Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2022/7493 E. 2023/7661 K. 25.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7493
KARAR NO : 2023/7661
KARAR TARİHİ : 25.12.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/634 Esas, 2021/841 Karar
DAVACILAR : 1….
2…. vekilleri Avukat …
3….
4….
5.Benes Uluslararası Nak. Gıda Otom. Mak. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ :
KARAR : Davacılar … ve … yönünden davanın kabulü, davacılar Benes Uluslararası Nakliyat Gıda Otomotiv Makine İnşaat San. ve Tic. A.Ş., … ve …’ın yönünden davanın kısmen kabulü, davacıların teminat ipoteklerinin fekkine ilişkin dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı.

Birleşen Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/117 E. sayılı dosyası

DAVACILAR :1…. vekili Avukat …
2. … Gıda Uluslararası Nak. Mak. Otom. Dayanıklı Tük. Mall. San. Tic. Ltd. Şti.
DAVA TARİHİ :
KARAR : Kısmen kabul, davacıların teminat ipoteklerinin fekkine ilişkin dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı

Birleşen … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/163 E. sayılı dosyası

DAVA TARİHİ : 30.04.2012
KARAR : Dava ret

Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen menfi tespit, birleşen itirazın iptali davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada davacı … ve … yönünden davanın reddine diğerleri yönünden kısmen kabulüne, birleşen menfi tespit davasının kısmen kabulüne, birleşen itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme kararı asıl ve birleşen dosyada davacılar …, …, …, Benes Uluslararası Nak. Gıda Otom. Mak. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili, asıl ve birleşen menfi tespit davalarında davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacılar vekilleri, davalı banka ile asıl borçlu davacı Benes Uluslararası Nak. İnş. San. Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullanıldığını, davalı banka tarafından gönderilen 30.09.2009 tarihli ihtarname ve hesap ekstresinin haksız olduğunu, davalı bankanın kendisine tevdi edilen tahsilatı hesaptan düşülmesi kararlaştırılan ciro çek ve senetleri ve ödemleri hesaptan düşmediğini ileri sürerek genel kredi ve teminat sözleşmesi uyarınca kullandırılan, borçlu cari hesap, taksitli ticari, araç ve çek kredileri karşılığında, davalı bankaya verilen ve kambiyo senetleri ve ipoteklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, kambiyo senetlerinin iptallerine ve teminat olarak verilen ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen menfi tespit davasında, davacılar vekili dava dilekçesinde, asıl davay kon ukredi sözleşmesini kefil olarak imzaladıklarını ve davalı banka lehine ipotek verdiklerini, davalı bankanın tahsil ettiği çekleri ve yapılan ödemleri cari hesaptan düşmediğini, mükerrer tahsilat yapılmaya çalışıldığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadıklarının tespiti ile ipoteklerin fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen itirazın iptali davasında davacı vekili, asıl borçlu şirket ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde kefil olan davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl borçlu şirkete …, …, … ve …’ın müteselsil kefaleti ile kullandırılan kredilerin bugüne kadar ödenmediğini, kredi hesapları 30.10.2009 tarihinde kat edilerek ihtarname gönderildiğini, alacağın muaccel hale geldiğini, davacı … borçlusu şirket tarafından genel kredi ve teminat sözleşmesi hükümleri gereği bedeli tahsil edildiğinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile müvekkili bankaya tevdii edilen çekler ve teminat senetlerden tahsil edilenlerinin kredi hesabından düşüldüğünü, kredi sözleşmesine göre bankanın kredi hesaplarını dilediği anda kapatma yetkisinin bulunduğunu savunarak davanın reddine ve davacılar aleyhine tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Birleşen menfi tespit davasında davalı vekili cevap dilekçesinde, asıl davaya ilişkin cevabını yineleyerek davanın reddine ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.

