Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2023/16847 E. 2023/10846 K. 07.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/16847
KARAR NO : 2023/10846
KARAR TARİHİ : 07.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/248 E., 2022/106 K.
SUÇ : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na Muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’a (5015 sayılı Kanun) muhalefet suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 18.12.2013 tarihinde usulüne uygun olmadan kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 31.10.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine mahkemesine bildirilmesi sonucu hükmün açıklandığı, açıklanan hükmün sanığın temyizi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.06.2020 tarihli yazısı ile; 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 61 ve 62 nci maddeleriyle değişik 5607 sayılı Kanunu’nun (5607 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddelerinde yapılan değişikliklerin, hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş sanık lehine olması nedeniyle mahkemesine iadesine karar verilmesinden sonra temyize konu Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararı ile sanığın 5015 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesi ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun’un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası uyarınca neticeten 1 yıl 1 … 10 gün hapis ve 40,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5015 sayılı Kanun’un ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu, sanığın eylemi için anılan madde uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 24.09.2013 tarihli hükme yönelik suçtan doğrudan zarar gören Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun itiraz hakkının bulunduğu, ancak söz konusu gıyabi karar suçtan zarar gören Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna tebliğ edilmediği için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresinin de başlamadığı, dolayısıyla sanığın 31.10.2016 tarihinde işlediği suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine yapılan bildirim sonucunda sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi kanuna aykırı ise de; 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği zamanaşımını kesen 21.07.2009 tarihli savunmadan itibaren hüküm tarihi olan 17.03.2022 tarihinde 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.Zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2022 tarihli ve 2020/248 Esas, 2022/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.12.2023 tarihinde karar verildi.