YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/218
KARAR NO : 2023/631
KARAR TARİHİ : 29.11.2023
YARGITAY DAİRESİ : 11. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 574-341
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ile inceleme dışı sanıklar …, …., … ve …’nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine ve inceleme dışı sanıklara kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden 3.000’er TL vekâlet ücreti verilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.10.2015 tarihli ve 574-341 sayılı hükümler içerisinden sanık yönünden kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından vekâlet ücreti verilmesi istemiyle sınırlı olarak temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.01.2021 tarih ve 11282-681 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 24.02.2021 tarih ve 371475 sayı ile;
“…Dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinde; İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/574 esas sayılı dosyasında; sanık … müdafii Av. …’in, hükmün açıklandığı 20.10.2015 tarihli duruşmanın duruşma saati olarak mahkemece belirlenmiş olan saat 09.45 den önce saat 09.42.57 de UYAP’a kaydedilmiş olan ‘Ek savunmalarımızdan ibarettir.’ konulu dilekçesi ekinde Sanık … tarafından Av. …’in vekil olarak görevlendirildiğine dair Elazığ 2. Noterliğinin 02.12.2014 tarih 31740 yevmiye nolu vekaletnamesini de UYAP’a kaydetmek suretiyle elektronik ortamda dosyaya sunmuş olduğu ancak mahkemece 20.10.2015 tarihli duruşma tutanağında bu dilekçe ve vekaletnameden bahsedilmemiş olduğu ve sonuç olarak da; beraatine karar verilmiş olan sanık … lehine hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmemiş olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında; sanık … tarafından Av. …’in vekil olarak görevlendirildiğine dair Elazığ 2. Noterliğinin 02.12.2014 tarih 31740 yevmiye nolu vekaletnamesinin ve ‘Ek savunmalarımızdan ibarettir.’ konulu dilekçenin, sanık … müdafii Av. … tarafından hükmün açıklandığı 20.10.2015 tarihli duruşmanın duruşma saati olarak mahkemece belirlenmiş olan saat 09.45’ten önce saat 09.42.57 de UYAP’a kaydedilmek suretiyle elektronik ortamda dosyaya sunmuş olması ve bu şekilde; sanık …’ın kendisini vekaletname ile vekil tayin ettiği Av. … ile temsil ettirmiş olması ve mahkemece sanık …’ın CMK.nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiş olması nedenleriyle; 1136 sayılı Kanun’un 168 ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık … lehine hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkemece sanık … lehine hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilmemiş olmasının yasaya aykırı olduğu…” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 25.05.2021 tarih ve 5218-4323 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
Temyizin ve itirazın kapsamına göre inceleme, sanık hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmü nedeniyle vekâlet ücreti verilmesinin gerekip gerekmediği hususuyla sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; tek müdafi ile temsil edilen sanık … ile inceleme dışı sanıklar …, …, … ve …’nin yargılanmaları sonucunda beraatlerine karar verilerek kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden bahisle her bir inceleme dışı sanığa ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edildiği, sanık yönünden ise vekâlet ücretine hükmedilmediği anlaşılan dosya kapsamında; sanık yönünden de ayrıca vekâlet ücreti verilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ile inceleme dışı sanıkların birlikte yargılandıkları İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince 07.05.2015 tarihinde yapılan 1 No.lu oturumda, bir sonraki duruşmanın 20.10.2015 tarihi saat 09.45’e bırakılmasına karar verildiği,
UYAP kayıtlarında yapılan incelemede; 20.10.2015 tarihli son duruşmaya dair tutanağın oluşturulma tarihinin “20.10.2015 – 10.06.31” şeklinde olduğunun görüldüğü,
Yine UYAP kayıtlarına ve dosya kapsamına göre; 20.10.2015 tarihine kadar inceleme dışı sanıkların müdafii olarak dosyada görev alan Avukat …’in, dosya münderecatına Avukat Portal üzerinden sanıktan aldığı vekâletnameyi 20.10.2015 tarihinde saat 09.40.38’de ibraz ettiği, yine aynı tarihte sistem üzerinden, saat 09.43.45’te “Ek savunmalarımızdan ibarettir.” konulu ve sanıklar başlığı karşısında dört inceleme dışı sanığın adından sonra gelmek üzere beşinci kişi olarak sanığın da adı yazan dilekçeyi sunduğu,
20.10.2015 tarihli oturuma Avukat …’in yetki verdiği Avukat …’nin katıldığı, İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince belirtilen tarihte yapılan duruşma sonucunda inceleme dışı sanıkların ve sanığın beraatlerine karar verildiği, ayrıca inceleme dışı sanıkların kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden bahisle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 3.000’er TL maktu vekâlet ücretinin Hazineden alınarak inceleme dışı sanıklara ayrı ayrı verilmesine hükmedildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
CMK’nın “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesi;
“(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.
