Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2023/633 E. 2023/7238 K. 11.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/633
KARAR NO : 2023/7238
KARAR TARİHİ : 11.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1341 Esas, 2022/1157 Karar
DAVALILAR : 1…. Bankası A.Ş.vekili Avukat …
2. … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığı, davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı … yönünden onanmasına, diğer davalı Banka yönünden bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı … yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalı banka yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … Bankası A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankanın Etimesgut Şubesi’nin mudisi olduğunu, diğer davalı …’in ise davacı şirketin ortağı ve münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü iken 20.01.2017 tarihinde tüm yetkileri iptal edilip şirket ortaklığından çıkarıldığını, daha sonra müvekkili şirket yetkilisi … … tarafından bu durumu gösterir Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin bir örneğinin davalı bankaya ibraz edilerek banka nezdindeki tüm yetkilerinin iptal edilmesinin talep edildiğini, bu talep ile davalı …’in bankadaki yetkilerinin iptal edildiğini, ancak internet bankacılığı işlemi yapabilme yetkisinin iptal edilmediğini, bunun neticesinde davalı …’in şirket hesabından kendi hesabına 350.000,00 TL para havale ettiğini, bu miktardan her iki davalının da sorumlu olduğunu, yapılan işlemin usulsüz olması nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, davalı …’in haksız parayı uhdesine geçirmesinden dolayı sorumlu olduğunu, diğer davalı bankanın ise sorumluluğunun kusursuz sorumluluk ilkesine dayanması nedeniyle banka çalışanlarının kusurundan sorumlu olduğunu, bu nedenlerle 350.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu havale işleminin haricen internet bankacılığı kullanılarak gerçekleştirildiğinden müvekkilinin herhangi bir ilgisi ve bilgisinin bulunmadığını, bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacı şirketin bankaya sunduğu 06.02.2013 tarihli imza sirkülerine göre şirket ortakları … … ve …’in ayrı ayrı ve münferiden yetkili kılındıklarını, daha sonrasında 10.09.2015 tarihinde …’in işbu münferit imza yetkisine istinaden müvekkili bankaya internet bankacılığı yetkisi için başvurduğunu, anılan şahsın bu tarihten sonra pek çok kez internet bankacılığı yetkisini kullandığını, bu durumun davacı şirketin yetkilisi … …’in de kabulünde olduğunu, davacı şirket yetkilisi … …’in 25.01.2017 tarihinde banka şubesine uğrayarak şirketin ortaklık yapısının değiştiğini, artık … yetkilinin kendisi olduğunu belirterek 25.01.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesini bırakıp gittiğini, dava konusu olan 350.000,00 TL’lik internet bankacılığı havale işleminin 30.01.2017 tarihinde yapıldığını, bu tarihte …’in kurumsal internet bankacılığı yetkisinin kaldırılması için müvekkili bankaya verilmiş hiç bir talimatın bulunmadığını, anılan davalının internet bankacılığı yetkisinin havale işlemi yapıldıktan sonra aynı … içerisinde daha sonra iptal edildiğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan ticari müşteri sözleşmesinin internet bankacılığı maddeleri uyarınca sorumluluğun tamamen davacı şirkete ait olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir.

