Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2012/31001 E. 2013/19840 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/31001
KARAR NO : 2013/19840
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

Tehdit suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Keşan Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.04.2008 gün ve 2007/600 esas, 2008/345 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 20.06.2012 tarih ve 2010/14789 esas, 2012/15081 sayılı kararıyla;
“Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan sanığın, tehdit suçunda somut bir zararın da bulunmaması karşısında, CYY.nın 231.maddesi uyarınca kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaate göre değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kasıtlı suçtan mahkumiyeti olduğundan söz edilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, ” karar verilmiştir.
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2012 gün ve 2008/170358 sayılı yazısı ile;
“Çözümlenmesi gereken sorun, yerel mahkemenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin kararında sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının değerlendirilip değerlendirilmediğinin belirlenmesine yöneliktir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.06.2011 gün ve 86-118 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı üzere;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukukumuzda ilk kez 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile çocuklar hakkında, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. maddesiyle 5271 sayılı Yasanın 231. maddesine eklenen 5-14. fıkralar ile de büyükler için kabul edilmiş, aynı Yasanın 40. maddesiyle 5395 sayılı Yasanın 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak koşuluyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı koşullara tabi kılınmıştır.
5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Yasalar ile gerçekleştirilen değişiklikler sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanabilmesi için;
1-Suça ilişkin koşullar;
a- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmeli ve hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olmalıdır.

./..

-2-

b- Suç, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Yasalarında yer alan suçlardan bulunmamalıdır.
c- 01.03.2008 tarihinden itibaren işlenen suçlarda ise, suçun ayrıca 3713 sayılı Yasa ile 1632 sayılı Yasa kapsamında yer alan suçlardan olmaması gerekmektedir.
2) Sanığa ilişkin koşullar;
a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
b- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın( maddi zarar), aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
c- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
d- Sanığın hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını kabul etmesi,
Gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yerel mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin uygulamanın gerekçelerinden biri olarak, sanığın daha önceden kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması gösterilmiş ise de, sanığın adli sicil kaydına göre kasıtlı suçtan dolayı mahkumiyetinin bulunmadığı, taksirle işlenen suçtan dolayı mahkumiyetinin bulunduğu, bu nedenle de sabıkanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği, suçun niteliği gereği somut bir zararın da sözkonusu olmadığı, Yüksek Dairenin de kabulünün bu yönde olduğu anlaşılmaktadır. Dairece CMK’nın 231. maddesi uyarınca sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaate göre karar verilmesi gerektiği yönünde yerel mahkeme hükmü bozulmuştur. Ancak yerel mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verirken sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının da değerlendirildiği tespit edilmiş olup sanığı bizzat gözlemleyerek duruşmalardaki tutum ve davranışları ve kişilik özellikleri konusunda değerlendirmede bulunan yerel mahkemenin bu husustaki takdirinin isabetli olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yüksek Dairenin bozma kararının kaldırılmasının talep edilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile,
1-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 20.06.2012 tarih ve 2010/14789 esas, 2012/15081 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
2- Keşan Sulh Ceza Mahkemesinin 28.04.2008 gün ve 2007/600 esas 2008/345 karar sayılı hükmünün ONANMASINA,
6352 sayılı Yasanın 99. Maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308/2. maddesi uyarınca itirazın yerinde görülmemesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine,
Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü:
II- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, subjektif koşulunun değerlendirilmesine yönelik mahkemece ortaya konulan gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla,
Dairemizce verilen 20.06.2012 tarih ve 2010/14789 esas, 2012/15081 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
./..

-3-

Keşan Sulh Ceza Mahkemesince verilen 28.04.2008 gün ve 2007/600 esas, 2008/345 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık …’ın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.