, … … ve …’e karşı husumet yöneltilemeyeceği, davalı-karşı davacı … Türkiye’nin ise sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirdiği, bu nedenle davacı-karşı davalının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde görülmediği, davacı-karşı davalı iflas erteleme isteminde bulunduğundan sözleşmenin ilgili hükümleri gereği davalı-karşı davacı … Türkiye’nin fesihte haklı olduğu, bu itibarla ödediği avansın iadesini talep edebileceği, davacı-karşı davalı … hakkında iflas kararı verildiğinden, avansın iadesi talebini içerir karşı davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü, iflas tarihi itibariyle işlemiş faizi ile birlikte alacağın 11.278.904,11 … karşılığı 23.964.287,56 TL olarak hesap edildiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile davalı-karşı davacı … Türkiye’nin tespit edilen 23.964.287,56 TL tutarındaki alacağının, davacı-karşı davalı …’nın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı … İflas İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairemizin (kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 19.12.2019 tarihli ve 2019/1638 Esas, 2019/5467 Karar sayılı kararıyla temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı-karşı davalı … iflas idaresi vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur.

2. Dairemizin (kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 02.02.2021 tarihli ve 2020/831 Esas, 2021/312 Karar sayılı kararıyla, mahkemece bozma gereklerinin yerine getirilmediği, yedi kişilik bilirkişi heyetinin oluşturulma usulünün HMK 281. maddesinde belirlenen usule uymadığı, bu durumda, ilk raporu veren bilirkişilerin raporunun kanaat verici ve karara dayanak yapılabilecek nitelikte bulunmadığı takdirde bu kişilerin dışında yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması, iki bilirkişi heyetinin birbirlerinin aksine görüş bildirmesi halinde de çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulup rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği belirtilerek, mahkeme kararı, davacı-karşı davalı yararına bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı … Türkiye ’nin, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, sözleşme kapsamına giren ürünleri Türkiye’de tanıtmak, satmak, tahmin edilen satış miktarına ulaşmak veya bu miktarları aşmak amacıyla elinden gelen gayreti göstermekle yükümlü olduğu, davalı-karşı davacının bu kapsamda, satış tahminlerini içeren Kasım ayı raporlama borcunu sözleşmeye uygun şekilde ifa etmediği, üç aylık sipariş verme ve sözleşmede belirtilen miktarda tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunma yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği, davalı-karşı davacının sözleşmeye aykırı bu eylemleri nedeniyle, davacı-karşı davalı …’nın piyasa payının sözleşme döneminde kaybından kaynaklı yoksun kaldığı kazanç kaybının 92.556.234,48 …, stoklarda kalan malzemelerin değer yitirmesinden doğan zararının 15.343.967,08 …, stoklarda kalan hammadde ve yarı mamülden doğan zararının 9.901.775,00 … ve ilave piyasa payı kaybından kaynaklı yoksun kalınan karının 2.426.056,72 … olduğu, davacı-karşı davalının asıl davada 20.000.000,00 … talep ettiği, karşı davada yapılan incelemede, sözleşmeye aykırı davrandığı tespit edilen davalı-karşı davacının … Türkiye’nin feshinin haksız olduğu, ancak her halükarda yaptığı avans ödemelerinin iadesini talep edebileceği, tarafların birbiri ile örtüşen kayıtlarına göre 4.631.678,73 … avans alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile 20.000.000,00 … maddi tazminatın faizi ile birlikte davalı-karşı davacı … Türkiye’den tahsili ile davacı-karşı davalı … adına iflas masasına kayıt ve kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine, davalılar … …, … ve … Und … … … hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile 4.631.678,73 …’nin iflas tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte … Elektronik San. Ve Tic. A.