YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8504
KARAR NO : 2023/8959
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/171 E. 2015/85 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEMYİZ EDENLER : Katılan mağdur … vekili, mağdurlar … ve … vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî onama, kısmî bozma
Suça sürüklenen çocuk hakkında mağdurlar … ve …’a yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve esasen bu hususta mahallinde merciince değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından, incelemenin suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı yapılması gerektiği belirlenmiştir.
Mağdurlar … ve … vekilinin temyiz isteği yönünden; suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurların kanuni temsilcileri olan anneleri ve babalarının kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararının da bu hakkı vermeyeceği belirlenmiştir.
Suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan mağdur … vekilinin temyiz istekleri yönünden; suça sürüklenen çocuk (ssç) hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre
1. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2013 tarihli iddianamesi ile ssç’nin mağdur …’ye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, mağdurlar … ve …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2013/171 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararıyla ssç’nin mağdur …’ye yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki haliyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin; ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlar … ve …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin; ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.03.2019 tarihli ve 14-2015/321965 sayılı, kısmî iade, kısmî onama ve kısmî bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur … Vekilinin Temyiz İsteği
Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurlar … ve …’ın ssç tarafından zorlandığı, tehdit edildiği, korkutulduğu, cebir ve tehdide maruz bırakıldığı yönünde bir delil olmadığına, bu mağdurların hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalma hürriyetlerinden yoksun bırakılmadıklarına ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının da usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdur …’ye yönelik hüküm kurulurken yeterli inceleme yapılmayarak ssç’nin lehine olan kanun hükümlerinin uygulanmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyiz İncelemesinin Kapsamına Göre;
Mahkemenin Kabulü
Mahkemece; “…18/07/2005 doğumlu olan suç mağduru çocuk … (…) Poliste alınan 21/04/2013 günlü ve Savcılıkta alınan 22/04/2013 günlü anlatımlarında, 21/04/2013 günü arkadaşları ile dışarıda oyun oynamakta iken SSÇ …’un kendisini çağırdığını ve misket vereceğini söyleyerek eve götürdüğünü, o sırada evde kimsenin olmadığını, sözlü itirazlarına rağmen alt giysilerini çıkarttığını ve cinsel organını makatına soktuğunu, bahçeye inip tuvaletini yaptığında kan geldiğini görünü, evde annesi iç çamaşırlarındaki kanı görüp ısrarla sorunca ona olayı anlattığını, bu olaydan iki yıl kadar önce SSÇ’nin (mağdurlar) … ve … ile birlikte kendisini evlerinin çatısına götürdüğünü, … ve …’ın ellerine verdiği sabunla cinsel organını okşattığını ve daha sonra livata yolu ile kendisine tecavüz ettiğini, o tarihten itibaren kendisine birden çok kez aynı şekilde tecavüz ettiğini beyan etmiş, Tekirdağ Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi sonucunda SMÇ … hakkında düzenlenen 21/04/2013 tarih, 202167 sayılı raporda, anal bölgede penisin anal bölgeye girdiğine dair çevresel ekimoz ve fissür saptandığı, mağdurun cinsel istismara maruz kaldığını gösterir yeterli bulgunun mevcut olduğu ifade edilmiştir.
SMÇ … (…) anlatımı esas alınarak ifadelerine başvurulan 01/02/2002 doğumlu mağdur … (…) ve 02/11/2003 doğumlu mağdur … (…) aşamalarda tutarlılık gösteren anlatımlarında, tarihten bir süre önce SSÇ …’un kendilerini SMÇ … (…) ile birlikte eve çağırdığını, orada ellerine sabun verip cinsel organını okşattırdığını, onun da kendilerinin (… ve …’ın) cinsel organlarını aynı şekilde okşadığını ve içlerinden …’in kalçasını okşadığını, aralarında başka bir olay yaşanmadığını, kendilerinin oradan ayrılmalarından sonra SMÇ …’nin SSÇ …’un yanında kaldığını beyan etmişlerdir. SMÇ … bu olayan tarihini tam olarak hatırlamadığını, olayın 2012 yılında gerçekleşmiş olabileceğini ifade etmişken SMÇ … yılı hatırlamadığını, hatırladığı kadarıyla olayın yaz aylarında gerçekleştiğini ifade etmiştir.
