YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12658
KARAR NO : 2023/3994
KARAR TARİHİ : 20.03.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2549 E., 2020/1300 K.
HÜKÜM/KARAR :Davacı ve davalılar … ve …’nın istinaf başvurularının
kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden
hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1402 E., 2020/1300 K.
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne kaar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.10.2007 tarihinde davalılardan …’nın sürücüsü, davalı …’nın işleteni ve davalı …Ş’nin trafik sigortacısı olduğu araç ile davalı …nin trafik sigortacısı ve davacının yolcu konumunda olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini (davalı … şirketlerinin limit dahilinde maddi tazminattan avans faiziyle birlikte müştereken sorumlu tutularak) tahsilini talep etmiş; 27.01.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 124.310,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, kusura itiraz ettiklerini, yeniden kusur tespiti talep ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı …vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, kusur oranlarının tespiti ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
3. Davalı …Ş vekili cevap dilekçesinde; kaza tarihi itibariyle limitin 80.000,00 TL olduğunu, kusur ve maluliyet oranının tespiti gerektiğini, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.06.2014 tarihli ve 2014/205 Esas, 2014/208 Karar sayılı kararı ile, davaya konu uyuşmazlık 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3 üncü maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olup aynı Kanun’un 73 üncü maddesi gereği davaya bakma görevinin Tüketici Mahkemesi’ne ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın yetkili ve görevli Kayseri Tüketici Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2015 tarihli ve 2014/20048 Esas, 2015/5315 Karar sayılı kararıyla; Somut olayda, davalı … şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davacıya çarpması sonucu meydana gelen kaza sonucu yaralanması nedeni ile uğradığı maddi zararlarının tazmini talep edilmiş olup esasen davalı … şirketi ile davacı arasında akdedilmiş her hangi bir sigorta sözleşmesi bulunmamaktadır. Özellikle “tükecici işlemini” tanımlayan 6502 sayılı TKHK’nın 3. maddesinin (l) bendinde ise mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlemin Kanun kapsamına (m²) alınmış olduğu anlaşılmaktadır. Yine Kanun kapsamında olduğu düzenlenen 2. maddesinde belirtilen “tüketiciye yönelik uygulamalar” ise bir hukuki işleme veya sözleşmeye dayanmayan, tüketiciye yönelik haksız ticari uygulamalar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan yukarıda yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde talebin trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi tazminatının sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olduğu, davanın, Türk Ticaret Kanunun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girdiği dikkate alınarak davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması iddia ve savunmalarının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; yapılan yargılama sonucunda davacının yolcu konumunda olduğu aracın %25 oranında, karşı aracın %75 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’nın 24.08.2016 tarihli raporunda davacının maluliyetinin %29.76 olarak belirlendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 124.310,00 TL maddi tazminatın davalılar … ve … yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı … şirketleri yönünden ise her birinin ilgili sigorta poliçelerinin limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla ve dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalılar … ve … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kazadan önce her iki kolunu rahatça kullanabildiğini, maluliyet oranının %37.2 olduğunu, ancak hangi kolunu kullandığı bilinmeden oranın %29.76 olarak belirlenmesinin yerinde olmadığını, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalılar … ve … vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacının sabit bir işinin olmadığını, asgari geçim indirimi uygulanmasının hatalı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faiz kararının hatalı olduğunu, ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, verilen karar uyarınca takip dosyasına ödeme yaptıklarını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karşı aracın hatır taşıması indiriminden yararlanamayacağı, müterafik kusur indirimine yönelik iddianın davalı yanca ispat edilememesi, manevi tazminat tutarının yerinde olduğu, tazminatın tamamına temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gözetilerek davacı ile davalılar … ve … vekillerinin diğer istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, ancak davacı ev hanımı olup kaza tarihinde herhangi bir işte çalışmadığı, ancak raporda asgari geçim indiriminin (AGİ) dikkate alınmasının hatalı olduğu, davacının çalışma gücü kaybına yönelik itirazı yönünden duruşma açılarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan raporda; maluliyet oranının %30.2 olarak belirlendiği, iyileşme süresinin 8 ay olduğu, AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden ve belirlenen çalışma gücü kaybına göre yeniden bilirkişiden rapor alındığı, istinaf aşamasında sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği belirtilerek davacı vekili ile davalılar … ve … vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 124.310,00 TL maddi tazminatın (davalılar … ve …’nın 118.360,09 TL ile sorumlu olmak üzere) davalılar … ve … yönünden kaza tarihinden, davalılar … Sigorta A.