Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/8594 E. 2011/11938 K. 16.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8594
KARAR NO : 2011/11938
KARAR TARİHİ : 16.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … ve diğeri vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 19/09/2005 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalı … vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar ve davalılardan … tarafından temyiz olunmuştur.
a)Davacılar, desteklerinin sağlığında kendi ve nam ve hesabına mobilya imalatçısı olarak çalışıp gelir elde ettiğini ileri sürmüşler ve desteğin mobilya imalatçısı olduğuna ilişkin olarak desteğe ait ustalık belgesi, vergi levhası, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı, esnaf sicil kaydı ile meslek faaliyet belgesini dosyaya sunmuşlardır. Davacılar tarafından sunulan bu belgelerde, desteğin işinin mobilya imalatı olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemece benimsenen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda ise; destekten yoksun kalma zararı, desteğin sağlığında mobilya tamircisi olarak çalıştığı ve gelir elde edeceği varsayılarak esnaf odasından bildirilen mobilya tamircisinin gelirine göre hesaplama yapılmıştır. Oysa ki tüm dosya kapsamından, davacıların desteğinin mobilya imalatı yaptığı ve bu işe göre gelir elde ettiği anlaşılmaktadır. Şu durumda yerel mahkemece, desteğin sağlığında mobilya imalatçısı olarak çalıştığı ve imalat işine göre gelir elde edeceği benimsenmeli ve destekten yoksun kalma tazminatı, esnaf odası tarafından bildirilen ve net asgari ücretin iki katı olduğu anlaşılan mobilya imalatçısı geliri üzerinden hesaplanması dosya kapsamına daha uygun düşmektedir. Ayrıca mahkemece karara esas alınan bu bilirkişi raporunda maddi hataların da bulunduğu görülmüştür. Şu durumda, yerel mahkemece, hüküm kurmaya elverişli ve yeterli görülmeyen bu bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b) Dava konusu olayda; olay günü davalının kullandığı kamyonet ile davacıların desteğinin kullanmış olduğu motosikletin, kontrolsüz dörtlü kavşakta çarpışması sonucunda davacıların desteği olan … yaşamını yitirmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çarpışmanın meydana geldiği ve trafik işaretlemelerinin bulunmadığı kontrolsüz kavşakta trafik yoğunluğu bakımından hangi yolun tali, hangi yolun ana yol olduğunun belirlenmesi; bir başka anlatımla geçiş önceliğinin kimde olduğunun belirlenmesi noktasındadır. Yerel mahkemece benimsenen ve karara esas alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücünün % 30 oranında tali derecede, desteğin ise % 70 oranında asli derecede kusurlu olduğu bildirilmiş ve maddi ve manevi tazminat miktarları, davalı sürücünün % 30 kusur oranına göre belirlenmiştir. Oysa ki dava konusu olay nedeniyle açılan ceza davasının yargılaması sırasında, olay yerinde keşif yapılmış, olay yerini gösteren fotoğraflar çekilmiştir. Ceza davasında yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda; trafik yoğunluğu daha az olan tali yoldan kontrolsüz kavşağa çıkış yapan ve bu sırada kendi yoluna göre trafik yoğunluğu daha fazla olan ve ana yoldan seyrettiği anlaşılan desteğin kullandığı motosiklete ilk geçiş hakkını vermediği anlaşılan davalı-sanık sürücünün 5/8 oranında asli, desteğin ise 3/8 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Ceza davasında bu rapora itiraz edilmesi üzerine alınan diğer bilirkişi raporlarında ise, davalı-sanık sürücünün % 30 oranında tali derecede, desteğin ise % 70 oranında asli kusurlu olduğu bildirilmiştir. Ne var ki ceza mahkemesince, alınan bu son bilirkişi raporlarına itibar edilmemiş ve “… keşif sonrası yerel bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun oluşa daha uygun olduğu, keşif sırasında desteğin motosikleti ile seyrettiği yolun trafik yoğunluğunun daha fazla olduğunun gözlemlendiği, bu nedenle davalı- sanığın trafik yoğunluğu daha az olan tali yoldan çıkarak ana yolda seyreden desteğin motosikletine çarptığının böylece geçiş önceliği vermesi gereken sanık-davalının asli kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği…” gerekçesi ile sanığın (davalı sürücünün), 5/8 oranında ve asli derecede kusurlu olduğu benimsenerek cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Ceza mahkemesince karara esas alınan ve kesinleşen bu kusur oranlarının, olayın oluşuna, dosyaya sunulan fotoğraflara ve keşif yerinde mahkemece yapılan gözlemlere daha uygun olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda yerel mahkemece, eldeki bu davada da davalı sürücünün asli ve 5/8 oranında kusurlu olduğunun benimsenerek maddi ve manevi tazminatların bu kusur oranına göre belirlenmesi ve takdir edilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen bilirkişi raporunda bildirilen kusur oranına göre karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
c)Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi gereğince müteselsil sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi aynı olan davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilir. Yerel mahkemece yukarıda açıklanan düzenleme gözetilmeyerek, haklarındaki istemin bir bölümü aynı nedenle reddedilen müteselsil sorumlu davalılar yararına tek avukatlık ücreti takdir edilmesi gerekirken, ayrı ayrı avukatlık ücreti takdir edilmiş olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
3) Davalının diğer temyiz itirazına gelince; davacılar, davalının tam kusurlu olduğunu iddia ederek desteğin kullanmış olduğu motosiklette meydana gelen hasar nedeniyle de maddi tazminat istemişlerdir. Yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporunda ise davalının % 30 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Yerel mahkemenin kabul biçimine göre; davalının % 30 oranında kusurlu olduğu benimsenmiş olmasına rağmen, motosiklet hasarı nedeniyle istenen maddi tazminattan kusur indirimi yapılmadan bu istek yönünden
belirlenen zararın tamamına karar verilmiştir. Şu durumda yerel mahkemece, motosiklet hasarı için istenen maddi tazminattan da davalı sürücünün 5/8 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile indirim yapılması gerektiğinden bilirkişi raporunda, motosiklet hasarı için kusur indirimi yapılmadan belirlenen zararın tamamına karar verilmiş olması da usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2/ a, b,c) sayılı bentlerinde gösterilen nedenlerle davacılar yararına; (3) sayılı bentte gösterilen nedenle de kararı temyiz eden davalı … yararına BOZULMASINA; davacılar ile davalı …’ın öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 16/11/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.