Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9708 E. 2023/6039 K. 20.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9708
KARAR NO : 2023/6039
KARAR TARİHİ : 20.11.2023


MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/17 E., 2018/41 K.
DAVACILAR-BİRLEŞEN



KARAR : Asıl ve birleşen davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı … vekili ile davalı-asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı … ve arkadaşları vekili, 10.05.1981 tarihli dava dilekçesiyle davalılar … ve arkadaşları, Hazine ve köy tüzel kişiliği aleyhine açtığı davada … Köyünde bulunan 14 adet taşınmazın adlarına tescilini istemiş, dava sırasında dava konusu taşınmazların tespit tutanakları düzenlendiğinden mahkemece görevsizlik kararı verilerek dava dosyası kadastro mahkemesine devredilmiştir. Davacıların, Kadastro Mahkemesinin 1999/1 Esas … dosyasında 101 ada 77 parsel ve 1999/2 Esas … dosyasında 109 ada 31 parsel hakkında açtıkları dava dosyaları bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece birleştirilen 1999/1 ve 1999/2 Esas … dosyalarda dava konusu edilen parseller hakkındaki davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacılar … ve arkadaşları ile davalı … tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.05.2006 tarihli ve 2006/3437 Esas, 2006/6046 Karar … kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece tescil davasına konu olan taşınmazlar hakkında 132 ada 53, 142 ada 14, 141 ada 9 ve 10, 162 ada 28 ve 29, 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31, 101 ada 77 ve 103 ada 33 parsel numaraları ile tespit tutanaklarının düzenlendiği saptandığı halde sadece 1999/1 Esas … davasının konusunu 101 ada 77 parsel ve 1999/2 Esas … davasının konusu 109 ada 31 parsellere yönelik olarak davanın reddine karar verildiği, diğer davalı parseller hakkında herhangi bir karar vermediği ve parseller hakkında da sicil oluşturmadığı, davalı parsellerden bir kısmının malik hanesi açık olarak kadastro tutanakları gönderildiği, bir kısmının ise yanlışlıkla kesinleştirildiği, 3402 … Kanun’un 26, 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde tespit tutanaklarının düzenlendiği tarihten önce genel hukuk mahkemelerinde davaya konu olan taşınmazlar hakkında kadastro hâkiminin ne gibi işlem yapacağı ve davayı nasıl yürüteceği konularının gösterildiği, o halde görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine aktarılan dava dosyasında davaya konu edilen 14 adet taşınmazın kadastro sırasında hangi ada hangi parsel olarak işlem gördüğü saptanarak, bu parsellere ait dosya içinde bulunmayan tespit tutanaklarının asılları ve ekleri bulunduğu yerden getirtilerek dava dosyası ile birleştirilmesi, bu parsellerin malik hanesinin kadastro ekiplerince belirlenmesi ya da, tapuya tescil edilmiş olması yasal sonuç doğurmayacağından tümünün malik hanelerinin açık olduğu düşünülmesi, devredilen davada taraf olmayan kişiler tespit maliki olarak gösterilmişse onların da bu davanın doğal tarafı olacağı gözönünde bulundurularak kendilerine duruşma günü tebliğ edilip taraf oluşturulması, bundan sonra tarafların delilleri toplanması, 3402 … Kanun’un 30/2. maddesi gereğince kadastro hâkimi re’sen lüzum gördüğü diğer delilleri de toplayarak dava konusu parsellerin gerçek hak sahibi adına tescil etmekle yükümlü olduğu nazara alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra Orman İdaresi taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davaya katılmış; yapılan yargılama sonunda, bozma öncesi verilen karar gibi gerekçeyle, 142 ada 14 parsel … taşınmazın davalı … adına, 141 ada 9 parsel … taşınmazın davalı … adına, 141 ada 10 parsel … taşınmazın davalı … … adına, 132 ada 53 parsel … taşınmazın davalı … … adına, 101 ada 77 ve 103 ada 33 parsel … taşınmazların …mirasçıları …, …, … ve … adlarına pay oranlarına göre iştirak halinde mülkiyet şeklinde, 162 ada 28 parsel … taşınmazın davalı … adına, 162 ada 29 parsel … taşınmazın davalı …, 109 ada 35 parsel (eskisi 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 parsel) … taşınmazın 33361/34526 payının davalı …, 1165/34526 payının davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar …, …, …, … …, yine bir kısım davacılar …, …, …, …, … vekili, müdahil Orman Yönetimi ve davalı … tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.04.2015 tarihli ve 2006/3437 Esas, 2006/6046 Karar … kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davalılar adına satış senetlerinin geçerlilik kazandığı, mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların tespit malikleri tarafından kullanıldığını beyan ettiği, davacıların iddialarını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazların tespit maliki gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş ise de mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, dosyada iki kez keşif yapılıp orman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına rağmen orman bilirkişilerce sadece yörede kesinleşen orman kadastrosuna dayalı inceleme ve araştırma yapılarak çekişmeli taşınmazların tahdit dışında olduğu belirtildiği, oysa çekişmeli parsellerin kadastro tespit tutanakları davalı olarak kadastro mahkemesine aktarıldığından, nitelikleri ve maliklerinin 3402 … Kanun’un 30/2. maddesi gereğince Mahkemece re’sen yapılacak araştırmayla belirlenmesinin gerekli olduğu, çekişmeli taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenmek suretiyle araştırılmadığı gibi dava konusu taşınmazlarda zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının da tam olarak araştırılmadığı hususlarına değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, asıl davanın reddine, … ili … ilçesi … Köyü 142 ada 14 parsel … taşınmazın davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … köyü 141 ada 9 parsel … taşınmazın davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … Köyü 141 ada 10 parsel … taşınmazın davalı … … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … Köyü 132 ada 53 parsel … taşınmazın davalı … … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … köyü 101 ada 77 parsel … taşınmazın …mirasçıları …, …, … ve … adlarına pay oranlarına göre iştirak halinde mülkiyet şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … köyü 103 ada 33 parsel … taşınmazın …mirasçıları …, …, … ve … adlarına pay oranlarına göre iştirak halinde mülkiyet şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … Köyü 162 ada 28 parsel … taşınmazın davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … köyü 162 ada 29 parsel … taşınmazın davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, … ili … ilçesi … Köyü 109 ada 35 parsel (eskisi 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 parsel) … taşınmazın 33361/34526 payının davalı … mirasçıları adına, 1165/34526 payının davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 1999/1 Esas … davanın reddine, … ili, … ilçesi … köyü 101 ada 77 parsel … taşınmazın …mirasçıları …, …, … ve … adlarına pay oranlarına göre iştirak halinde mülkiyet şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 1999/2 Esas … davanın reddine, … ili … ilçesi … Köyü 109 ada 35 parsel (eskisi 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 parsel ) … taşınmazın 33361/34526 payının davalı …, 1165/34526 payının davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalı … vekili ile davalı-asli müdahil Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı-asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz isteği yönünden yapılan incelemede;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Davacılar vekili ile davalı … vekilinin dava konusu 109 ada 35 parsel (eskisi 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 parsel) … taşınmaz hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden;
a) Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve kararda yazılı gerekçelere göre, davacılar vekili ile davalı … vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

b) 3402 … Kanun’un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, Mahkemece dava konusu 109 ada 35 parsel (eskisi 109 ada 26, 27, 28, 29, 30 ve 31 parsel) … taşınmazın asıl davada 33361/34526 payının davalı … mirasçıları adına, 1165/34526 payının davalı … adına, birleşen davada ise 33361/34526 payının davalı …, 1165/34526 payının davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmek suretiyle iki hüküm arasında çelişki meydana getirildiği; UYAP ortamında re’sen temin edilen nüfus kayıtlarının incelenmesinden …’ın yaşayan tek çocuğu davalı … olduğu halde, hüküm yerinde “mirasçıları” ibaresine yer verildiği fakat herhangi bir mirasçılık belgesine atıfta bulunulmadığı, bu haliyle verilen hükmün infaz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Davacılar vekili ile davalı … vekilinin dava konusu 142 ada 14, 141 ada 9, 141 ada 10, 132 ada 53, 101 ada 77, 103 ada 33, 162 ada 28 ve 162 ada 29 parsel … taşınmazlar hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinden; Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davalılar adına satış senetlerinin geçerlilik kazandığı, mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazların tespit malikleri tarafından kullanıldığını beyan ettiği, davacıların iddialarını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazların tespit malikleri gerçek kişiler adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma hüküm vermeye elverişli değildir. Şöyle ki, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06.03.1991 tarihli ve 1989/28 Esas, 1991/16 Karar … ilamında yalnızca 01.02.1969 tarihli köy senedi ile 10.04.1970 