Birleşen itirazın iptali davasında davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin kefaleti bulunan eski kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun … ortaklarla düzenlenen genel kredi sözleşmesiyle kapatıldığını, buna rağmen hakkında kötü niyetli icra takibi yapıldığını, davacı bankaya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 24.10.2013 tarihli, 2009/1245 E. ve 2013/521 K. sayılı karar ile davalı bankanın hesap kat tarihi itibariyle ödenmemiş 328.402,80 TL alacağının bulunduğu, davacıların, davalı bankaya temlik cirosu ile teslim edilen çeklerin zamanaşımına uğratılması nedeniyle 174.690,00 TL ve hatalı düzenlenen teminat mektubu nedeniyle 1.648,50 TL zarara uğradığı, davalı bankanın hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu, davacıların uğradığı zararın tenzilinden sonra davalı bankanın 152.064,30 TL alacağının bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile davacıların davalıya 84.125,70 TL borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin isteğin ve ipoteklerin fekki isteğinin reddine karar verilmiş, asıl dava davacılarından … ve … vekili ile asıl davanın diğer davacıları ile birleşen dava davacıları, asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 12.12.2017 tarihli ve 2016/11746 E., 2017/7912 K. sayılı kararında, yargılama devam ederken asıl ve birleşen dava davalısı tarafından asıl dava davacılarından …’a karşı … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/163 E. sayılı dosyasında açılan itirazın iptali davasında, davanın bu dava ile birleştirilmesine karar verildiği halde Mahkemece 24.10.2013 tarihli kararda asıl dava ve birleşen Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/117 E. sayılı dosyası hakkında hüküm fıkrası oluşturulmuş ise de birleştirilen … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/163 E. sayılı dosyası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği, birleşen davalar bağımsızlıklarını koruduğundan her bir dava hakkında ayrı ayrı karar verilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (mülga 6762 sayılı Kanun) 88 … maddesinin (b) bendine göre cari hesaba alacak kaydedilen çeklerin tahsil kaydıyla hüküm ifade edeceği, huzurdaki davada davalı bankanın temlik cirosu ile davacılardan teslim aldığı çekleri borçlu cari hesaptan düştükten sonra, bedelini tahsil edemediği çekleri, çeklere ilişkin altı aylık zamanaşımı süresi içinde ya bizatihi kendisi kambiyo senetlerine mahsûs takip yolu ile icra takibine koymak, şayet bu yöndeki hukuki haklarını kullanmaktan vazgeçmekte ise o takdirde işbu çeklen kredi borçlusuna iade ederek onun tarafından kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile yasal takibe geçme hakkını kullanmasına imkan vermek zorunda olduğu, hal böyle iken davalı bankanın bir kısım çekleri muhatap bankaya hiç ibraz etmediği gibi, bedeli tahsil edilemeyen çekleri kendisi hukuki takibe koymadığı gibi davacıları da kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile yasal takip haklarını kullanmalarından mahrum bırakarak gerek yasal bankacılık uygulaması yönünden ağır kusurlu hareketi ile davacıları zarara uğrattığı, davacıların dava tarihi itibariyle ihtarnamede yazılı borcun 133.000,00 TL dört adet çek bedeli [anapara] tutarı ile keşide tarihlerinden dava tarihine kadar olan süre için hesaplanan [iade – mahsup] faiz ve BSMV miktarlardan sorumlu olmadıkları, kredi kullandırılan asıl borçlu şirketin 2007 yılından 2009 yılına kadar rotatif kredisi kullandığı ve her üç ayda bir dönem faizlerini ödediği, yasa gereği banka tarafından davacıya her üç aylık dönemde noterden hesap özetleri gönderildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 68 … maddesinin (b) bendinin ikinci fıkrasına göre süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına bir ay içinde itiraz edilmeyen hesap özetlerinin banka lehine kesinleşmiş sayıldığı, davacının bu hesap özetlerine itiraz etmediği, 2009 yılında hesap kat ihtarnamesini alınca menfi tespit davası açtığı, her ne kadar anılan madde uyarınca davacı şirket, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını borcunu ödedikten sonra dava edebilir ise de, eğer davalı banka hesapları kat etmeseydi, davacının, rotatif kredinin faizine itiraz etmeyeceği, üstelik taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine göre davalı bankanın, piyasa koşullarına, firmanın risk