Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/13854 E. 2024/21 K. 08.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13854
KARAR NO : 2024/21
KARAR TARİHİ : 08.01.2024

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/435 E., 2018/80 K.
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2010 tarihli ve 2010/76 sayılı iddianamesiyle sanığın dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle Pendik Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Suç vasfının 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine temas edebileceğinden bahisle Mahkemece verilen görevsizlik kararı üzerine Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2012/191 Esas, 2012/634 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında aynı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis ve 52.422,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Anılan kararın Cumhuriyet savcısı, katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 30.10.2017 tarihli ve 2017/1857 Esas, 2017/21763 Karar sayılı kararı ile sanığın aynı nitelikteki benzer bir dosyası nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin tatbik edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi için bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 1. Ağır Ceza Mahkemesince bozmaya uyularak 15.03.2018 tarihli ve 2017/435 Esas, 2018/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 ve 53 üncü maddesi uyarınca artırım oranı 1/2’ye yükseltilerek kesinleşen diğer dosyadaki cezanın mahsubu ile sanık hakkında inceleme konusu eyleminden ötürü neticeten 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir .
5. Tebliğnamede; sanık hakkında diğer yargılama dosyasında kurulan hükmün kesinleşmesi karşısında; kesinleşen hükümden bağımsız olarak bu dosyada yeni bir hüküm kurulması ve tertip olunacak cezanın miktarının kesinleşen hükümden fazla olması durumunda kesinleşen cezanın mahsup edilmesi suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi, ceza miktarının daha az olması halinde ise ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği hususunda kurulan hükmün bozulmasına dair görüş serdedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; Yargıtayın bozma ilamında diğer dosyadaki ceza miktarı aşılmaksızın hüküm kurulması belirtilmesine rağmen, Mahkemece bir yıl fazladan ceza verildiğine, kaldı ki suç tarihinden mahkûmiyet tarihine kadar 13 yıl geçmesi nedeniyle dava zamanaşımı süresinin dolduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın ikrarı ve dosyaya yansıyan diğer tüm deliller de dikkate alındığında; sahte reçete ve raporlarla katılana ait eczaneden farklı zaman dilimlerinde pahalı ilaçlar alıp piyasada ucuza satarak menfaat temin etmek suretiyle Bağkur aleyhine nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği kabulüyle Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (YCGK) 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında ”Zincirleme suça dahil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak Mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilerek yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir.” şeklinde ifade edildiği üzere, hüküm kurulurken YCGK’nın kararında belirlenen ve Dairemizin süre gelen uygulamalarında da istikrarlı şekilde uygulanan ilke uyarınca kesinleşmiş davadan bağımsız şekilde temel ceza belirlenerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması ve belirlenen ceza kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan fazla ise kesinleşen hükümdeki cezanın mahsubuna, aksi halde ek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine somut olayda; sanığın benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.01.2010 tarihli ve 2009/270 Esas, 2010/13 Karar sayılı hükmü ile mahkûmiyetine karar verilen ve 2012 tarihinde kesinleşen cezasının inceleme konusu dosyadaki fiil ile zincirleme suç kapsamında kaldığı Mahkemesince kabul edilmesine rağmen, bağımsız ve yeni bir hüküm kurulmaksızın doğrudan diğer hükme atıf yapılarak sadece 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım oranını artırıp mahsup edilmek suretiyle hatalı karar verilmesi nedenleriyle kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.