YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1146
KARAR NO : 2024/421
KARAR TARİHİ : 15.01.2024
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/979 E., 2021/1339 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2021 … ve 2020/321 Esas, 2021/169 ayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin,13/09/2021 … ve 2021/979 Esas 2021/1339 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle,
Suça konu örgütle ilk irtibatı 2010 yılında KPSS sınavına hazırlanmak için gittiği örgüte müzahir Sakarya Dershanesi ile başlayan ve suç tarihinden önce Samsun TEİAŞ Yük Tevzi İşletme Müdürlüğünde tekniker olarak görev yapmakta iken suça konu örgütle irtibat ve iltisakı nedeniyle 2016 yılı Eylül ayında KHK ile meslekten ihraç edilen sanığın; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir … Enerji-Sen il temsilciliği üyesi olması, örgütün maddi yönden kalesi konumunda olup, ayakta durmasını sağlayan, üyelerden toplanan himmet ve bursların banka filtresinden geçirilerek aklandığı, 2014 yılının Ocak ve Eylül aylarında zora gireceği haberleri sonrasında örgüt lideri Fetullah Gülen’in bankanın kurtarılması amacıyla herkesin mevduatlarını yatırarak yardım yapması talimatını verdiği örgüte müzahir banka olan Bank …’da 30/01/2014 tarihinde hurda altın alım referans adlı 150.39 XAU (13.838 TL tutarlı), 06/02/2014 tarihinde döviz alış referans adlı 56.05 XAU (5.058,37 TL tutarlı), 29/04/2014 tarihinde döviz alış referans adlı 94.34 XAU (8.311,00 TL tutarlı) işlemler yapmış olması, tanık E.E. nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyan ve teşhislerine göre (dosyanın tek tanığı olan E.E. nin SEGBİS yoluyla kovuşturma aşamasında yer ve zaman belirtilmek suretiyle ayrıntılı beyanının tespit edilip sanıkla yüzleştirilmesinin yapılması gerekirken bulunduğu yer Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle soyut bir şekilde ifadesinin alınması usule uygun olmamakla birlikte); aynı iş kolunda sanıkla beraber çalıştığını, sanığı suça konu örgüt aracılığıyla tanıdığını ve sanığın örgüt içerisinde örgüt yapılanması dahilinde TÜTEV Samsun Şubesinde örgütün sohbet adını vermiş olduğu toplantılara katıldığını ve yine mütevelli heyetinde olduğunu, örgütün toplantılarına başkalarını da davet ettiğini beyan etmiş olması karşısında; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın atılı suçu işlediği kanaati oluşturacak örgütsel eylemleri işlediği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve net bir kanı hasıl olmadığından sanığın üzerine atılı TCK’nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 maddeleri uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dosya kapsamı ve mevcut deliller nazara alındığında, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eksik araştırma neticesinde beraatine karar verildiğine yönelik bozma talep eden görüşe iştirak edilmemiştir.
Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere: Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, tanık anlatımlarına, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; örgütün kriptolu iletişim ağı olan ByLock iletişim sistemini kullandığına dair kesin bir tespit bulunmayan, örgütte bir görevi olmayan, Bank …’daki hesabındaki işlemlerden örgüte yardım kastıyla hareket ettiği tespit edilemeyen sanığın eylem ve faaliyetlerinin örgütün hiyerarşik yapısına girdiğini gösterir çeşitlilik yoğunluk muhteva etmediği gözetilerek; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın delil yetersizliğinden beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin,13.09.2021 … ve 2021/979 Esas 2021/1339 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.01.2024 tarihinde karar verildi.