Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/3838 E. 2012/5972 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3838
KARAR NO : 2012/5972
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … ve Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 27/01/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11/11/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 09/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)

KARŞI OY YAZISI
Dava, davalının kamuoyunda “Ergenekon” davası olarak bilinen davada yaptığı savunmadaki ifadeleriyle, davacının kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkeme davayı reddetmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.
Davalının tutuklu olarak yargılandığı İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2009/191 esas sayılı dosyasının 22/12/2009 tarihli oturumunda yaptığı sözlü savunmasında, davaya konu olan sözleri söylediği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı bunları, “savunma hakkı” kapsamında ifade ettiğini bildirmektedir.
Davalının bu beyanları, 23/12/2009 tarihli …, …, … ve … gazetelerinde, Mahkemede Şok: …’li vekil beni öldürtecekti.”, “… öldürülmemi istedi.”, “… …’li … beni öldürtmek istedi.” gibi başlıklarla, keza 25/12/2009 günlü … ve … gazetelerinde de haber şeklinde yayınlanmıştır. Halbuki, davalı 10/01/2008 tarihinde mağdur sıfatıyla CMK’nun 250. madde ile yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, tehdit ya da şantaja maruz kalmadığını, çıkar şebekesinin ismini de kullanarak adı geçen mağdurlardan menfaat elde etmeye çalıştıklarını söylemiştir.
Davacı hakkındaki bu isnatlar, savunma hakkı kapsamında kabul edilemez. Hiç kimse bu kadar kolay bir şekilde ağır suçlamalarla karşı karşıya kaldığında karşılıksız bırakılamaz. Bu itibarla, T.C. Anayasa’sının 25, 26, Türk Medeni Kanunu’nun 25 ve Borçlar Kanunu’nun 49. maddeleri gereğince, davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi yerine, yetersiz gerekçe ile davayı reddeden yerel mahkeme hükmünü onayan Dairemizin değerli çoğunluğunun kararına açıkladığım nedenlerle karşıyım. 09/04/2012