Ş ve Işık Sigorta A.Ş (Bereket Sigorta A.Ş) yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olma kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı … ve … yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … ve …’dan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet oranının %37.2’den %29.76’ya düşürülmesinin hatalı olduğunu, davacının her iki kolunu rahatlıkla kullanabilen birisi olduğunu, teknik bir veri olmadan sol koldan dolayı indirim yapılmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen karar uyarınca davalı … şirketlerinin ödeme yaptıklarını, bu nedenle davalı işleten ve sürücünün kararı istinaf etmelerinde hukuki menfaatleri bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu, kök ve ek hesap raporlarında muhtemel … yönünden fark bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 22.10.2007 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcu konumunda olduğu ve davalı … şirketine … poliçesi ile sigortalı araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar sebebiyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası, geçici üçüncü maddesinin 2 nci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 88, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, bölge adliye mahkemelerinin 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici ikinci maddesi uyarınca Resmi Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, ikinci fıkrasında ise, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bu kararlara ilişkin dosyaların Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemeyeceği düzenlenmiştir.
Eldeki dava ilk olarak 16.06.2014 tarihinde Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılmış olup mahkemesince verilen 23.06.2014 tarih ve 2014/205 Esas, 2014/208 sayılı görevsizlik kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2015 tarih ve 2014/20048 Esas, 2015/5315 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, yerel mahkemece; yapılan yargılama sonucunda, 24.04.2017 tarihli davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bu haliyle Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce İlk Derece Mahkemesince karar verilmiş olmakla dosyada, esas hakkında verilecek kararlara karşı kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolu istinaf değil, temyizdir. İlk Derece Mahkemesince; hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda, yasa yolu temyiz olarak gösterilmesi gerekirken hatalı şekilde istinaf olarak gösterilmiş olmasının Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılması yetkisi vermeyeceği açıktır. Buna göre, istinaf başvurusu üzerine verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2020 tarihli ve 2018/2549 Esas, 2020/1300 sayılı kararının yok hükmünde olduğu anlaşılmakla ortadan kaldırılmasına, davacı vekili ile davalılar … ve … vekillerinin istinaf başvurusu temyiz başvurusu olarak kabul edilip, anılan kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ilgili Yönetmelik’in A cetveli VII. listede aktif olmayan taraf için 1/5 oranında indirim yapılmasının düzenlenmiş olmasına, sürücü davacının eşi olup hatır taşıması indirimi uygulanmamasının yerinde olmasına, hatır taşıması indiriminden karşı aracın yararlanmasının mümkün olmamasına, davalı … şirketlerinin İlk Derece Mahkemesince verilen karardan sonra yapmış oldukları beyan edilen ödemenin kararın infazı amacıyla icra dosyasına yapılan bir ödeme olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Davacının hak kazanabileceği sürekli iş göremezlik kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve hükme esas kabul edilen 19.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının aktif çalışma devresi olarak kabul edilen süre için Asgari Geçim İndirimi (AGİ) bedeli dâhil edilmiş asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Asgari geçim indirimi bedeli, fiili çalışmanın karşılığı olan bir ödeme olup fiilen çalışmayan kişiler için efor kaybı tazminatı hesaplanırken ücrete dahil edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla ev hanımı olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışmayan davacı için, iş gücü kaybı (efor kaybı) tazminat hesabı yapılırken tazminat hesabının yapıldığı tüm dönemlerde (aktif dönem olarak kabul edilen dönem için de) AGİ dâhil edilmemiş asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerekir. Bu nedenle bilirkişi raporu hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davacının aktif dönemi olarak kabul edilen süreç için de AGİ dâhil edilmemiş net asgari ücret üzerinden tazminat hesabının yapılması (pasif dönem hesabının kök rapordaki gibi yapılması) için rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 27.10.2020 tarihli ve 2018/2549 Esas, 2020/1300 Karar sayılı kararının yok hükmünde olması sebebi ile ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar … ve …’ya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.