YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4197
KARAR NO : 2011/7307
KARAR TARİHİ : 22.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve … vekili Avukat … tarafından, davalı ………… ve Matbaacılık Ltd. Şti adına … ve diğerleri aleyhine 12/04/2004 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/06/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın bir bölümünün kabulüne karar verilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
a)Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nısfetle) karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dava konusu yayının tarihi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı fazladır. Daha alt seviyede tazminata karar verilmesi gerekir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
b)Yerel mahkemece hükmedilen tazminat miktarına, davacı tarafından talep edilen bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Davaya konu tazminat sorumluluğunun dayanağı haksız fiildir. Haksız fiilde yasal faiz uygulanır. Şu durumda taraflar arasında ticari bir ilişkiden söz edilemeyeceğinden avans faizine göre karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a,b) sayılı bentlerinde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.