Ş. adına iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı-karşı davalı … iflas idaresi vekili ve davalı-karşı davacı … Türkiye vekili temyiz temyiz etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı … vekili temyiz başvuru dilekçesinde; manevi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğunu, zira davalı-karşı davacının müvekkilinin ekonomik yönden iflasına, mahvına sebep olduğunu, pazar payını %28’lerden %4 seviyesine tek satıcı olan davalı-karşı davacının indirdiğini, söz konusu zarardan sorumlu olan diğer davalılar hakkında husumet yokluğu nedeniyle red karar verilmesinin de doğru olmadığını, karşı davada avans talebinin haksız olduğunu, sözleşmenin feshinde haksız olan karşı davacının avansın iadesini isteyemeyeceğini, üstelik avansa konu ürünleri teslim almayı reddettiğinden alacaklı temerrüdüne düştüğünü, karşı dava kayıt kabul davasına dönüştüğünden, alacağın iflas tarihindeki kur üzerinden TL’ye dönüştürülerek masaya kaydına karar verilmesi, harç ve vekalet ücretinin de maktu olarak tayin edilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı-karşı davacı … Türkiye vekili temyiz başvuru dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini, 19. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulmakla müvekkili lehine usuli müktesap hak oluştuğunu, bu karar ile reklam ve pazarlama dışındaki diğer tüm edimlerin yerine getirildiğinin kesinleştiğini, sadece bu hususta konusunda uzman bilirkişiden tamamlayıcı rapor alınması için ilk kararın bozulduğunu, stok zararı, hammadde finansmanı gibi farazi mükerrer zarar taleplerinin reddine ilişkin olarak da ilk kararın kesinleştiğini, döviz cinsinden tazminat talep edilmesinin ve bu yönde hüküm verilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Türk Lirası cinsinden yürüdüğünü, bilirkişi kurulunun reklam ve pazarlama faturalarına ilişkin incelemesinin eksik ve hatalı olduğunu, sözleşme konusu ürünlere ilişkin pek çok faturanın hesaba dahil edilmediğini, müvekkilinin reklam, tanıtım ve pazarlama yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getirdiğini, taraflar arasındaki sözleşmede müvekkiline, davacı-karşı davalı …’nın pazar payını sabit tutma ya da arttırma gibi bir yükümlülük yüklenmediğini, sözleşmenin bu nitelikte bir tek satıcılık sözleşmesi olmadığını, her iki tarafın elinden gelen gayreti gösterme edimini yüklendiğini, edim sonucunun … edilmediğini, davacı-karşı davalının bir kısım ürünleri kendisinin satmaya devam ettiğini, elinden gelen gayreti gösterme yükümlülüğünün davacı-karşı davalının da bir yükümlülüğü olmasına rağmen bu husustaki itirazlarının incelenmediğini, öte yandan, davacı-karşı davalının faaliyetinin büyük oranda ihracata yönelik olduğunu, o alandaki başarsızlığın göz ardığı edildiğini, tüm zararlarının müvekkilinin üzerine yıkıldığını, pazar payı ilgili yapılan tespit ve hesaplamaların hatalı olduğunu, davacı-karşı davalının ürünlerinin teknolojik olarak geride kaldığını, fesihten önce zaten üretimini durdurduğunu, bilirkişinin reklam dışında kalan pazarlama harcamalarını incelemediğini, karşı dava yönünden de daha önce hüküm altına alınan 10 milyon …’nin kesinleştiğini, 19. Hukuk Dairesinin bozma kararının kapsamı dışında kaldığını, karşı davada davalının bu husustaki bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, bilirkişinin defterde ilgili dönemin kuruna göre TL cinsinden olan değerleri esas alması nedeniyle hata yaptığını, söz konusu alacağı temerrüt tarihinden iflas tarihine kadar faiz yürütülmesi ve iflas tarihindeki kur üzerinden TL’ye çevrilerek iflas masasına kaydına karar verilmesi gerekirken, iflastan itibaren faize hükmedilmesine karar verildiğini, iflastan önceki dönemde işlemiş faizin hüküm altına alınmadığını ileri sürerek, asıl ve karşı davada verilen hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasındaki dağıtım ve satıcılık sözleşmesine dayalı maddi ve manevi tazminat, karşı davada ise bu sözleşme kapsamında verilen avansın iadesi (iflas masasına kayıt kabulü) istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası

3. Değerlendirme
1. Davalı-karşı davacı … Türkiye vekilinin, asıl ve karşı davada verilen hükme yönelik temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;

1.1. Yukarıda açıklandığı üzere, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.11.2012 tarihli ve 2012/13241 Esas, 2012/ 17639 Karar sayılı kararıyla, davalı-karşı davacı …’nin reklam yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği konusunda bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla, mahkemenin ilk kararı taraflar yararına bozulmuş, bu bozma kararında tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Dairemizin (kapatılan 23. Hukuk Dairesi) 02.02.2021 tarihli ve 2020/831 Esas, 2021/312 Karar sayılı kararında da Yargıtay 19. Hukuk Dairesi bozma kararına karşı davacı vekilinin asıl davadaki kısmi dava miktarı açısından onama talebinde bulunmasının taraflar açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı açıklanmıştır. Bu durumda, davalı-karşı davacı … Türkiye vekilinin, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulmakla, müvekkili yönünden usuli müktesap hak oluştuğuna dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

1.2.Taraflar arasında imzalanan sözleşmede iki tarafın karşılıklı edimlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir sözleşme uyarınca bir tarafı sorumlu tutmak için edimlerinin bir kısmını veya tamamını yerine getirmemiş olması diğer tarafın da zararın meydana gelmesine veya artmasına sebep olmaması gerekir.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 2.1. maddesinde; “…, her yıl Kasım ayında Sözleşme Ürünlerine ilişkin olarak pazar büyüklüğündeki gelişim tahminleri, pazar koşulları ve pazar payları ile pazarda satılan ürünlerin miktarı da dahil olmak üzere bir sonraki yıla ait satış tahminlerini …’ya bildirecektir. Taraflar bu tahminler üzerinde iyi niyetli olarak görüşüp Türk pazarının büyüme potansiyelinden yararlanma konusunda ayrıca tahmin edilen satış miktarlarına ulaşmak veya bu miktarları aşmak üzere ellerinden gelen gayreti göstereceklerdir.” düzenlenmesine yer verilmiştir.

1.3. Bu düzenlemeye göre piyasa payının arttırılması ya da en azından korunması konusunda, her iki tarafın da ellerinden gelen gayreti göstermekle yükümlü oldukları açıktır. Bu husustaki tüm yükümlülüğün davalı-karşı davacı … Türkiye’e ait olduğu kabulünden hareketle sonucu varılması taraf davranışlarının zarar üzerindeki etkileri üzerinde durulmaması doğru olmamıştır.

1.4. … Türkiye, davacı …’nın ürettiği sözleşme konusu ürünlerin, teknolojinin gerisinde kaldığını, iç ve dış piyasada rekabet edemediğini savunmuş, bilirkişi raporlarına karşı bu yönde itirazda bulunmuştur.

1.5. Davacı … 2007 yılında açtığı iflas erteleme davasına sunduğu iyileştirme projesinde, uzak doğulu rakiplerin yoğunlaşan haksız rekabeti, … ve Plazma panel üreticisi uzak doğu kökenli firmaların aşırı rekabeti, cam tüplü televizyonların pazarının beklenmedik bir süratle azalışı nedeniyle hızlı değişen teknolojilere ayak uydurmak amacıyla devlet desteği katkısı talep edildiğini, fakat seçimler nedeniyle sürecin olumlu sonuçlanmadığını beyan etmiştir.

1.6. Davalı-karşı davacı … Türkiye, sözleşmenin taraflara yüklediği üstün gayreti gösterme (best efforts) yükümlülüğü gereğince, yurt içinde satışı yapılan sözleşme konusu ürünlerin teknolojinin gerisinde kaldığı, diğer firmalarla rekabet edemediği konusunda gerekli ihbar ve ihtarları yapmayarak ihmalli davrandığı anlaşılmaktadır.