SSÇ … savunmasında, 21/04/2013 günü SMÇ …’nin kendisinden misket istemek için evlerine geldiğini, onu içeri aldığını, kendi pantolonunu çıkardığını ve SMÇ’ye de pantolonunu çıkarttığını, daha sonra onu yere yatırıp cinsel organını kalçasına sürttüğünü ancak vücuduna sokup sokmadığını hatırlamadığını, bu olaydan önce mağdurlardan hiçbirine karşı cinsel içerikli herhangi bir davranışta bulunmadığını ileri sürerek suçlamayı savunması ile sınırlı olarak kabul etmiştir.
SSÇ hakkında uzman (psikolog) tarafından düzenlenen 29/08/2013 tarihli sosyal inceleme raporunda, üç çocuklu bir ailenin büyük çocuğu olan SSÇ’nin ortaokul mezunu olduğu, anne ve babasının birlikte yaşamakta oldukları, geleneksel aile ortamında yetişten SSÇ’nin suça sürüklenmesinde ergenlik dönemi dürtüsel davranışlarının olumsuza yönelmesinin, olumsuz duygu ve davranış geliştirmiş olmasının etken olarak göründüğü, her ne kadar zihinsel olarak suç ve sonuçlarını kavramaya ilişkin engeli olmadığı düşünülse de, ergenlik dönemi gelişim özellikleri, dürtüsel davranışlar gösterebilmesi ve yakın çevresini de etkileyebilecek davranışını gizleyebileceğine ilişkin yanlış düşünce kalıplarının suç fiilini çekici bir boyuta taşımış olduğu belirtilmiş, gerek anne baba gerekse çocuk yönünden danışmanlık tedbiri uygulanmasının yarar sağlayacağı ifade edilmiş; ATK 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından verilen 24/12/2014 tarih, 6570 sayılı kararda, SSÇ … …’in 2011 ve 21/04/2013 tarihlerinde sanığı bulunduğu suçların hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce sosyal inceleme raporu, ATK 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunun kararı ve dosya kapsamı birlikte göz önüne alınarak SSÇ …’in üzerine atılı suçlar yönünden ceza sorumluluğunun tam olduğu kabul edilmiştir.
ATK 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından SMÇ … (…) hakkında verilen 22/11/2013 tarih, 5257 C sayılı kararda, mağdur … (…) suç tarihlerinde içinde bulunduğu yaş itibariyle cinsel istismar olayının hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek ve olaya ruhsal yönden mukavemet edebilecek psikososyal olgunluğa erişmemiş olduğu, mağduru bulunduğu olaylar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu (travma sonrası stres bozukluğu); SMÇ … hakkında verilen aynı tarih, 5257 A sayılı kararda, mağdur …’in 2011 ve 21/04/2013 tarihlerinde mağduru bulunduğu olayın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayama yacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, olayın mağdurun ruh sağlığını etkilediği ancak ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı; SMÇ … (…) hakkında verilen aynı tarih, 5257 B sayılı kararda, mağdur …’ın 2011 ve 21/04/2013 tarihlerinde mağduru bulunduğu olayın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, olayın mağdurun ruh sağlığını etkilediği ancak ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olmadığı mütalâa edilmiştir.
Her ne kadar SSÇ … savunmasında 21/04/2013 günü SMÇ …’nin misket istemek için evlerine geldiğini, onu kendisinin çağırmadığını, mağduru içeri aldıktan ve alt giysilerini çıkarttıktan sonra yere yatırıp cinsel organını onun kalçalarına sürttüğünü, vücuduna organ soktuğunu hatırlamadığını, bu olaydan önceki tarihlere ilişkin suçlamaların doğru olmadığını ileri sürmüş ise de, her üç mağdurun aşamalarda tutarlılık gösteren anlatımları, bu anlatımların dosya kapsamı ve toplanan delillerle uyumluluk göstermesi, mağdurların yakın akrabaları olan SSÇ …’a iftira etmelerine yol açabilecek ortam ve şartların bulunmaması karşısında SSÇ …’un savunmasının inkâra ilişkin bölümünün fazla cezadan kurtulma amacına yönelik olduğu ve gerçekle bağdaşmadığı değerlendirilmiştir.
