YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2003
KARAR NO : 2023/4205
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/785 Esas, 2021/1607 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2013/363 E., 2017/306 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı … ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı (temlik alan) vekili Avukat .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile davalı … arasında imzalanan sözleşmelere dayalı olarak krediler kullandırıldığını, diğer davalıların da sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attıklarını, borçlunun edimlerini yerine getirmemesi üzerine hesaplarının kât edilerek davalılara hesap kât ihtarnamesi ve hesap özeti gönderilmesine rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu iddia ederek takibe vaki itirazın iptali ile alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 71 yaşında olduğunu ve okur yazar olmadığını, asıl borçlunun kandırması üzerine sözleşmeye imza attığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı …’ün itirazları yönünden Kastamonu C. Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde davalı …’ün sözleşme altındaki yazının aidiyetinin belirlenecek nitelikte olmadığından dolayı takipsizlik kararı verildiği ve takipsizlik kararının kesinleştiği, Cide Noterliğince düzenlenen 12.09.2008 tarihli “Düzenleme Şeklindeki Vekaletname” ile davalı …’ün temlik eden banka lehine ipotek vermek ve müşterek müteselsil kefil olmak üzere diğer davalı …’un vekil olarak tayin edildiği, böylelikle temlik eden bankanın sözleşmeyi noter tarafından düzenlenen vekâletnameye güvenerek tanzim ettiği, bu nedenle davalı …’ün, sözleşmenin iradesi dışında kurulduğuna dair itirazının yerinde görülmediği, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava konusu kredi nedeniyle davalıların bankaya bilirkişi raporunda belirlenen miktarda borçlu oldukları, alacağın likit olduğu, uyuşmazlığın ticari iş mahiyetinde olmasından dolayı ticari temerrüt faizi işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin takip konusu sözleşmenin imza tarihinde 69 yaşını doldurmuş olup okuma yazma da bilmediğini, yaşlılığının da etkisiyle ve …’un damadı olması nedeniyle kolay kandırılabilecek durumda olduğunu, davalı …’un müvekkilini kandırarak okuma yazma bilmeyen müvekkiline içeriği hakkında hiçbir bilgisi olmadığı halde isminin ve soy isminin baş harflerinin şekillerini taklit ettirerek görünüşte imzalattığını, sözleşmede müvekkili yönünden imza ve kefalet iradesinin bulunmadığını, ipotekli takip dosyasında tahsil edilen miktarların işbu dosyada dikkate alınması gerektiğini, mahkemece sadece hesaplamaya yönelik matematiksel bilirkişi incelemeleri ile sonuca gidilerek eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkiline attırılan imzanın da esasen imza niteliği taşımayan adi bir çizimden ibaret olduğunu, noter ve tapu işlemlerinde ilgili yasal düzenleme gereği ikişer tanığın da hazır bulunduğunu, dinlenen tanıkların da müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ifade ettiklerini, böylelikle müvekkilinin dava konusu sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, raporlarda uygulanan faiz oranlarının hukuka aykırı ve fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 7, 88 ve 120 nci maddelerinin gözetilmediğini, alacağı bankadan temlik alan davacı …’ın davalı …’un eski arkadaşı ve diğer davalı …’ın ortağı olup aralarındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, aleyhine hükmedilen tazminatın haksız olduğunu, yargılama giderlerinin kabul ve ret miktarlarına göre orantı kurularak taraflara paylaştırılması ve ayrıca reddedilen miktar üzerine müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, kararın bu yönü ile de hatalı olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, vekâletnameler ve azilnamede davalının okuma yazma bildiğinin açıkça yazılı olduğu, diğer belgelerde ise okuma yazma bilmediğine dair bir ifadenin yer almadığı, söz konusu belgelerin bizzat davalı … tarafından imzalanmış olması karşısında davalı … vekilinin, müvekkilinin okuma yazma bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, dava konusu genel kredi sözleşmesinin, diğer davalı …’un davalı …’yı kandırması nedeniyle imzalandığına dair iddiası yönünden dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davalı …, takip dayanağı genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer almakla birlikte, aynı zamanda davalı asıl borçlu …’un temlik eden bankadan kullandığı/ kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere 23.03.2010 tarihli ipotek senedi ile maliki olduğu taşınmaz üzerine ipotek tesis ettirmiş olup, ipotek akit tablosunun incelenmesinde söz konusu ipoteğin davalının temlik eden bankaya kefaletinden doğan/ doğacak borçlarının teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazıldığı, ipoteğin davalının davacı bankaya kefalet sözleşmesinden doğan/ doğacak borçları yönünden de ipotek limiti olan 200.000,00 TL’ye kadar teminat altına aldığı anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesince, davacı yanca davalı … hakkında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince öncelikle ipoteğe başvurması, borcun tamamen ödenmemesi halinde ilamsız takip başlatması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının davalı … yönünden kaldırılmasına, davalı … hakkında açılan davanın reddine, davalı …’ün kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı … aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, taşınmazın satışı sonrası alacağın tamamının tahsil edilemediğini, 200.000,00 TL üst sınır ipoteği ile 240.000,00 TL alacağın karşılanamayacağının açık olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verildiğini ancak gerekçenin hatalı olduğunu, davalının okuma yazma bilmediğini, kandırılarak kredi sözleşmelerine imza attırıldığını, davalının kefil olma iradesinin bulunmadığını, tanıkların da davalının okuma yazma bilmediğini beyan ettiğini, alacak hesabındaki faiz oranının fahiş olduğunu, davalının borcu bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; genel kredi sözleşmesine dayalı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun’un 45 ve 67 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı …’den alınarak, davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.