YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/271
KARAR NO : 2023/630
KARAR TARİHİ : 29.11.2023
YARGITAY DAİRESİ : 11. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza
SAYISI : 77-232
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Resmî belgede sahtecilik suçundan sanıklar …, … ve …’ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1-3 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanık …’ın aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü rejim sistemine göre çektirilmesine ilişkin Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince verilen 29.11.2011 tarihli ve 204-409 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 08.02.2016 tarih ve 5147-961 sayı ile; “…Aralarında menfaat çatışması olduğu anlaşılan sanıkların, savunma haklarının kısıtlanmaması ve zafiyete uğratılmamaları için ayrı ayrı müdafiiler tarafından temsil edilmeleri gerekirken aynı müdafii tarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38 ve 5271 sayılı CMK’nın 152. maddelerine aykırı davranılması,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 20.10.2017 tarih ve 77-232 sayı ile; sanıkların aynı suçtan TCK’nın 204/1-3 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca sanıklardan …’ın aynı Kanun’un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü rejim sistemine göre çektirilmesine ilişkin verilen hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 10.03.2020 tarih ve 8413-2294 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.06.2020 tarih ve 20974 sayı ile; “…Suçun konusunu oluşturan; Aksaray 3. Noterliğince düzenlenmiş olan 12.05.2008 tarih 04860 yevmiye nolu özel vekaletnamede ‘VEKALET VEREN’ kısmında ‘…’ ismi altına sahte olarak atılmış olan imza nedeniyle oluşan sahteciliğin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla; mahkemece; Aksaray 3. Noterliğince düzenlenmiş olan suça konu 12.05.2008 tarih 04860 yevmiye nolu özel vekaletname düzenlenirken Aksaray 3. Noterliğine ibraz edilen müşteki …’ın kimlik fotokopisinin Aksaray 3. Noterliğinden getirtilerek ve müşteki … ile tanık …’in fotoğrafları da temin edilerek; Aksaray 3. Noterliğince düzenlenmiş olan suça konu 12.05.2008 tarih 04860 yevmiye nolu özel vekaletname düzenlenirken Aksaray 3. Noterliğine ibraz edilen müşteki …’ın kimlik fotokopisindeki fotoğrafın, müşteki …’a veya tanık …’e ait olup olmadığının mahkemece gözlemlenerek tespit edilmesi, bu hususların duruşma tutanağına yazılması ve sonucuna göre suça konu belgedeki sahteciliğin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve gerekçeli kararda tartışılması zorunlu olduğu halde; bu şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmadan ve suça konu belgedeki sahteciliğin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı gerekçeli kararda da tartışılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu mahkumiyet hükümlerinin kurulmuş olmasının yasaya aykırı olduğu…” görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 09.06.2020 tarih ve 1255-2843 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI ve KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı resmî belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Niğde ilinin Çiftlik ilçesinde petrol istasyonu işleten mağdur …’ın, bilgisi dışında Aksaray 3. Noterliğinden düzenlenen 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı vekâletname kullanılmak suretiyle Denizbank Aksaray Şubesinde bulunan hesabından 13.05.2008 tarihinde sanık … tarafından 35.073,50 TL çekildiği, adı geçen şahsı tanımadığı, 06.05.2008 tarihinde anılan Noterlikte başka bir şahsa vekâlet verdiği ancak bunun dışında vekâlet vermediği ve eylemi gerçekleştirenler hakkında şikâyetçi olduğu yönündeki müracaatı doğrultusunda soruşturmanın başladığı,
Soruşturma kapsamında, şikâyet edilen sanık …’nin, Aksaray ilinde petrol istasyonu işleten ve daha önceden mağdur ile ticari ilişkileri bulunan diğer sanıklar İbrahim ve … Bahadır’a ait iş yerinde çalıştığının; suça konu Aksaray 3. Noterliğinin 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı vekâletnamesini düzenleyenin de Noterlik Başkâtibi inceleme dışı sanık Hasan Basri Toksan olduğunun tespit edildiği,
Davaya konu Aksaray 3. Noterliğince düzenlenen vekâlet verenin mağdur, vekilin ise sanık … olarak göründüğü, “…” ismi altında bir adet imzanın bulunduğu 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı özel vekâletname aslının, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı emanetine 2008/589 sayı ile kaydedilip alındığı,
Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlarından;
– Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 24.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda; Aksaray 3. Noterliğince düzenlenmiş 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı özel vekâletname üzerinde mağdur adına atılı bulunan imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasen mağdurun elinden çıkmadığı kanaatine varıldığının,
– Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 14.04.2011 tarihli bilirkişi raporunda; incelemeye konu özel vekâletnamede mağdur adına atılı bulunan imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla mağdurun eli ürünü olmadığı, söz konusu imzanın atan şahsın tanı unsurlarını sanıklar ile inceleme dışı sanık yönünden teşhise yeter nitelikte yansıtmadığından sanıklar ve inceleme dışı sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunun tespit edilmediğinin,
– Dosyaya, suça konu vekâletnamede mağdur adına atılı bulunan imzanın, kendisi tarafından atıldığını beyan eden 08.01.2015 tarihli dilekçesiyle dâhil olan tanık …’in, bu dilekçesi ve Yerel Mahkemece 08.02.2017 tarihli oturumda alınan ifadesi sonrasında suça konu belgenin yeniden incelenmesi için gönderildiği Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 28.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda; incelemeye konu özel vekâletnamede mağdur adına atılı bulunan imzanın, atan şahsın tanı unsurlarını tanık Yüksel açısından teşhise yeter oranda yansıttığı ve anılan imza ile adı geçen tanığın mukayese imzaları arasında uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın kuvvetle muhtemel tanığın eli ürünü olduğunun,
Belirtildiği,
Söz konusu bilirkişi raporlarında belgenin aldatıcılığı yönünden herhangi bir kanaatin yer almadığı,
Dosyaya dair duruşma tutanakları incelendiğinde; Yerel Mahkemece suça konu belgenin aldatma yeteneğini haiz olup olmadığının belirlenmesi amacıyla duruşmaya getirtilmediği,
Dosya kapsamındaki olayla ilgili olarak sanıklar ile noter başkâtibi olan inceleme dışı sanık hakkında açılan kamu davaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece sanıklar hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, inceleme dışı sanık hakkında ise görevini yerine getirirken gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden bahisle görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Resmî belgede sahtecilik suçu TCK’nın 204. maddesinde;
“(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgeye eklemeler yapılması, tamamen veya kısmen değiştirilmesi eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmî belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip belirli bir kişiyi değil birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması ve aldatma gücünün objektif olarak saptanması gerekir. Bu nedenle örneğin, memurların bilgisizliği ve ihmalleri nedeniyle kandırıcı yeteneği olmayan belge üzerinde işlem yapması belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz. Daha önceden var olan subjektif bir bilgi, belge üzerinde var olan aldatma yeteneğini ortadan kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232-250 sayılı kararında da aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği belirtilmiştir. Bu noktada sahteciliğe konu olan belgenin aldatma yeteneği olup olmadığının tartışılması ve belirlenmesi öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olup hâkim, olayın çıkış, oluş ve akışını, düzenlenen belgelerle yapılan işlemleri göz önüne alarak, sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat saptamalı ve sonucuna göre belgelerde aldatma yeteneği olup olmadığını takdir ve tespit etmelidir.
Görüldüğü gibi, mahkemece, suçun konusunu oluşturan belge aslı getirtilerek resmî belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür gibi zorunlu öğelerin incelenmesi, nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığının saptanması, duraksama hâlinde ise mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından konusunda uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmasında zorunluluk vardır.
Belgelerin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının saptanması yönünden genel kural ve uygulama önceki paragraflarda anlatıldığı şekilde olmakla birlikte, resmî kurum veya kuruluşlarca usulüne uygun şekilde düzenlendiği tespit edilen belgelerin, aldatma kabiliyetini haiz olacağı hususunda herhangi bir tereddüt bulunmayacağından, genel kural ve uygulamanın bir istisnası olarak mahkemelerin, belirtilen şekilde tanzim edildiği anlaşılan belgeleri incelememesinin bir eksiklik olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır.
Özel Dairenin yerleşik uygulamaları da benzer şekildedir.
Uyuşmazlık konusuyla ilgisi bakımından noterliklerde fotoğraf yapıştırılması gereken işlemlere ilişkin olarak da açıklama yapmakta fayda bulunmaktadır.