2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirket ortaklığından çıkması ya da çıkarılmasının, müdürlük ve temsil yetkilerinin iptal edilmesinin internet bankacılığı işlemlerini kullanma yetkisini … başına ortadan kaldıramayacağını, niza konusu havale işleminin 30.01.2017 tarihinde internet bankacılığı işlemleri yapma yetkisi dahilinde gerçekleştirildiğini, internet bankacılığı yetkisinin bu havaleden sonra iptal edildiğini, müvekkilinin davacıdan alacağının bulunduğunu, davacı şirket yetkilisi … …’in müvekkilinin yaklaşık 4.000.000,00 TL alacağını her ay 350.000,00 TL – 400.000,00 TL olarak ödeyeceğini bildirdiğini, müvekkilinin de bu beyana dayanarak havale işlemini yaptığını, davacı şirketin internet bankacılığı işlemleri yapma yetkisini havale tarihinden sonra iptal etmesinin de dava konusu işlem için müvekkiline yetki verildiği şeklinde yorumlanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2018 tarihli ve 2017/64 E., 2018/426 K. sayılı kararıyla; davalı Banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.03.2020 tarihli ve 2018/2126 E., 2020/333 K. sayılı kararıyla;davacı şirketin yetkilisinin, davalı …’in davacı şirketteki hissesini diğer ortağa devrettiği ve müdürlükten alındığına dair ortaklar kurulu kararının yayınlandığına dair Ticaret Sicil Gazetesi’ni 25.01.2017 tarihinde davalı banka yetkilisine verdiği, davacı şirket ile imzalanan 20.01.2017 tarihli ticari müşteri sözleşmesi çerçevesinde 20.01.2017 tarihinde davacı şirket müdürü … …’in davacı şirket adına internet bankacılığı için başvurarak internet bankacılığı kullanma yetkisi talebinde bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 36 ncı maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan ilanların üçüncü kişileri bağladığı, davacı şirketin ilan ile yetinmeyip davalı …’in müdürlük yetkisinden alındığını, yani davacı şirket adına işlem yapma yetkisine son verildiğini davalı bankaya bildirdiği, 20.01.2017 tarihinde de … müdürün internet bankacılığı üzerinden işlem yapma yetkisini ve sıfatını davalı bankadan aldığı, davalı bankanın 20.01.2017 tarihli bu bildirim üzerine yetkisi sona … davalı …’in internet bankacılığı üzerinde işlem yapmasını engelleyecek bir güvenlik önlemi almadığı, davalı bankanın … kurumu olması nedeniyle objektif … yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, Yargıtay kararlarının da bu yönde bulunduğu, davalı bankanın gerekli engelleyici önlemleri almayarak yetkisi son bulan davalı …’in internet bankacılığı yolu ile davacı şirketin hesabından kendi şahsi hesabına toplam 350.000,00 TL aktarmasına sebebiyet verdiği, aktarılan miktardan davalı bankanın … ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, davalı …’in davacı şirketten alacaklı olmasının … başına işlem yapmasını haklı kılmayacağı, davalı …’in davacı şirketten alacaklı olduğunu ayrı bir davada ileri sürme hakkı bulunduğu gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı banka hakkında kaldırılmasına, davanın kabulüne, 350.000,00 TL’nın davalı bankadan (İlk Derece Mahkemesince davalı … yönünden kurulan hükümde karar altına alınan tutar ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla müteselsilen) tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 04.04.2022 tarih, 2020/2358 E., ve 2022/2799 K. sayılı kararıyla;
“(1)Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalı … vekilince yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı … yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
(2)Davalı … Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı şirket yetkilisi … …’in banka şubesine diğer davalı …’in yetkilerinin sona erdiğini bildirmesine ve kendisi bakımından internet bankacılığı kullanımı açısından belge düzenlemesine rağmen, eş zamanlı olarak daha önce internet bankacılığı kullanım hakkı tanınıp şifre verilen davalı …’in şirket adına internet bankacılığı kullanımının sonlandırılması için yazılı olarak talepte bulunmamış olmasına göre zararın meydana gelmesinde davacı şirketin de müterafik kusurunun bulunduğu gözetilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Daireleri kararının temyiz edilmesi üzerine anılan davalı hakkında onanarak kesinleştiği, bu nedenle davalı … hakkındaki davada karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği; davalı