tarihli ve 143 yevmiye nolu … Noterliğince düzenlenen zilyetlik devir sözleşmesinin sahtelik iddiası ve iptal talebi incelendiğinden, davalıların dayandıkları tüm senetlerin geçerlilik kazandığı kabul edilemez. Öte yandan, temyiz incelemesi sırasında re’sen parsel sorgu sisteminde yapılan kontrollerde; dava konusu 142 ada 14 parsel, 141 ada 9 ve 141 ada 10 parsel … taşınmazlar ile komşu taşınmazları arasında sınırları itibariyle üstüste binme durumu olduğu, yine dava konusu 103 ada 33 parsel … taşınmazın tespit miktarı 391,99 m2 olduğu halde, aynı sistemde güncel miktarı 14,18 m2 olarak göründüğü anlaşıldığından, dava konusu taşınmazların zemindeki sınırları hususundaki tereddüt giderilmeden hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davalıların dayandıkları satış senetlerine yönelik davacıların sahtelik iddiasının araştırılması, bundan sonra Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, tespit tarihi olan 1995 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde mevcut tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulmalı; aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celp edilmeli; dava konusu edilen taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parselleri (dava konusu parsellerin hudutlarında dere, yol vs. bulunması halinde bunlardan sonra gelen parseller de dahil olmak üzere) bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli; dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan, taşınmazın bulunduğu köyde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, jeolog bilirkişisi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile 6100 … Kanun’un 290 ıncı maddesi kapsamında bir fotoğrafçı bilirkişinin katılımıyla, her bir taşınmaz bölümü tek tek gezilmek ve her bir parsel / taşınmaz bölümü ile ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı; bu keşifte, davacılardan dava konusu ettikleri taşınmaz bölümlerini göstermeleri istenilmeli, tespite esas vergi kayıtlarının ancak zilyetlikle birleşmesi halinde hüküm ifade edeceği, diğer bir anlatımla 1936-1937 yıllarında taşınmazların vergiye kaydettirilmesinin, tespitlerin yapıldığı yıla kadar zilyetlik iradesinin sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceği dikkate alınarak, dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, davalıların dayandıkları satış senetlerinin geçerli olduğunun anlaşılması halinde bu senetlerin dava konusu taşınmazlara uyup uymadıkları sorulmalı, taşınmaz bölümlerinin evveliyatları itibariyle kime ait oldukları, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, taşınmaz bölümlerinin sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmaz bölümlerinin kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde, imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların dikilmesi/aşılanması öncesinde tarla tarımı yapılıp yapılmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde, hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmaz bölümleri üzerindeki tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı; taşınmazların üzerilerindeki zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, niteliğini, zirai durumunu, eğimini, bitki desenini ve taban suyunun yüksek olup olmadığını açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fotoğrafçı bilirkişiden, dava konusu taşınmaz bölümlerinin birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaz bölümüne ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmazlar ile komşu taşınmazların sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi, sınırları arasında kayma veya üst üste binme durumu bulunup bulunmadığının belirlenmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin kadastro paftasındaki konumlarının bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması ve hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliğini, evveliyatları itibariyle niteliklerinin ne olduğunu, imar – ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar – ihyaya konu edilip edilmediklerini, edilmişlerse imar – ihyalarının tamamlanıp tamamlanmadığını, imar – ihyaları tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerilerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ortofoto haritaları ile uydu fotoğraflarının da yapılacak inceleme sırasında dikkate alınması istenilmeli; bundan sonra, 3402 … Kanun’un 14 üncü ve 17 nci maddeleri nazara alınarak ve ayrıca sulu ve kuru tarım arazisinde kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarına ilişkin norm sınırının (40 / 100 dönüm) aşılıp aşılmadığı da tespit edilerek, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.

SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalılar vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, 20.11.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.