YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/16519
KARAR NO : 2024/165
KARAR TARİHİ : 09.01.2024
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/530 E., 2016/110 K.
SUÇLAR : Hakaret, tehdit, cinsel taciz
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.01.2014 tarih, 2011/1702 Esas, 2014/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında,
a. Hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddesi uyarınca verilen 8.840,00 TL adli para cezasının,
b. Tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca verilen 6 ay 7 gün hapis cezasının,
c. Cinsel taciz suçundan 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 inci maddeleri uyarınca verilen 4.160,00 TL adli para cezasının,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mahkeme kararı ile sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hüküm denetim süresi içinde suç işlediğinden bahisle aynen açıklanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, katılanın doktor olarak çalışmakta olduğu hastaneye sürekli giderek muayene olduğu, katılanın yapmış olduğu muayenelerde sanığa herhangi bir rahatsızlığının olmadığını söylemesi üzerine sanığın ”Beni sen muayene et, sen muayene edince kendimi daha iyi hissediyorum, sen çok güzelsin, ellerin pamuk gibi.” sözler söyleyerek katılana yönelik cinsel tacizde bulunduğu, sürekli kendisine muayene olmaya gelmesi üzerine bu durumdan rahatsız olan katılanın sanığı başka doktor arkadaşlarına yönlendirdiğinde sanığın bunu kabul etmeyerek ”Beni sen muaeyene edeceksin” ve ”Sen s.. git lan, o kadın gelecek, beni muayene edecek” ve ”çağırın o… gelsin beni muayene etsin yoksa ona gününü gösterimim, benim kim olduğumu nöbet çıkışı ona göstereceğim, onun a… koyarım, s….min o..su” ve ”o or.. gelip benim muayene edecek, yoksa burayı ona dar ederim.” şeklinde hakaret ve tehdit içerikli sözler söylediği, Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanabilmesi için usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir kararın bulunmasının gerektiği, sanık hakkında Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.01.2014 tarihli, 2011/1702 Esas ve 2014/84 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik gerekçeli kararın sanığın bildirildiği en son adresi ile aynı olan Merkezî Nüfus İdare Sistemi adresine öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan ikinci fıkrası uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulünce kesinleşmediğinin ve denetim süresinin başlamadığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 Esas, 2018/403 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen 04.02.2016 tarihli ve 2015/530 Esas, 2016/110 Karar sayılı hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu, hukuki değerden yoksun olan mahkûmiyet kararının da dava zamanaşımını kesmeyeceği ve bu nedenle dava zamanaşımını kesen son işlemin, sanığın savunması olduğu anlaşıldığından, sanığın 14.01.2013 tarihli savunmasına göre, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.01.2024 tarihinde karar verildi.