YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18279
KARAR NO : 2023/1412
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/89 E., 2015/289 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına; özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2019 tarihli ve 15-2015/195743 numaralı dolandırıcılık suçu yönünden onama, özel belgede sahtecilik suçu yönünden “…sanık hakkında mahkûmiyete esas alınan kargo teslim belgesinin aslı getirtilip dosyaya alınmadan, imza aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ve mahkemece bizzat tetkike konu edilmeden, eksik inceleme sonucu hüküm tesis edildiği” gerekçesiyle bozma kararı verilmesi görüşünü içerir tebliğnamesi ile dosya temyiz incelemesi için Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz nedeni belirtmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in Dore Direkt Pazarlama ve Tic. A.Ş. şirketinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, görev yaptığı dönemde açık hat olarak tabir edilen telefon hatları ile şirketi arayarak bir şekilde ele geçirdiği katılanların kimlik bilgilerini vermek suretiyle bilgi ve rızaları dışında katılanlar adına kayıt yaptırmak, her bir katılan adına 180,00 TL’lik ürün siparişi vermek ve kargo ile gönderilen siparişleri kendisini şirket satış temsilcisi Mahmut Demirel ismiyle tanıtarak kargodan teslim almak suretiyle özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla
kamu davası açılmıştır.
2. Sanık soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan beyanında suçlamaları ikrar etmiş; Mahkemedeki sorgusunda ise, katılanları tanımadığını ve adlarına herhangi bir şekilde kayıt yaptırıp sipariş vermediğini beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Katılanlar olayın iddianamede anlatıldığı şekilde gerçekleştiğini beyan ederek, sanıktan şikayetçi olmuş ve katılma talebinde bulunmuşlardır.
4. Tanık olarak bilgisine başvurulan MNG Kargo Gaziemir Şubesi çalışanı B.K. beyanında; Dore şirketi adına gelen kargoları Mahmut Demirel isimli kişiye teslim ettiklerini, katılanlar adına gelen kargoları da bu kişinin teslim aldığını, SEGBİS yoluyla duruşmaya bağlanan huzurdaki sanığın kendisini Mahmut Demirel ismiyle tanıtan kişi olduğunu teşhis ettiğini bildirmiştir. Yine tanık olarak beyanı alınan Dore Direkt Pazarlama ve Tic. A.Ş. satış temsilcisi A.B. ifadesinde; kendisine telefon yoluyla ulaşarak katılan …’in ismini veren kişinin, telefonda verdiği kimlik ve telefon bilgilerine istinaden katılanlar adına sistemde üyelik kaydı oluşturduğunu söylemiştir.
5. MNG Kargo Şirketinin 19.02.2015 tarihli cevabi yazısında; katılanlar adına düzenlenen 2013 yılına ilişkin teslim belgesi asıllarının bulunamadığı belirtilmiş; dosya içerisinde yalnızca 05.03.2013 tarihli teslim alan kısmı boş ve altında imza bulunan kargo teslim tutanağı fotokopisinin bulunduğu görülmüştür.
6. İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararı ile sanığın katılanların bilgisi dışında bir şekilde ele geçirdiği kimlik bilgilerini telefonla aradığı Dore Firması yetkililerine vererek kayıt yaptırmak ve gelen kargoları da onların yerine imza atarak almak suretiyle özel belgede sahtecilik ve katılanlar adına sipariş verip gönderilen malları da teslim alarak katılanlar aleyhine olacak şekilde kendisine haksız menfaat temin etmesi nedeniyle katılanları dolandırdığı kabul edilerek dolandırıcılık suçlarını işlediği gerekçesiyle sanık hakkında temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2014 tarihli ve 2013/29603 Soruşturma, 2014/2164 Esas sayılı iddianamesiyle, sanığın katılanların kimlik bilgilerini kullanarak Dore isimli şirkete telefon ile kayıt yaptırıp, her bir katılan adına 180,00 TL’lik malzeme alarak sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle, sevk maddeleri olarak 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 157 nci maddesi belirtilmek suretiyle kamu davası açılmasına karşın, Mahkemece sanığın katılanların bilgisi dışında bir şekilde ele geçirdiği kimlik bilgilerini telefonla aradığı Dore Şirketi yetkililerine vererek kayıt yaptırmak ve gelen kargoları da onların yerine imza atarak almak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek hakkında 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.06.1999 tarihli ve 137/146 sayılı kararında da belirtildiği üzere, bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan bahsedilmesinin, o olay hakkında da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği; sanık hakkında “katılanların yerine kargo teslimat fişlerine imza atmak” şeklindeki eylemden açılmış herhangi bir dava bulunmadığı gibi, dava konusu edilen sanığın katılanların bilgisi dışında bir şekilde ele geçirdiği kimlik bilgilerini telefonla aradığı Dore Şirketi yetkililerine vererek kayıt yaptırmak şeklindeki eylemi yönünden de, somut olayda bir özel belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi ve kullanılması olgusunun gerçekleşmemesi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatına karar verilmesi gerekirken, dava dışına çıkılarak sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de;
a. Sanık hakkında farklı zamanlarda düzenlenen kargo teslim fişleri ile birden fazla katılanın kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle firmaya kayıt yaptırılması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b. Sanığın tekerrüre alınan İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2008 tarihli ve 2007/36 Esas ve 2008/785 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c. 14.03.2013 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 25.03.202013 tarihi ve öncesi şeklinde yanlış yazılması,
d. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak; somut olayda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/289 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden dolandırıcılık suçu yönünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.