Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/9989 E. 2024/347 K. 15.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9989
KARAR NO : 2024/347
KARAR TARİHİ : 15.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/159 E., 2021/320 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.02.2016 tarihli ve 2015/58 Esas, 2016/89 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bahse konu kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.11.2018 tarihli ve 2018/3835 Esas, 2018/9200 Karar sayılı kararı ile “…sanığın sahte araç muayeneleri yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; sanık hakkında daha önceden kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizler üzerine, Dairemizin 2010/8828 Esas ve 2013/1523 Karar, 2010/8190 Esas ve 2013/900 Karar, 2012/29593 Esas ve 2014/17516 Karar, 2012/23638 Esas ve 2014/7109 Karar, 2012/29592 Esas ve 2014/17515 Karar, 2010/8183 Esas ve 2012/20235 Karar, 2010/8185 Esas ve 2013/1524 Karar, 2010/8829 Esas ve 2013/1525 Karar sayılı ilamları ile onama ve düzeltilerek onama kararları verildiği; sanığın 21.12.2015 tarihli dilekçesi ile kesinleşen bu hükümlere ilişkin yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinde bulunduğu, Mahkemenin 30.12.2015 tarih ve 2015/79 D.İş sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edildiği ve kesinleşen davaların ayrı bir esasa kaydının yapılarak bu dava ile birleştirildiği, kesinleşen hükümlerin ortadan kaldırılmasına karar verilip tüm suçların zincirleme suç kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmış ise de; CMK’nin 315. maddesinin 2. fıkrasına göre, hatanın giderilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemeyeceğinin öngürülmesi karşısında; sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına ve düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemizin belirtilen kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilip gidilemeyeceğinin takdiri için tüm dosyaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, Yargıtay tarafından onanarak veya düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen hükümlerin ortadan kaldırılarak mahkumiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğundan” bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Dairemizin belirtilen kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz edilmesi üzerine, onama ve düzeltilerek onama kararlarının kaldırılarak sanığın eylemlerinin ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme biçimde mi işlendiğinin değerlendirilmesi, mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenmesi için davaların birleştirilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararları verilmesini müteakip dosyaların birleştirilerek, Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.02.2020 tarihli ve 2019/150 Esas, 2020/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 5 yıl 4 ay ve 3 yıl 4 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Bahse konu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01.03.2021 tarihli ve 2020/1909 Esas, 2021/2000 Karar sayılı kararı ile “… birleşen 2015/89 Esas sayılı dosya kapsamındaki suç tarihinin 19/08/2007 olduğundan bahisle zincirleme suça dahil edilmeyerek, bu eylem yönünden ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulmuş ise de; belirtilen dosyadaki suç tarihinin, sanık yönünden muayene işleminin yapıldığı 19/08/2005 olduğu ve ilk iddianame tarihi olan 07/08/2007 tarihine kadar gerçekleşen 14/06/2005-21/12/2006 arasındaki tüm eylemlere ilişkin TCK’nin 204/1, 43/1. maddeleri uyarınca tek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği ve Dairemizin 19/11/2018 tarihli 2018/3835 Esas ve 2018/9200 Karar sayılı bozma ilamına konu hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı da gözetilmeden, sanık hakkında iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle fazla ceza tayininin yasaya aykırı olduğu…” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2021 tarihli ve 2021/159 Esas, 2021/320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın müdafiinin temyiz istemi; mahkûmiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, atılı suçun zamanaşımına uğradığına, sonuç cezanın fazla olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, farklı araçlara ait motorlu araç trafik belgeleri üzerinde bulunan aracın muayenesi bölümlerini sahte olarak düzenlediğinden bahisle 14 farklı eylemine ilişkin ayrı ayrı açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılamada; trafik takipçisi olan sanığın, muayene işlemlerini bir başkasına yaptırdığı yönündeki savunmasına karşın, ismini bildirdiği kişinin tüm araştırmalara rağmen bulunamaması, araçları teslim almadan yalnızca ruhsat üzerinden muayene işlemi yapılamayacağının anlaşılması, soğuk mühür izlerinin sahte olduğuna ilişkin Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü raporları, suça konu belgelerin aldatma niteliklerinin bulunduğuna dair Mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemlerin zincirleme şekilde işlenmiş resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; Dairemizin 01.03.2021 tarihli ve 2020/1909 Esas, 2021/2000 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; en son muayene işleminin 21.12.2006 tarihinde yapıldığı ve 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca zincirleme suçlarda zamanaşımının son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, bununla birlikte; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2011 tarihli ve 2011/6-94 Esas, 2011/133 Karar sayılı ilamına göre, mahkûmiyete ilişkin hükmün Özel Daire tarafından onandığı tarih ile bu karara yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının Yargıtay Ceza Genel Kurulunca kabul edildiği tarih arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde bulundurulmamasının gerekeceği, itirazın kabul edilerek bozma kararı verilmesi üzerine dosyanın derdest hale gelmesi nedeniyle yargılamaya devam edildiğinde ise Özel Daire tarafından itirazın kabulü tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süre işlemeye devam edeceğinden zamanaşımının buna göre hesaplanması gerektiği nazara alındığında; sanığın 21.12.2006 tarihli eylemine ilişkin mahkûmiyet hükmünün onanmasına dair Dairemizin 2012/23638 Esas ve 2014/7109 Karar sayılı ilamının karar tarihi olan 14.04.2014 tarihinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2019 tarihli ve 2019/38375 sayılı itirazı üzerine, Dairemizin 20.05.2019 tarihli ve 2019/3256 Esas, 2019/4805 Karar sayılı ilamıyla bahse konu onama kararının kaldırılmasına ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu anlaşıldığından, zamanaşımının gerçekleşmediği, eylemlerin sayısı ve niteliği bakımından teşdiden hüküm kuran Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim nedeni uygulandığı, öte yandan; dosya kapsamına göre araştırılacak başkaca bir husus olmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2021 tarihli ve 2021/159 Esas, 2021/320 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.