durumuna göre faiz oranlarını … başına belirleme yetkisi bulunduğu, üstelik %18 yerine %51 faiz oranı uygulandığına dair faiz tahakkuklarını gösteren belge, dekont veya kredi ekstrelerine aradan 10 yılın üzerinde zaman geçmesi sebebiyle ulaşılamadığı, hatta davacı tarafından iddiasını destekleyici bir delil de dosyaya sunulamadığı, hesap kat tarihinden sonra banka tarafından başlatılan ilamsız icra takibine davacı-kefil … dışında kalan davacılar tarafından itiraz edilmediği ve davacı … dışındaki davacılar yönünden takibin kesinleştiği, davacı …’ın sözleşmede imzası olmadığı iddiası doğru olduğundan bu davacı hakkındaki davanın kabulü, birleşen itirazın iptali davasının reddi gerektiği, diğer davacıların faizin davacı banka tarafından fazla tahakkuk ettirildiğine ilişkin taleplerinin kabul edilmediği, tüm davalara konu kredilerin 11.12.2007 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesine istinaden kullandırıldığı, bu sözleşmede, asıl dava davacıları … ile …’ın imzalarının olmadığı, bu nedenle davacılar … ile … kredi borçlarından sorumlu olmadığı halde, davalı tarafından aleyhlerine icra takibi yapıldığı, asıl davada diğer davacıların kredinin ödenmeyen kısmından hükme elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporunda belirtilen kadar sorumlu olduğu, birleşen menfi tespit davasında davacıların kefil olmayıp sadece ipotek borçlusu oldukları, davacıların 400.000,00 TL ipotek miktarı ile sorumlu oldukları, davacı …’ın maliki bulunduğu ipoteğe konu taşınmazın, …’a kullandırdığı konut kredisinden kaynaklanan kredisi kapatıldıktan sonra kalan 195.434,12 TL’sinin dava konusu kredi borçlarına mahsup edildiği, Davacı şirketin maliki bulunduğu ipotekli taşınmaz üzerinde Türkiye … A.Ş.’nin 1. derece 360.000,00 TL limitli ipoteği bulunduğundan davalı banka tarafından başlatılan icra takibinin, bu ipotek yönünden sonuçsuz kaldığı, davacıların asıl borçlu şirkete kullandırılan krediden bilirkişi raporunda hesap edilen tutarda kısmen sorumlu oldukları, asıl ve birleşen menfi tespit davalarında, davaların bir kısmının davalı lehine sonuçlandığı, davalı aleyhine ihtiyati tedbir konulmadığından ve davalı taraf alacağın varlığının sadece bir kısmını ve sadece bir kısım davacılara karşı kanıtladığından 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tazminat şartlarının oluşmadığı, birleşen menfi tespit davasında davacı tarafın 06.10.2021 tarihli dilekçesinde belirtildiği şekilde ipotekler davalı banka tarafından asıl ve birleşen davanın açılmasından sonra paraya çevrildiğinden ve davacıların teminat ipoteklerinin fekkine ilişkin talebinin konusuz kaldığı, birleşen itirazın iptali davasında davalı …’ın icra takibine konu kredi sözleşmesinde imzası bulunmadığından, bu kredi borçlarından sorumlu olmadığı, davalı tarafın icra takibini yaparken veya dava açarken kötü niyetli olduğunu davacı tarafça ispatlanmadığı gerekçesiyle; asıl davada davacılar … ve …’ın, davalı …Ş.’ye karşı açtıkları menfi tespit davasının kabulü ile davacıların, davalıya 328.402,80 TL borçlu olmadıklarının tespitine, davacılar Benes Uluslararası Nakliyat Gıda Otomotiv Makine İnşaat San. ve Tic. A.Ş., … ve …’ın, davalı …Ş.’ye karşı açtıkları menfi tespit davasının kısmen kabulü ile davacıların, davalıya 157.339,48 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin 171.063,32 TL’lik istemin reddine, davalının icra inkâr tazminatı isteminin reddine, davacıların teminat ipoteklerinin fekkine ilişkin dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen Kadıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/117 E. sayılı dosyasında, davacılar … Gıda Uluslararası Nakliyat Makina Otomotiv Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. Ltd. Şirketi ve …’ın, davalı …Ş.’ye karşı açtıkları menfi tespit davasının kısmen kabulü ile davacıların, davalıya 132.045,03 TL borçlu olmadıklarının tespitine, fazlaya ilişkin 196.357,77 TL’lik istemin reddine, davalının icra inkâr tazminatı isteminin reddine, davacıların teminat ipoteklerinin fekkine ilişkin dava konusuz kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/163 E. sayılı dosyasında davacı …Ş.’nin, davalı …’a karşı açtığı itirazın iptali davasının reddine, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyada davacılar …, …, …, Benes Uluslararası Nak. Gıda Otom. Mak. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili ile asıl ve birleşen menfi tespit davasında davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl ve birleşen dosyada davacılar …, …, …, Benes Uluslararası Nak. Gıda Otom. Mak. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekilleri temyiz dilekçesinde özetle, davacı müvekkillerinin hesap kat ihtarına itiraz etmedikleri yönünde 2. Ek bilirkişi raporundaki tespitin doğru olmadığını, müvekkillerinin hesap kat ihtarında öngörülen süre içine menfi tespit davası açtıklarını, 2007-2009 dönemine ilişkin rötatif kredilerle ilgili evrakın incelenmesi talep edilmiş olmasına rağmen, davalı bankanın belgeleri 10 yıllık süre geçtiğinden saklama zorunluluğu kalktığından bahisle taleplerini nreddinin doğru olmadığını, bu durumun evrakı sunmaktan kaçınan davalı aleyhine değerlendirilmesi gerektiğini, 2007- 2009 arası rotatif kredilerde uygulanan faiz oranı %18 olmasına ve 3 aylık dönem faizleri eksiksiz ödenmiş olmasına rağmen geriye dönük %51 faiz işletilerek 45.000,00 TL civarında haksız kazanç elde edildiğini, dosyaya sundukları 2007 ve 2008 yılı kredi belgelerinde bu usulsüzlüğün görüldüğünü, taksitli ticari araç kredisi ve hesap kat ihtarına ilişkin bilirkişi tespitinin hatalı olduğunu, 90 günlük süreler dolmadan taksitlerin ödendiğini, gecikmeli taksitlerin de bilahare ödendiğini ancak banka tarafından bu paraların tasfiye tahsilat işlemi ve 1752 no’lu çek ibaresi ile ortadan kaybedildiğini, buna ilişkin olarak dosyaya sundukları evrakın bilirkişilerce dikkate alınmadığını, bu paraların müvekkillerinin hangi borcuna karşılık mahsup edildiğine dair belge bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı tarafa kesin süre verilerek belgeleri ibrazı istenilmişse de Mahkemece taleplerinin reddedildiğini, belirtilen tarihlerde müvekkilinin bankaya olan riskinin yaklaşık 80.000,00 TL olduğunu banka elinde bulunan teminat toplamı ise 1.300.000,00 TL olduğunu, bankanın kötü niyetli olarak teminatları ele geçirmek maksadıyla taksitleri ödenmemiş göstermek suretiyle hesabı kat ettiğini, hesap kat tarihi itibarı ile müvekkilleri temerrüde düşmediğinden %126 faiz oranı uygulanamayacağını, davalı bankaya verilen çeklerin hesap kat tarihinden önce ana paradan düşülmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda bu yönde hesaplama yapılmadığını, davalı bankanın talep ettiği 2 adet çek yaprağının davalı bankaya 12.02.2020 tarihinde iade edildiğini bunlara ilişkin çek yaprağı sorumluluk bedellerinin borçtan düşülmesi gerektiğini, kayıp iki adet çek yaprağına ilişkin de 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bunun da borçtan düşülmesi gerektiğini, ısrarlı taleplerine rağmen bağımsız banka denetçilerinde oluşan heyetten rapor alınmadığını, hükme esas alınan raporların eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Asıl ve birleşen menfi tespit davasında davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedeli tahsil edilmek üzere temlik cirosu ile tevdi edilen çekler tahsil edilmeksizin kredi hesaplarından mahsubun mümkün olmadığını, bahse konu çek bedelleri tahsil edilemediğini, müvekkilinin bu çekler nedeniyle takip ve dava hakkının ortadan kalkmadığını, çeklerle ilgili takiplerin bilirkişi raprunda dökümünün yapıldığını, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, bu sebeple ilamsız icra takiplerinin yapıldığını, semeresiz kaldıklarından tahsil kabiliyetlerinin kalmadığını, ancak Mahkemece müvekkilinin hukuki hakkı göz ardı edilerek kambiyo sentlerine mahsus takip yolu ile takip yapılması gerektiğinin belirtildiğini, çeklerde keşideci olanlardan birinin işbu davada davacı … Gıda şirketi olduğunu, bu çekin 24.06.2008 tarihinde bankadan iadesinin talep edildiğini, kredi borçlusu firma tarafından gönderilen talimatın dosyada mübrez olduğunu, kredi borçlusu şirket ile keşidecisi … Ltd. Şti. Olan şirket arasındaki organik bağın araştırılmadığını, bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmadığını, bu hususun zaman aşımına rağmen çekin keşidecisinin kambiyo borcunu ödemesini sağlayabileceğini, her iki davacının muhasebe kayıtlarının karşılıklı incelenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, asıl ve birleşen menfi tespit davasında, davacıların davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti ile ipoteğin fekki, birleşen itirazın iptali davasında, davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı Kanun’un 67, 72 nci maddesi

