Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/17537 E. 2023/541 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17537
KARAR NO : 2023/541
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/489 E., 2015/78 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/489 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/489 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, mahkumiyete yeterli delil olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan …’nin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanını kullanarak Avea bayisinde düzenlettirdiği GSM Abonelik Sözleşmesi, İnternet Paketli Samsung Galaxy Tab4 8 Tablet Kampanyası Taahhütnamesi ve Tarifeye Ek Ödemeli Cihaz Kampanyaları Taahhütnamesini … adına sahte imza atarak bayiden aldığı 2.352,00 TL tutarındaki Iphone 5S marka ve model cep telefonu ile 1.320,00 TL tutarındaki tableti tanımadığı bir şahsa 1.200,00 TL’ye satarak menfaat temin ettiği, 2 gün sonra başka bir cep telefonu almak için aynı bayiye tekrar gittiği, söz konusu bayi çalışanının sanığın kullandığı nüfus cüzdanından şüphelenmesi üzerine yapılan araştırmada suça konu nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşıldığı, bu şekilde resmi ve özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Soruşturma aşamasında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 17.10.2014 tarihli uzmanlık raporunda, tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlenen suça konu nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiş; Mahkemece yapılan gözlemde, yapılan sahteciliğin ilk bakışta anlaşılamadığı, suça konu nüfus cüzdanının aldatma yeteneğini haiz olduğu
kabul edilmiştir.
3. Sanık savunmasında, sahte olarak düzenlettirdiği suça konu nüfus cüzdanını kullanarak GSM hattı, cep telefonu ve tableti aldığını kabul etmiş, ancak kendisini aradıkları için bayiye tekrar gittiğini, ikinci gidişinde sahte nüfus cüzdanını ibraz edip cep telefonu istemediğini beyan etmiştir.
4. Soruşturma aşamasında dinlenen bayi çalışanları … ve …, kendisini … olarak tanıtan sanığın telefon almak için bayiye tekrar geldiğini beyan etmişlerdir.
5. Sanığın kovuşturma aşamasında bayinin zararını giderdiği anlaşılmıştır.
6. Mahkemece, sanığın kamu kurumu olan nüfus idaresinin maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle 07.10.2014 tarihinde telefon ve tablet almak ve 09.10.2014 tarihinde telefon almaya teşebbüs etmek suretiyle zincirleme şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği; sanığın sahte nüfus cüzdanını düzenletip kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve sahte abonelik sözleşmesi ve taahhütnameleri düzenletmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği ancak eylemin kül hâlinde zincirleme şekilde işlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın sahte olarak düzenlettirdiği nüfus cüzdanını kullandığı, GSM Abonelik Sözleşmesi, İnternet Paketli Samsung Galaxy Tab4 8 Tablet Kampanyası Taahhütnamesi ve Tarifeye Ek Ödemeli Cihaz Kampanyaları Taahhütnamesine sahte imza attığının anlaşılması karşısında, Mahkemenin sanığın söz konusu fiilleri gerçekleştirdiğine ilişkin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Suça konu abonelik sözleşmesindeki sahtecilik fiiline ilişkin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56 ıncı maddesindeki düzenleme dikkate alınıp uygulama yapılarak ayrıca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek zincirleme suça esas alınması isabetsizliği, temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca alt sınırdan artırım yapılması nedeniyle, bu belge hükme esas alınmasa dahi sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmedilen sonuç cezanın değişmeyeceği anlaşılmakla ve aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı dikkate alınarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın sahte nüfus cüzdanını kullanarak AVEA bayiinden cep telefonu ve tablet alarak haksız menfaat elde ettiği, hukuki ve fiili kesinti olmadan başka bir cep telefonu almak için aynı bayiye tekrar gitmesi üzerine kullandığı nüfus cüzdanının sahte olduğunun anlaşılması nedeniyle ikinci eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, kovuşturma aşamasında zararın giderildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hakka konu edilemeyen 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı dikkate alınarak infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 15 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildikten sonra “Bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan 1 YIL 15 GÜN HAPİS CEZASI VE 80 ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” yazılması hususu dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/489 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık Hakkında Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/489 Esas, 2015/78 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (e) bendinde yer alan “80” ibaresinin çıkartılıp yerine “40,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde karar verildi.