YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11609
KARAR NO : 2023/12391
KARAR TARİHİ : 05.12.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/676 E., 2023/222 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/166 E., 2022/23 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ile tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin … 4/a sicil numarasıyla 441 gün 4/a prim gün sayısı bulunduğunu, tarım sigortalısı olarak da … 4/b sicil numarasıyla 3544 gün 4/b prim gün sayısı bulunduğunu, mevzuata göre müvekkilinin malulen emeklilik için de yaşlılık aylığı için de yeterli sayıda prim günü bulunmadığını, ancak müvekkilinin emeklilik işlemleri için davalı Kuruma yaptığı başvuru maluliyet oranı gerekçe gösterilerek reddedildiğini, müvekkilinin sara hastası olduğunu, hastalığının ilerlediğini, bu şekilde çalışma imkanı bulunmadığını, müvekkilinin hastalığı sebebiyle ekonomik bakımdan çok zor duruma düştüğünü ve geçimini sağlayamaz duruma düştüğünü, 5510 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesi hükmünün amir olduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin maluliyet oranının yeniden ve doğru bir şekilde tespit edilerek, müvekkilinin aylığa hak kazandığının tespiti ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesi için mahkemeye başvurma zorunluluğunun doğduğunu, açıklanan nedenlerle müvekkilinin malullüğünün ve aylık almaya hak kazandığının tespitine, tespit yapılmasından sonra aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilerek müvekkiline yeterli prim gününü tamamladığı tarihten (3600 gün) itibaren aylık bağlanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maluliyet talebinin ilgili hastanelerce yapılan teşhis ve bulgularına göre değerlendirildiğini ve kurumları Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının raporuyla adı geçenin ilk defa çalışmaya başladığı işyerine maluliyetini gerektiren arıza ile girmesi nedeniyle sigorta yardımlarından faydalanması mümkün görülmediğine dair karar ilgiliye yazı ile bildirildiğini, davacı sigortalının bu sağlık kurulu raporlarına karşı, kurumları Başkanlığı Yüksek Sağlık Kuruluna herhangi bir itirazda bulunmadığını, işbu davayı açma cihetini seçtiğini, oysa öncelikle Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz etmesi ve böylece Sağlık Kurulu Raporunun kesinleşmesi üzerine yargı yoluna başvurması gerektiğini, bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’un 25 inci maddesi hükmünün amir olduğunu, yasanın yoruma ihtiyacı olmayan bu emredici hükmü karşısında ilk işe girişten evvel hastalığı mevcut olan davacının malullük sigortası yardımlarından yararlandırılmasına imkan bulunmadığını, ayrıca gerek meslekte kazanma gücünün kayıp oranı gerekse diğer yasal bir şart olan 3600 iş günü hizmetin bulunmayışından dolayı kurum işlemlerinin yasaya ve mevzuata uygun olduğundan yasal dayanaktan yoksun olarak açılan işbu davanın reddini dilediklerini, arz ve izah olunan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yargılamada davacıya vergi indirimi sakatlık raporunu … Vergi Dairesi Başkanlığından alması için en az 5 (beş) defa süre verilmiş ise de; davacının buna dair sakatlık vergi indirim raporunu temin edemediği, dosyadaki vergi dairesi yazısında da davacının sağlık raporunun bulunmadığı ve sadece potansiyel vergi mükellefi olduğu bunun dışında herhangi bir vergi kaydının olmadığı mahkememize bildirilmiş olup davacının talebi kapsamında 506 sayılı Kanun’un geçici 60/C maddesinin b bendi kapsamında belirli süre zorunlu Bağ-Kur primi ödemiş olma, sigortalılık süresi ve yaş şartları bulunmakta olup yine 506 sayılı Kanun’un geçici 87 nci maddesine göre de 29.07.2003 tarihinden itibaren a, b, c, d ve e fıkralarında belirli sigortalılık süresi, prim ödeme günü şartları ile son bentte 3 yıldan az sigortalılık süresi bulunup 3. derece sakatlığı olanların 19 yıl sigortalılık süresi ve 4240 prim günü bulunması şartları söz konusu olup bu kapsamda dosyada davacının sadece 2006 yılında potansiyel vergi mükellefi olduğu, kendi adına vergi mükellefiyetine dair işyerinin bulunmadığı, zorunlu bağ-kur sigortalısı olmadığı sabit olup geçici 87 nci madde b bendi gereği en az 3680 prim gününün şart olduğu, 81/C maddesinde de en az 3600 prim gününün şart olduğu açık olmasına rağmen davacının zorunlu esnaf bağ-kur sigortalılığının bulunmadığı, sadece 3364 prim günü Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, ancak buna ilişkin 2.078,38 TL prim borcunun da bulunduğu görülerek tarım bağ-kur sigortasında da sakatlık vergi indirimi kapsamında yaşlılık aylığının söz konusu olmadığı, genişletici yorumla olduğu farzedilse bile davacının en az 3600 prim gününün bulunmadığı, ve prim borcunun olduğu, davacının 441 gün 4/1-a (ssk) işçi sigortasının bulunduğu ancak hizmet birleştirme talep ve işleminin olmadığı da sabit olup yukarıda arz edildiği üzere davacıya mahkememizce 5 kez süre verilmesine rağmen vergi indirimi sakatlık (engellilik) raporunun da temin ve tespit edilemediği, bu kapsamda davacının 5510 sayılı Kanun’un geçici 10 ve mülga 506 sayılı Kanun’un 60/C-b ve geçici 87. maddeleri için gerekli sağlık kurulu sakatlık raporu, yeterli primi ödenmiş Bağ-Kur prim günü ve sigortalılık süresi şeklindeki yasal zorunlu şartları taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili, usul ve yasaya aykırı verilen Mahkeme kararının kaldırılarak istinaf incelemesi neticesinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; görülmekte olan davada, davacı tarafından Kurum işleminin iptali ile davacının sakatlık vergi indirimi nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitinin istenildiği, Mahkemece kaldırma ilamı gereğince öncelikle davacının talebinin açıklattırıldığı ve devamında davacının emekliliğe hak kazanabilmesi için en az 3680 prim gününün şart olduğu, 81/C maddesinde de en az 3600 prim gününün şart olduğu açık olmasına rağmen davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının bulunmadığı, sadece 3364 prim günü Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğu, ancak buna ilişkin 2.078,38 TL prim borcunun da bulunduğu görülerek Tarım Bağ-Kur sigortasında da sakatlık vergi indirimi kapsamında yaşlılık aylığının söz konusu olmadığı, genişletici yorumla olduğu farzedilse bile davacının en az 3600 prim gününün bulunmadığı, ve prim borcunun olduğu, davacının 441 gün 4/1-a (ssk) işçi sigortasının bulunduğu ancak hizmet birleştirme talep ve işleminin olmadığı da sabit olduğu ve dosya kapsamı dikkate alınarak davanın reddediliği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen karar yerinde görülmüştür gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksine Kurum işleminin iptali ile davacının sakatlık vergi indirimi nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 28 inci maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.