1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun “Fotoğraf yapıştırılması” başlıklı 80. maddesi; “İlgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunlu olan işlemler yönetmelikte gösterilir.
Noter, birinci fıkranın kapsamı dışında kalan bir işlemin niteliği, ilgilinin durumu ve kimliği bakımından gerekli görür veya ilgili isterse, o işleme ait kağıtlara da ilgilinin fotoğrafını yapıştırabilir.” şeklinde düzenlenmiş olup birinci fıkrasında, noterliklerde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılmasının zorunlu olduğu işlemlerin hangi işlemler olduğuna dair ayrıntıya Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nde yer verildiği, ikinci fıkrasında ise ilgilinin isteği veya noterin gerekli gördüğü durumlarda da işlem belgesine fotoğraf yapıştırılabileceği belirtilmiştir.
Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin “İşlemlere fotoğraf yapıştırılması” başlıklı 93. maddesinin 1. fıkrasında da;
“Aşağıdaki noterlik işlemlerinde ilgilinin fotoğrafının yapıştırılması zorunludur.
a – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren sözleşmelere,
b – Niteliği bakımından tapuda işlem yaptırılmasını gerektiren vekalet namelere,
c – Vasiyetname,
d – Mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış,
e – Gayrimenkul satış vaadi,
f – Vakıf senedi,
g – Evlenme mukavelesi,
h – Evlat edinme,
ı – Tanıma,
j – Mirasın taksimi sözleşmesi,
k- Boşanma davaları için düzenlenecek vekaletnameler.” düzenlemesine yer verilerek noterliklerde fotoğraf yapıştırılmasının zorunlu olduğu işlemler tek tek sayılmıştır.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
İnceleme dışı sanığın Noter Başkâtibi olarak görev yaptığı Aksaray 3. Noterliğinden sanıkların istemi ile ancak mağdurun bilgisi dışında ve yerine sahte imza attırılarak düzenlenen 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı vekâletname kullanılmak suretiyle mağdurun Denizbank Aksaray Şubesinde bulunan hesabından 13.05.2008 tarihinde sanık … tarafından 35.073,50 TL çekildiği iddia ve kabul edilen olayda;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, suça konu özel vekâletname düzenlenirken Aksaray 3. Noterliğine ibraz edilen nüfus cüzdanına ilişkin noterlik örneği ile mağdura ve belirtilen vekâletnamede mağdur adına atılı sahte imzanın sahibi olduğu 28.06.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı raporuyla belirlenen tanık …’e ait fotoğrafların temin edilip Noterliğe sunulan nüfus cüzdanındaki fotoğrafın mağdura mı yoksa tanık …’e mi ait olduğunun belirlenmesi sonrasında bu delillerle birlikte suça konu belgenin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığı tespit edilerek gerekçeli kararda tartışılması gerektiğinden bahisle Yerel Mahkemece kurulan hükümlerin eksik araştırma ve inceleme nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuş ise de; mağdur ve …’in fotoğrafı ile suça konu vekâletname düzenlenirken Noterliğe ibraz edilen nüfus cüzdanı fotoğraflarının karşılaştırılmasının, Yerel Mahkemece hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen Noterlik Başkâtibi inceleme dışı sanığın hukuki durumu yönünden bir delil olabileceği, her durumda söz konusu vekâletnamenin sahte bir şekilde düzenlenmesini sağlayarak, bankaya karşı kullanıp mağdurun hesabından para çeken sanıkların hukuki durumlarında herhangi bir değişiklik yaratmayacağı; ayrıca bir özel vekâletnamede bulunması gereken unsurları taşıyan ve Aksaray 3. Noterliğince usulüne uygun şekilde düzenlendiği tespit edilen 12.05.2008 tarihli ve 04860 yevmiye numaralı vekâletnamenin, anılan Noterlik tarafından mevzuata uygun şekilde tanzim edilmiş olması nedeniyle iğfal kabiliyetini haiz olduğu hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmadığından Yerel Mahkemece suça konu belgenin incelenmemiş olmasının dosya kapsamında önem arz etmediği, bu suretle sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak kurulmadığı sonucuna varılmalıdır.
Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.