Sübut: Mahkememizce, toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, suça sürüklenen çocuk … …’in 21/04/2013 günü 16.00 sıralarında, o sırada dışarıda arkadaşları ile oynamakta olan suç mağduru çocuk … (…) misket vereceği vaadiyle evine çağırdığı, evde başka kimsenin olmamasından yararlanarak kendisinin ve SMÇ …’nin alt giysilerini çıkarttıktan sonra cinsel organını mağdurun anüsüne soktuğu, bu olaydan 2 yıl kadar önce SSÇ’nin suç mağduru çocuklar … (…), … (…) ve … (…)’ yi o tarihte inşaat hâlinde bulunan evlerine kuş yakalamak vaadiyle kandırarak götürdüğü, orada her üç mağdurun eline sabun vererek cinsel organını okşattırdığı, kendisinin de mağdurlar … ve …’ın cinsel organlarını aynı şekilde okşadığı, mağdurlar … ve …’ın ayrılmalarından sonra mağdur …’nin anüsüne cinsel organını sokmak suretiyle tecavüz ettiği, bu tarihten 21/04/2013 tarihine kadar zaman zaman mağdur …’yi benzer şekilde alıkoyarak vücuduna organ sokmak suretiyle tecavüz eylemini aynı kasıt altında birden çok kez gerçekleştirdiği, bu eylem sonucunda mağdur …’nin ruh sağlığının bozulduğu sabit kabul edilmiştir.
Nitelendirme: SSÇ …’un bu şekilde sübut bulan eylemlerinin;
(1) Mağdurlar … ve …’a karşı,
– TCK’nın 103/1-a maddesinde tanımlanan 15 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçunu;
– TCK’nın 109/2-3-f-5 maddesinde tanımlanan çocuğa karşı hile kullanmak suretiyle ve cinsel amaçla hürriyeti kısıtlama suçunu;
(2) Mağdur …’ye karşı,
-TCK’nın 103/1-a-2 maddesinde tanımlanan 15 yaşından küçük çocuğun cinsel istismarı suçunu;
– TCK’nın 109/2-3-f-5 maddesinde tanımlanan çocuğa karşı hile kullanmak suretiyle ve cinsel amaçla hürriyeti kısıtlama suçunu;
oluşturduğu, değerlendirilmiştir.
Temel cezanın, artırım ve indirim nedenleri ile seçenek yaptırımların belirlenmesi: SSÇ’nin sabit görülen cinsel istismar ve hürriyeti kısıtlama suçlarının işleniş biçim ve özellikleri, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, mağdurların yaşları, SSÇ’nin kastı, güttüğü saik ve amaç, eylem sırasındaki ve eylemden sonraki davranışları ile dosya kapsamı göz önüne alınarak temel cezanın her iki suç yönünden takdiren alt sınır esas alınarak belirlenmesi,
SMÇ …’ye yönelik her iki suçun zincirleme suç biçiminde işlenmiş olması nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uyarınca temel cezaların takdiren 1/4 oranında artırılması,
Her bir mağdura karşı işlenen hürriyeti kısıtlama suçu yönünden, suçun çocuğa karşı ve cinsel amaçla işlenmiş olması nedeniyle TCK’nın 109/3-f-5 madde ve fıkraları gereğince SSÇ’nin cezasında sırasıyla bir kat ve yarı oranında artırım yapılması,
SMÇ …’ye yönelik cinsel istismar suçu sonucunda mağdur …’nin ruh sağlığının bozulmuş olması nedeniyle TCK’nın 103/6. maddesinin zaman bakımından uygulama yönünden göz önünde bulundurulması,
SSÇ’nin suç tarihlerindeki yaş durumu gözetilerek cezasından TCK’nın 31/2. maddesi gereğince cezasından indirim yapılması,
Cezanın SSÇ üzerinde göstereceği olası etkiler gözetilerek takdiri indirim maddesinin sabit kabul edilen tüm suçlar yönünden SSÇ yararına uygulanması,
Şartları bulunmadığından sanığın cezasında başkaca yasal veya takdiri indirim yahut artırım yapılmasına yer olmadığı,…
SSÇ’nin sabit görülen diğer suçları yönünden, yasal şartlarının bulunmaması gözetilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, seçenek yaptırım ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı kabul edilmiştir.