(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir.
(3) Giderlerin miktarı ile iki taraftan birinin diğerine ödemesi gereken paranın miktarını mahkeme başkanı veya hâkim belirler.
(4) Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir.
(5) Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri, yargılama gideri sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır.” şeklinde düzenlenerek avukatlık ücretlerinin yargılama giderleri kapsamında olduğu açıkça belirtilmiştir.
Konuyla ilgili 26.05.1935 tarihli ve 111-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; “Ceza davalarındaki yargılama giderlerinin hükmün tamamlayıcı bir parçası olduğu,” sonucuna ulaşılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması” başlıklı 168. maddesi;
“Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir…
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin belirlenmesi görevi Türkiye Barolar Birliğine verilmiş olup avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kabul edilmiştir.
1136 sayılı Kanun’un 168. maddesi uyarınca Türkiye Barolar Birliği tarafından hazırlanıp 31.12.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve karar tarihinde uygulanması gereken 2015 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/5. maddesinde ise; “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Kanuni düzenlemeler ve içtihadı birleştirme kararı ışığında, hükmün tamamlayıcı parçası olan yargılama giderlerinin hüküm ve kararlarda gösterilmesi, giderlerin kim tarafından karşılanacağının belirtilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda mahkemece yargılama giderleri içerisinde bulunan avukatlık ücretleri de kararda gösterilmeli ve ücretlerin hangi tarafça karşılanacağı belirtilmelidir. Aksine bir uygulama CMK’nın 324. maddesine aykırılık oluşturmaktadır. Nitekim YCGK’nın 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı kararında da aynı husus vurgulanmıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin kanuni dayanağı, 1136 sayılı Kanun’dur. Anılan Kanun’un 169. maddesinde yer alan “karşı tarafa yükletilme” kuralının ceza muhakemesi bakımından kanuni dayanağı ise CMK’nın 324. maddesi olup bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen; “tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri” ifadesi ile CMK’da yargılama gideri olarak kabulen edilen avukatlık ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre ödeneceği kabul edilmiştir.
1136 sayılı Kanun’un “Avukatlık ücreti” başlıklı 164. maddesi;
“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.
Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.
İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.
Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir…
Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” biçiminde düzenlenmiş olup avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamayacağı ve dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğu kabul edilmiştir.
Öte yandan CMK’nın “Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde gider” başlıklı 327. maddesi;
“(1) Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkûm edilir.
(2) Bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir.” olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre, hakkında bir ceza davası açılan kişi ile ilgili olarak yapılan yargılama sonucunda, kişinin beraatine karar verilmiş ise yargılama giderleri sanığa yüklenemez. Ancak sanık, kendi kusuru ile sebep olduğu giderleri ödemeye mahkûm edilir. Sanığın önceden ödemek zorunda kaldığı yargılama giderleri de Devlet Hazinesince karşılanır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/5. maddesine göre de beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına ve Hazine aleyhine yargılama gideri olarak kabul edilen maktu avukatlık ücretine hükmedileceği kabul edilmiş olup CMK ile Tarife arasında bu yönüyle paralellik bulunduğu söylenebilir.
1136 sayılı Kanun’un “Yargı mercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı” başlıklı 169. maddesi; “Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından fazla olamaz.” şeklinde kaleme alınmıştır. Diğer taraftan, anılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin, avukatlık ücretinin sınırlarını belirleyen 3. maddesi; “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.” hükmünü içermektedir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde yargı mercileri tarafından karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti; avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutularak Tarife’de yazılı miktardan az ve bu miktarın üç katından çok olamayacak şekilde belirlenecektir.
