Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/2294 E. 2024/434 K. 18.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2294
KARAR NO : 2024/434
KARAR TARİHİ : 18.01.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/332 Esas, 2022/1121 Karar
DAVACI/TEMLİK … : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Natürel Klima İnşaat ve Malzemeleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye kullandırdığı kredilere davalının 72.000,00 TL limitle müteselsil kefil olduğunu, krediler zamanında ödenmeyince ihtarname keşide edildiğini, borç yine ödenmeyince icra takibi başlatıldığını, davalının kötü niyetle itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın 60.774,40 TL asıl alacak ve asıl alacağa işlemiş temerrüt faizi ile diğer ferileri ile birlikte iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; … Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkiline ait sözleşme tarihlerinin 2010 yılını içerdiğini, kat ihtarında 2011 yılında tanımlanan artı para kredisi ile 2013 yılında verilen taksitli kredilerden müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, ancak müvekkilinin 14.12.2010 tarihli ihtarnamesi ile şirket ortaklığından ayrıldığını ve bundan sonraki kredilere kefil olmayacağını Bankaya bildirdiğini, ihtar tarihi ile sorumluluğunun kalktığını, davalının kefalet verdiği 72.000,00 TL’lik borcun ödendiğini, şirketin bundan sonra … kredi kullandığını, tahsili istenen tutardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının asıl borçluya gitmeden kefile başvuramayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2016 tarih, 2015/899 E. ve 2016/875 K. sayılı kararıyla; davalının kefaletten çekilme beyanının davacı Bankaya tebliğ edildiği tarih itibariyle dava dışı şirketin borç bakiyesinin sıfırlandığı, artı bakiyeye dönüştüğü, takibe konu çek kredi hesabından … borçların davalının kefaletten çekilme talebinden sonra verilen çeklerle ilgili olduğundan çek kredi hesabından kaynaklanan borçtan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.06.2017 tarih, 2017/603 E. ve 2017/567 K. sayılı kararıyla; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde yer … feragattan vazgeçilmiş olmasına ilişkin sözleşme hükmünün … kişi olan davalı kefil yönünden daha üst konumda olan banka karşısında genel işlem şartlarına aykırılık sebebiyle geçerli olmayacağı, kefaletten vazgeçmeye ilişkin ihtarın davacı bankaya ulaştığı tarih itibariyle davalının kefil olduğu kefalet sözleşmesi gereğince herhangi bir banka alacağının bulunmadığı, takibe konu alacağın davalının imzalamadığı başka genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 19.12.2019 tarih, 2017/4953 E. ve 2019/5618 K. sayılı kararıyla kefilin geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra … taraflı olarak kefaletini geri alamayacağı, bu şekildeki bildirimin akdin diğer tarafça açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmayacağı, nitekim davacı Bankanın 17.01.2011 tarihli cevabi ihtarı ile davalının kefaletten vazgeçme talebini kabul etmediği, kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olmasının da sonuca etkili olmadığı, borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması … bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından, sözleşmeden … kefalet sorumluluğunun devam edeceği, davacı Banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalınmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 493 ve 494 üncü maddesinde yer … haklardan feragat etmiş bulunan kefilin bir tarihte hesabın sıfırlanması nedeniyle sorumluluktan kurtulamayacağı, somut olayda davalı tarafından imzalanan 14.04.2010 tarih ve 60.000,00 TL tutarlı kredi sözleşmesinin süresiz genel kredi sözleşmesi olduğu, bu kredi sözleşmesine istinaden dava dışı borçluya kredi kullandırıldığının anlaşıldığı, bu durumda Mahkemece davalı kefilin, kefalet limiti gözetilerek takip tarihi itibariyle sorumlu olduğu borç miktarı saptanarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf talebinin reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda aldırılan heyet raporu doğrultusunda hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 56.880,00 TL asıl alacak, 6.576,32 TL işlemiş temerrüt faizi, 270,21 TL Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) olmak üzere toplam 63.726,53 TL borca ilişkin itirazın iptaline, takip tarihinden asıl alacak tutarının 50.000,00 TL’lik kısmına yıllık % 30,24 oranında, bakiye 6.880,00 TL’lik kısmına %54 faiz uygulanmak suretiyle takip talebindeki koşullarda takibin devamına, alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu borcun temelini oluşturan ilişkinin 14.04.2010 tarihli genel kredi sözleşmesi değil, 09.04.2014 tarihli sözleşmeye dayandığını, eski tarihli sözleşmenin … sözleşmenin imzalanması ile beraber geçerliliğini yitirdiğini, bozma ilamında … genel kredi sözleşmesi olgusunun dikkate alınmadığını, genel işlem şartlarıyla ilgili değerlendirmenin bozma sebebi yapıldığını, ne var ki bu görüş ayrılığının 09.04.2014 tarihli … sözleşme ve dava konusu borçların bu sözleşme sonrası doğması karşısında daha önce verilen kararın isabetini ortadan kaldırmadığını, Kanun değişikliğinden sonra tüm sözleşmelerin yenilendiğini, yenilenen 09.04.2014 tarihli genel kredi sözleşmesi gereği diğer borçluların bankaya borçlandığını, ancak bu sözleşmeye müvekkilin hiçbir zaman taraf olmadığını, imza atmadığını, 09.04.2014 tarihli sözleşme gereği müvekkilin herhangi bir sorumluluğunun doğmayacağını, Bankanın sözleşmenin yenilenmesi sürecinde müvekkilini bilgilendirmediğini, müvekkilinin ortaklıktan ayrıldığını ve kefaletten çekildiğini bildiğini, Bankanın çek karnelerinden garantörlük sıfatının bulunmadığını, çek sorumluluk bedellerinden de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, Bankanın asıl borçluya gitmeden kefile başvuramayacağını, müvekkilinin borçlu olmadığının Bankanın sunduğu ekstrelerden de anlaşıldığını, süresiz bir şekilde kefaletin devamının müvekkilinin geleceğini ipotek altına aldığını, kefaletten çekilmenin Bankanın kabulüne bağlamanın hakkaniyetsiz sonuçlar doğuracağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3. 818 sayılı Kanun’un 493 ve 494 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.