Zaman bakımından uygulama: TCK’nın cinsel istismar suçunu düzenleyen 103. maddesi 28/06/2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile yeniden düzenlenmiş ve uygulanacak yaptırımlarda değişikliğe gidilmiş olmakla TCK’nın 7. ve 5252 sayılı Yasa’nın 9. maddeleri gereğince uygulanacak hükümlerin belirlenmesi gerekmektedir:
(1) SSÇ’nin mağdur …’ye karşı cinsel istismar suçu yönünden, TCK’nın 6545 sayılı Yasa ile değişik 103. maddesinin yukarıda belirtilen ölçülere göre uygulanması hâlinde; SSÇ’nin TCK’nın 103/2. maddesi uyarınca 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi uyarınca cezası 1/4 oranında artırılarak 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 31/2. maddesi gereğince cezası 1/2 oranında indirilerek 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı madde ve fıkranın son cümlesi gereğince SSÇ’nin 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 62. maddesi uyarınca cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek SSÇ’nin sonuçta 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekecektir. Görüldüğü gibi, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan (ve uygulaması hüküm yerinde gösterilen) hükmün uygulanmasına nazaran sonuç cezada bir değişiklik meydana gelmemektedir. Mahkememizce TCK’nın 7/2. Maddesi gözetilerek suç tarihinde yürürlükte bulunan hüküm esas alınarak uygulama yapılmıştır…” gerekçesiyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Mağdurlar … ve … Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suç tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurların kanuni temsilcileri olan anneleri ve babalarının kovuşturma aşamasında suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi Mahkemece verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden, vaki temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Suça Sürüklenen Çocuğun Mağdur …’ye Yönelik Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Mahkemece müsnet suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen temel cezanın eylemlerin zincirleme şekilde gerçekleştirilmesinden dolayı aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ile artırılması neticesinde bulunacak miktarın mağdurun ruh sağlığının bozulmasından dolayı aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ile belirlenecek cezaya eklenmesi gerekirken yazılı şekilde kademeli uygulama yapılması sonuç ceza miktarının doğru belirlenmesi nedeniyle ve hükümden önce gerçekleşip şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle aynı Kanun’un 63 üncü maddesi uyarınca mahsup kararı verilmemiş ise de bu hususun infaz aşamasında nazara alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı olan suç adının gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
3. Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kararda hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri ve Tebliğnamedeki bozma istemi yerinde görülmemiştir.
C. Suça Sürüklenen Çocuğun Mağdurlara Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Suç tarihinde on iki-on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında düzenlenen farik mümeyyizlik raporlarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığının anlaşılması karşısında, hükme esas alınan raporun usulüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
2. 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” düzenlemesi nazara alınarak yapılan değerlendirmede, suça sürüklenen çocuk hakkında hazırlanan iddianamede mağdurlar … ve …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini birden fazla gerçekleştirdiğine dair bir anlatım ve usulüne uygun açılmış dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Bozma sebeplerine göre onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Mağdurlar … ve … Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2013/171 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yönelik mağdurlar vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Suça Sürüklenen Çocuğun Mağdur …’ye Yönelik Beden veya Ruh Sağlığını Bozacak Şekilde Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2013/171 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararında katılan mağdur … vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdur … vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteklerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile ONANMASINA,
C. Suça Sürüklenen Çocuğun Mağdurlara Yönelik Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2013/171 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdur … vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.12.2023 tarihinde karar verildi.