1.7. Elektronik eşya piyasasında, teknolojik gelişmelere ayak uyduramayan firmaların rakip firmaların gerisinde kalacağı, zamanla pazar payını kaybedeceği bilenen bir gerçektir. Bu anlamda, üstün gayreti gösterme yükümlülüğü gereğince, teknolojik gelişmeleri takip ederek ürünlerini yeni teknolojilere uyumlu hale getirmekle yükümlü olan davacı …’nın bu edimini yerine getirip getirmediği bu davranışın pazar payına etkisinin ne olduğu konusunda gerekli araştırmanın yapılmadığı görülmektedir.

1.8. Ayrıca, davacı- karşı davalı … aynı zamanda ihracat yapan bir firmadır. Davalı- davacı … Türkiye, …’nın, ürettiği ürünlerin %80’ini ihraç ettiğini, teknolojinin gerisinde kalması nedeniyle iç piyasadakine benzer bir şekilde zamanla yurt dışı piyasalarındaki pazar payını da kaybettiğini ileri sürmüştür. Bu durumda, …’nın, sözleşme öncesi ve sözleşme dönemindeki ihracat rakamları incelenerek, yurt dışı piyasalarında da pazar kaybına uğrayıp uğramadığı, uğramış ise bunun iç piyasaya etkisi ve özellikle yurt dışı piyasalarda da iç piyasadakine benzer bir şekilde pazar kaybı oluşup oluşmadığı araştırılıp iç ve dış piyasadaki pazar kaybı oranları kıyaslanarak, davalı- karşı davacı … Türkiye’nin iç piyasadaki pazar payı kaybına ilişkin sorumluluğunun kapsamı bu yönden de değerlendirilmelidir.

1.9.Diğer taraftan, bilirkişi raporlarında davalı-davacı … Türkiye’nin reklam ve pazarlama faaliyetlerini sözleşme gereğince ifa edip etmediği hususu çelişkilidir. Bu çelişki giderilmeden tesbit edilen tüm zarardan … Türkiye’nin sorumlu tutulması isabetsiz olmuştur.

1.10. Bu durumda, mahkemece, aralarında kahverengi eşya (özellikle sözleşme konusu ürünler) teknolojileri konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu, yeni bir bilirkişi heyetinden, yukarıda açıklanan hususlarla ilgili olarak davalı-karşı davalı … Türkiye’nin tüm itirazlarını karşılayacak şekilde rapor alınıp zarara taraf davranışlarının etkisi de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

1.11. Davalı-karşı davacı … Türkiye vekilinin karşı davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
… Türkiye’nin, 25.01.2002 tarihli Avans Ödemelerine İlişkin Sözleşme uyarınca, …’ya 10 milyon … Doları avans verdiği uyuşmazlık dışı olup taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmiş olmasına göre avans olarak ödenen tutarın aynen iadesi gerekir. Bu durumda, karşı davanın konusu olan 10 milyon … Dolarının iflas tarihindeki Türk Lirası karşılığı belirlenerek, belirlenen tutarın davacı … Türkiye alacağı olarak …’nın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, karşı davada yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur.

2. Davacı-karşı davalı … İflas İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
2.1. … Türkiye vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazları yönünden az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, davacı-karşı davalı Müflis … iflas idaresi vekilinin

karşı davanın esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.2. Bunun yanında, kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Bu nedenlerle, bu davalarda harç ve vekalet ücreti maktu tarifeden hesaplanır. Mahkemece, karşı davada bu kalemlerin nisbi tarifeden hesaplanarak hüküm altına alınması hatalı olmuştur.

V. KARAR
Temyiz olunan Mahkeme kararının, yukarıda değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı-karşı davacı … Türkiye yararına, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı-karşı davalı … A.Ş. yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan harçların istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,

Yargıtay duruşmasında vekilleri hazır bulunduğundan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin tarafların herbirinden alınarak, diğer tarafa ödenmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.