YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/20453
KARAR NO : 2023/5476
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1275 Esas 2021/805 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/399 Esas 2018/55 Karar
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.06.2007 tarihinde davacı yaya ile davalı … şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak olumlu bir yanıt alınamadığını iddia ederek açtığı belirsiz alacak davası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … şirketi vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı def’ini ileri sürmüş, araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, rücuya ilişkin bir durum olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sürekli iş göremezliğin Adli Tıp Kurumu tarafından tesbit edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin poliçe kapsamında olmadığını, hesaplamanın aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından yapılması gerektiğini, kaza nedeniyle elde edilen gelir var ise bunun hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, her durumda sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, birden fazla kişinin zarar görmesi halinde teminatın paylaştırılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 109 uncu maddesi 2 bendi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 66 ıncı maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ‘nun 109 uncu maddesi 2 inci bendi dikkate alınarak ceza zamanaşımı olarak 8 senenin göz önünde bulundurulduğunu, oysa bu maddede ceza kanununun cezayı gerektiren fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması durumunda ceza zamanaşımının uygulanacağının belirtildiğini, ceza zamanaşımı daha uzun bir süreyi öngörmediğinden 8 yıllık sürenin değil, Karayolları Trafik Kanunun 109 uncu maddesi 2 inci bendindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin zararını 30.05.2012 tarihli Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Özürlü Sağlık Kurulu raporunu aldığında öğrendiğini, tazminat sorumlusunun ise Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2007/308 E. sayılı dosyasında verilen kararın 08.02.2012 tarihinde kesinleşmesi ile öğrendiğini, müvekkilinin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrenmesinden itibaren 8 yıl geçmemiş olup, 10 yıllık zamanaşımı süresi de dolmadığından talebin zamanaşımına uğradığından bahsetmenin mümkün olmadığını ileri sürülerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde açıkça artan maluliyet nedeniyle tazminat talep edilmediğinden zamanaşımının başlangıç tarihinin olay tarihi olarak esas alınması gerektiği, davaya konu trafik kazasının 29.06.2007 tarihinde gerçekleşmiş olması, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 89 uncu maddesi 1 inci bendinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının Türk Ceza Kanunu’ nun 66 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasının e bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun’ nun 109 uncu maddesi 2 fıkrası uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması, davanın olay tarihi üzerinden 8 yıl geçtikten sonra 04.04.2017 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımı süresi dolduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun tarihinin 30.05.2012 ve caza mahkemesi kararının kesinleştiği tarihin 08.02.2012 olduğunu, müvekkilinin zararı ve faili öğrendiği tarihlerin bu tarihler olduğunu, uzamış ceza zamanaşımının ceza hükmünün kesinleştiği günden itibaren işlemeye başlayacağını, bu itibarla, 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, Karayolları Trafik Kanunun 109 unca maddesinin 1 inci fıkrasında zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak öngörüldüğünü ve bu süre dolmadan davanın açıldığını, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenler ve re’sen görülecek sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 49, 51, 54 üncü maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 66 ıncı maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları
.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacının gelişen durum iddiası bulunmamasına, kaza tarihinden itibaren 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçmesinden sonra davanın açılmış olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.