Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/23976 E. 2024/1010 K. 23.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/23976
KARAR NO : 2024/1010
KARAR TARİHİ : 23.01.2024

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/503-2021/562
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süreleri yönünden yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2020 tarihli ve 2019/237 Esas, 2020/230 Karar sayılı kararı ile
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına;
Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 221 inci maddesinin dördüncü fırkasının son cümlesi, 53 üncü maddesinin birinci ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesi, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 3 ay 10 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/503 Esas, 2021/562 Karar sayılı kararı ile
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri özetle;
1.Sanıkların ByLock içeriklerinde mesajlaşma bulunmadığına,
2.ByLockun hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna,
3.Sendika ve Dernek üyeliklerinin Anayasal nitelikte haklar olduğuna,
4.Sanık …’in ByLock’u eşinin yüklediğine beyan etmesi nedeniyle etkin pişmanlıktan faydalandırılması gerektiğine,
5.Bankasya hesap hareketlerinin talimat üzerine gerçekleştirilmediğine,
6.Temel cezaların teşdiden belirlenmesinin hukuka aykırı olduğuna, suçun unsurlarının teşdit sebebi sayıldığına,
7.Etkin pişmanlık indiriminin alt sınırdan uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,
8.AİHM tarafından verilen “Yalçınkaya/Türkiye” kararının dikkate alınması gerektiğine,
9.Sanık …’e yeniden teşhis işlemleri yaptırılması halinde daha detaylı anlatımlarda bulunacağına ve,
10.Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16.MD-956 Esas ve 2017/370 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararı ve Anayasa Mahkemesinin … başvurusuna ilişkin 04.06.2020 tarih ve 2018/15231 başvuru numaralı kararında belirtildiği üzere; bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını ortaya koyan bir delil olacağında şüphe bulunmamakla birlikte, savunmasında bylock kullanıcısı olmadığını bildiren sanığın savunmasının denetlenmesi bakımından bylock tespit ve değerlendirme tutanağında ekleyen, eklenen ve irtibatlı bulunduğu kişiler olarak gözüken şahıslar hakkında soruşturma yahut kovuşturma bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa sanık ile ilgili aşama beyanları dosyaya getirtilip, gerekirse tanık sıfatıyla anlatımlarına başvurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi;
2-Kabul ve uygulamaya göre de;
a)Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, yasal ve yeterli bir gerekçe gösterilmeden soyut ifadelere dayanılarak teşdiden ceza uygulanmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,

b)Disiplin sicil dosyası temin edilerek sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan beyan ya da belge olduğu tespit edilmeden, soyut olarak daha önce çalıştığı kamu kurumundan KHK ile ihraç edilmesinin müsnet suç yönünden sanık aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceğinin, ayrıca sanığın eşi hakkında benzer suçtan mahkumiyet kararı verilmesinin ”suç ve cezaların şahsiliği ilkesi” gereğince müsnet suç yönünden sanık aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi nedenleriyle verilen karar hukuka aykırı bulunmuştur
B.Sanık … yönünden yapılan değerlendirmede;
Disiplin sicil dosyası temin edilerek sanığın örgütle irtibatını ortaya koyan beyan ya da belge olduğu tespit edilmeden, soyut olarak daha önce çalıştığı kamu kurumundan KHK ile ihraç edilmesinin; ayrıca sanığın eşi hakkında benzer suçtan mahkumiyet kararı verilmesinin ”suç ve cezaların şahsiliği ilkesi” gereğince müsnet suç yönünden sanık aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, dosya kapsamına göre sanığın örgüt içerisindeki konumu itibariyle örgütün nihai amacını bilebilecek durumda olduğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdükleri temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A.Sanık … yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/503 Esas, 2021/562 Karar sayılı kararında sanık ve müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B.Sanık … yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/503 Esas, 2021/562 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fırkası uyarınca Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2024 tarihinde karar verildi.