banka yönünden ise, davacı şirketin yetkilisi davalı …’in davacı şirketteki hissesini diğer ortağa devrettiği ve müdürlükten alındığına dair ortaklar kurulu kararının yayınlandığı Ticaret Sicil Gazetesini 25.01.2017 tarihinde davalı banka yetkilisine verdiği, davacı şirket ile imzalanan 20.01.2017 tarihli ticari müşteri sözleşmesi çerçevesinde 20.01.2017 tarihinde davacı şirket müdürü … …’in davacı şirket adına internet bankacılığı için başvurarak internet bankacılığı kullanma yetkisi talebinde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlanan ilanların üçüncü kişileri bağladığı, davacı şirketin ayrıca davalı …’in şirket adına işlem yapma yetkisine son verildiğini de davalı bankaya bildirdiği ve 20.01.2017 tarihinde … müdürün internet bankacılığı üzerinden işlem yapma yetkisi ve sıfatını davalı bankadan aldığı, bu bildirim ve ilana rağmen davalı Bankanın diğer davalı …’in işlem yapmasını engelleyecek bir güvenlik önlemi almadığı, … kurumu olan bankaların objektif … yükümlülüğünü yerine getirmediği durumda hafif kusurlarından dahi sorumlu olacakları, somut olayda bu nedenle gerekli önlemi almayan davalı Bankanın olayın gerçekleşmesinde %80 oranında kusurlu olduğu, öte yandan davacı şirket yetkilisi … …’in banka şubesine diğer davalı …’in yetkilerinin sona erdiğini bildirmesine ve kendisi bakımından internet bankacılığı kullanımı açısından belge düzenlemesine rağmen, eş zamanlı olarak daha önce internet bankacılığı kullanım hakkı tanınıp şifre verilen davalı …’in şirket adına internet bankacılığı kullanımının sonlandırılması için yazılı olarak talepte bulunmamış olması nedeniyle zararın meydana gelmesinde davacı şirketin de %20 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalı … hakkındaki davada karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.06.2018 … ve 2017/64 E. 2018/426 K. sayılı kararının davalı banka hakkındaki dava yönünden kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüyle 280.000,00 TL’nin davalı bankadan (İlk Derece Mahkemesince davalı … yönünden kurulan hükümde karar altına alınan ve Yargıtay onaması ile kesinleşen tutar ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla müteselsilen) tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Bankası A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Banka vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin olayda kusuru bulunmadığını, davacıyla birlikte müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilse dahi bunun oranının davacıya nazaran daha az olduğunu zira internet bankacılığı şifresiyle yapılan işlemlere müdahale yetkisi bulunmadığını, davacının diğer davalı …’in internet bankacılığı işlem yetkisinin kaldırılması talebinin havale işleminden sonra sunulduğunu, … başına şirketi temsil ve ilzama yetkili kişinin değiştiğinin bildirilmesinin ya da bu durumun Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasının internet bankacılığı yetkisinde bir değişiklik gerektirmediğini, kaldı ki yetkili şifreyle yapılan internet bankacılığı işlemlerinden işlem sırasında bankanın bilgisinin dahi olmayacağını, davacıyla yapılan sözleşmenin internet bankacılığına daire maddelerinde davacının şifre ve kullanıcı kodu gibi kişisel bilgileri korumakla mükellef olduğunun açıkça belirtildiğini, aynı sözleşmeye göre davacının internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemlerden doğması muhtemel zararı kabul ettiğini, mahkemenin kusur oranını tayin ederken yeterli gerekçeye de yer vermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Dairemizin yukarıda anılan kısmen onama, kısmen bozma kararı sonrasında davalı bankanın … sorumluluğu nedeniyle davacı hesabından çekilen bedelin iadesinden sorumluğunun ne miktarda olacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri,

2. 6102 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin birinci fıkrası,

3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesinin birinci fıkrası,

4. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun (5411 sayılı Kanun) 6 ila 10 uncu maddeleri, 61 … maddesi, 76 ncı maddesi,

5. Yargıtay Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 24.01.2017 tarih ve 2016/1647 E. 2017/407 K. sayılı ilamı.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.