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi.

3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 51, 114 maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi,

4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 355, geçici 7 nci maddesi.

5. 6762 sayılı Kanun’un 88 nci maddesi.

3. Değerlendirme
Asıl dava menfi tespit istemine ilişkin olup, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davacılar vekili olarak Avukat Murak … tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyanın tetkikinde asıl davada davacı Benes Uluslararası Nak. Gıda Otom. Mak. İnş. San. ve Tic. A.Ş. yetkilisi olarak … tarafından vekil …’a verilen 11.02.2020 tarihli vekâletnameye dayanak davacı şirkete ilişkin imza sirkülerinin 26.12.2011 tarihli olduğu, ancak; davacı şirketin 18.08.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre 13.08.2015 tarihi itibarı ile 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesi uyarınca re’sen ticaret sicilinden silindiği anlaşılmıştır.

Dava ehliyeti; 6100 sayılı Kanun’un 51 … maddesinde açıkça düzenlenmiş olup kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, 4721 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her … ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir.

6100 sayılı Kanun’un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde açıkça düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava şartlarının davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gerekir. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her … ya da tüzel kişi bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. 6102 sayılı Kanun’un 355 … maddesine göre anonim şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline tescil edilmiş olmaları şartına bağlıdır. Bu hükümler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davanın açıldığı tarih itibariyle dava ehliyeti bulunan davacı şirketin davanın devamı sırasında ve hükümden önce yapılan terkin ile dava ehliyeti ortadan kalkmış durumdadır. Bu durum, taraf teşkiline ve dava şartlarına ilişkin bulunduğundan davanın her aşamasında re’sen nazara alınması gereken bir durumdur.

O halde mahkemece, davacı şirketin davanın devamı sırasında terkin edilmekle dava ehliyetini kaybetmesi sebebiyle davacı şirketin ihya edilerek yeniden sicile kaydının sağlanması ve usulünce taraf teşkili sağlanarak, davaya devamla esas hakkında karar verilmesi gerekmekte olup, hükmün açıklanan bu sebeple re’sen bozulması gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Mahkeme kararının re’sen BOZULMASINA,

Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

25.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.