Diğer yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde veya ayrılmasında ücret” başlıklı 8. maddesi ise; “Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.” kuralını içermektedir.
1136 sayılı Kanun’un 171. maddesinde de; “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre avukat, iş (avukatlık sözleşmesi) son bulana kadar takiple mükelleftir. Öte yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesindeki; “Bu tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükmü de göz önüne alındığında ceza yargılamasında işin, kesin hüküm elde edilince sona erdiğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekâlet ücretinin tayininde esas ve ilke olarak sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyası adedini ele almakta ve taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmüş bulunmaktadır. Buna göre ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı tayin ve takdiri mümkün değildir. Nitekim YCGK’nın 16.10.1978 tarihli ve 324-350 sayılı, 12.11.1979 tarihli ve 299-477 sayılı, 26.01.1981 tarihli ve 439-9 sayılı, 14.03.2019 tarihli ve 6-214 sayılı kararlarında da bu sonuca varılmıştır. Dolayısıyla aynı dava dosyasında iştirak hâlinde işledikleri aynı suçtan yargılanan birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi hâlinde sanıklar lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ile inceleme dışı sanıkların birlikte yargılandığı İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın ve inceleme dışı sanıkların CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verildiği, ayrıca kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden bahisle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 3.000’er TL maktu vekâlet ücretinin Hazinden alınarak inceleme dışı sanıklara verilmesine hükmedildiği, sanık yönünden ise vekâlet ücreti takdir edilmediği, sanık hakkındaki hükmün, inceleme dışı sanıkların da müdafii olan sanık müdafii Avukat … tarafından temyiz edildiği, sanık müdafiinin temyizinin, vekâlet ücretinin ayrıca sanık lehine de verilmesi gerektiği istemiyle vekâlet ücretine hasredilerek yapıldığı anlaşılmıştır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin vekâlet ücretinin tayininde sanıkların adedini ya da bir sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip olunan dava dosyalarının sayısını esas ve ilke olarak alması, taraflara yükletilecek avukatlık ücretinin her dava dosyası için ayrı ayrı tayinini öngörmesi, ayrı ayrı dava açılmadıkça vekâlet ücretinin de ayrı ayrı belirlenmesinin ve sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün bulunmaması, avukatlık ücretinin temyiz aşaması da dâhil kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan işin karşılığı olması, her ne kadar Tarife’nin 14. maddesinin beşinci fıkrasında sanık yararına avukatlık ücretine hükmedileceği düzenlenmiş ise de 1136 sayılı Kanun’un 164. maddesinin son fıkrasında yer alan; “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir.” ve Tarife’nin 3. maddesindeki; “Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti…” şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunun kabul edilmesi, yine bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulacak olup sanık sayısının tek başına ücretin belirlenmesinde kıstas kabul edilmemesi hususları gözetilerek Avukatlık Kanunu’nun 169. maddesi ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesi uyarınca avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulmak suretiyle Tarife’de yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacak şekilde avukatlık ücretinin belirlenmesi gerektiği de dikkate alındığında, birden fazla sanığın tek müdafi ile temsil edilmesi ve yargılama sonucunda sanıklar hakkında beraat kararları verilmesi sebebiyle, müdafi tarafından sanıklara sunulan avukatlık hizmetinin sanık sayısınca bölünmesi mümkün olmamakla birlikte somut olayda, aynı dava dosyasında iştirak hâlinde işledikleri aynı suçtan yargılanan ve tek avukat tarafından temsil edilen sanık ve inceleme dışı sanıklar hakkında beraat kararı verilmesinin ardından dört inceleme dışı sanık yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 3.000’er TL maktu vekâlet ücreti takdir edilerek tek bir dava dosyasından tarifede yazılı miktarın üç katından fazlasını almış olan sanık müdafiinin, sanık yönünden de ayrıca vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine dair temyiz istemini yerinde bulmayan Özel Daire kararının isabetli olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.