Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2021/4620 E. 2024/629 K. 18.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4620
KARAR NO : 2024/629
KARAR TARİHİ : 18.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/26 E., 2016/64 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.12.2015 tarihli ve 2015/42106 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

B. İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2016/26 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, “…yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASI,” yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz isteği özetle; kararın temyizen bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurduğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Başka suçtan tutuklu bulunan sanığın yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin yüze karşı açıklanmasından itibaren başlayacağı bildirilmiş ise de; 5271 sayılı Kanun’un 263 üncü maddesi uyarınca sanığa, hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin bildirimde bulunulmaması nedeniyle yasa yoluyla bildiriminin eksik olduğu ve sanığın yanıltıldığı anlaşıldığından, sanığın öğrenme üzerine 18.02.2016 tarihinde yaptığı itirazının süresinde yapılmış temyiz talebi olduğu kabul edilmiştir.

İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlal nedeniyle kaldırılarak iddianame ile kamu davası açıldığından
bahisle, 21.11.2015 tarihli bu suç nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği; ancak UYAP sorgulamasında, daha önce işlediği 27.07.2014 tarihli suçla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2015 tarihli ve 2014/73501 soruşturma numaralı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı, 27.07.2014 tarihli eyleme ilişkin açılan kamu davasında İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/1182 Esas, 2018/1323 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.01.2020 tarihli ve 2019/252 Esas, 2020/248 Karar sayılı kararı ile İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/1182 Esas, 2018/1323 Karar sayılı kararına ilişkin kesin olarak istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.01.2020 tarihli ve 2019/252 Esas, 2020/248 Karar sayılı kararına karşı 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulması, sonucuna göre incelemeye konu suça ilişkin dava dosyasının, 27.07.2014 eyleme ilişkin İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.12.2018 tarihli ve 2018/1182 Esas, 2018/1323 Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi, 27.07.2014 tarihli eyleme ilişin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz olacağı da dikkate alınarak kamu davasını açma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek, sonucuna göre deliller birlikte tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2016 tarihli ve 2016/26 Esas, 2016/64 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönlerden incelenmeksizin hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.01.2024 tarihinde karar verildi.