Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2010/15025 E. 2010/12683 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/15025
KARAR NO : 2010/12683
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık … …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 365/1 (iki kez), 265/1, 31/3 (üç kez), 62 (üç kez), 52/2 (üç kez) maddeleri gereğince 2.000,00 Türk lirası (üç kez) adli ara cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 1.Çocuk Mahkemesinin 20.05.2009 tarihli ve 2006/943 esas, 2009/418 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 01 05..2010 gün ve 27926 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.05.2010 gün ve 113819 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
“1-Sanığın üzerine atılı suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 265/1. maddesi gereğince bir kez cezalandırılması için kamu davası açılmasına rağmen, her bir müşteki için ayrı ayrı olmak üzere üç kez cezalandırılmasına karar verilmesinde,
2-Sanığın üzerine atılı suçtan 5237 sayılı kanunun 265/1. maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açıldığı halde, 5237 sayılı Kanunda 365. maddenin bulunmadığı gözetilmeksizin, aynı kanun 365/1. (iki kez) maddesi uyarınca mahkumiyetine hükmolunmasında,
3-Suç çokluğu kabul edilmesine rağmen, bu hususta sanığın ek savunmasının alınmasında, karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 226. maddesinin 1. fıkrasında “Sanık, suçun hukuki niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça, iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilemez.” 2. fıkrasında ise “Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek haller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.” hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, mahkemece, sanığın şikayetçi polis memurları …, … ve … … …’a karşı gerçekleştirdiği görevi yaptırmamak için direnme eylemleri nedeniyle T.C.Y.’nın 265/1, 31/3, 62/1, 52/2 maddeleri uyarınca üç kere cezalandırılmasına karar verilmiştir. İddianame içeriğine göre, sanık hakkında, polis memurlarına görevlerini yaptırmamak amacıyla direndiği iddiası ve T.C.Y.’nın 265/1, 31/3 maddelerinin bir kez uygulanması isteğiyle kamu davası açılmıştır. Somut olayda, görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla görevliye karşı işlendiği ve T.C.Y.’nın 265/1, 43/2 maddelerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkemece suç çokluğu kabul edilmesine karşın, sanığın bu hususta ek savunması alınmadan, belirtilen yasa maddeleri uygulanarak üç ayrı mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğu açıktır.
Yasa yararına bozma isteğinde yer alan sanık hakkında bir kere cezalandırılması için kamu davası açıldığı düşüncesinin isabetli olmadığı görülmektedir. Kamu davası açılan eylemin/eylemlerin ne/neler olduğu ve suç çokluğu bulunup bulunmadığı uygulanması talep edilen sevk maddelerine göre değil iddianamedeki anlatım dikkate alınarak tespit edilir. İddianame içeriğinden (çoğul ifadeden) görevi yaptırmamak amacıyla direnme eyleminin adları açıkça yazılan görevli polis memurlarına karşı gerçekleştirildiği belirlenebilmektedir.
Görevliler … ve … … … ‘a yönelik direnme eylemleriyle ilgili hükümlerde uygulanan yasa maddesi numarasının yanlış gösterilmesiyle ilgili yasa yararına bozma isteğinin, yazım yanılgısına ilişkin olduğu açıktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 7.11.2006 tarih ve 227-228 sayılı kararında “….Esasen olağan bir dikkat ve özenin gösterilmesi halinde gerçekleşmeyecek olan isim, yaş ve hesap hataları, yargı kararlarında “maddi yanılgı” veya “yazım hatası” diye isimlendirilen beşeri hatalardır. Yargılama araçlarının belirli biçimde takdir edilmelerinden kaynaklanan değerlendirme hataları ise hukuki yanılgılardır. Hukuki yanılgılar, ancak başka bir merci tarafından ve yasa yolu başvurusuyla açılan bir tali muhakeme ile giderilebilir. Yargı kararlarındaki maddi yanılgıların düzeltilmesi ise herhangi bir yöntem ve zamanla sınırlı değildir. Bu yanılgılar, bizzat bu hatayı yapan merci tarafından, kendiliğinden veya bir yasa yolu başvurusu üzerine verilen bir karardaki uyarı üzerine düzeltilebilir…” biçiminrde açıklamalara yer verilmiştir. Mahkemce gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesinden kaynaklanan bu durumun (uygulanan yasa maddesi numarasının 265 yerine 365 olarak yazılmasının) maddi yanılgı olduğunda kuşku yoktur. Maddi yanılgının ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere herhangi bir zaman ve yöntemle sınırlı olmaksızın hatayı yapan merci tarafından düzeltilmesi olanaklıdır. Bu çözümün yasa koyucu tarafından da benimsendiği 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesine 6.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasayla eklenen son cümlesi hükmünden anlaşılmaktadır. Bu düzenlemeyle yasa koyucunun, yazıma ilişkin maddi hataların düzeltilmesi amacıyla olağanüstü yasa yollarının kullanılarak yetkili kurulların emek ve zamanının harcanmasını önelemek istediği sonucuna uluşmak yerinde bir değerlendirme olacaktır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılğının düzenlediği tebliğnamedeki (1) ve (2) numaralı yasa yararına bozma isteleri isabetli görülmediğinden, REDDİNE, ancak, (3) numaralı düşünce yerinde görüldüğünden, görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık … … hakkında Ankara 1. Çocuk mahkemesince verilen 20.05.2009 gün ve 2006/943-2009/418 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza yargılama yasasının 309. maddesi uyarınca bozulmasına,savunma hakkının kısıtlanmasına ilişkin bozma nedenine göre, anılan yasa maddesinin 4/b fıkrası uyarınca, mahkemesince yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulmasına, 29.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.