Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/11787 E. 2023/11013 K. 09.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11787
KARAR NO : 2023/11013
KARAR TARİHİ : 09.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/933 E., 2023/2257 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/13 E., 2021/12 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ölen sigortalı eşinin askerlik süresinin hatalı bildirilmesi sonucunda ölüm aylığının geç bağlandığını belirterek 30.12.2008 – 03.04.2017 tarihleri arasındaki ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından eşi …’ın 30.12.2008-03.04.2017 tarihleri arasındaki askerlik borçlanmasını sigortalı hizmet olarak tespiti istemiyle açılan huzurdaki davanın usul ve yasalara aykırı olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde örnek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği davaya bakmakla yetkili mahkemenin … Nöbetçi İş Mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle yetki bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun yaptığı işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilk tahsis talep tarihinde 506 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinde belirtilen aylık bağlama şartlarını taşıdığı, … Askerlik Şube Başkanlığının 02.01.2009 tarihli cevabında davacının murisinin askerlik hizmet süresi ve kimlik bilgilerinin sehven verildiğinin davalı Bakanlık kayıtları ile de tespit edildiği, anılan halin davalı Bakanlığın kabulünde olduğu, dolayısıyla reddedilen aylık bağlama işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile davacının 30.12.2008- 03.04.2017 tarihleri arasında ölüm aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen 77.937,24 TL asıl alacak ve 25.429,25 TL faiz alacağının davalı SGK’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davacının en az 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 gün prim koşuluna sahip olmadığı için tahsis talebi hakkında işlem yapılmadığını, davacıya askerlik borçlanması sonrasında aylık bağlandığını, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.06.2022 tarih ve 2021/696 E., 2022/1701 K., sayılı kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 29. İş Mahkemesinin 11.01.2021 tarihli, 2018/13 Esas – 2021/12 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.01.2009-03.04.2017 tarihleri arasında ölüm aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen 77.937,24 TL asıl alacak ve 24.344,36 TL faiz alacağının davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, … hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; “Dosya kapsamından, Kurum sigortalılarından …’ın 21.08.1985 tarihinde vefat ettiği, eşi olan davacı (hak sahibi) …’ın 29.12.2008 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunduğu, Kurumun 29.12.2008 tarihli yanıtında sigortalının 348 gün primi bulunduğu gerekçesiyle tahsis talebini reddettiği; hak sahibinin 30.12.2008 tarihinde askerlik süresini borçlanmak istediği, askerlik şubesi tarafından sigortalının askerlik süresinin 02.01.2009 tarihli yazı ile 23.11.1962- 23.05.1963 olarak bildirildiği ve askerliğe elverişli olmadığına dair rapor bulunduğunun açıklandığı; 06.02.2017 tarihli askerlik belgesinde ise sigortalının askerlik hizmetini 24.10.1962- 24.04.1965 tarihleri arasında 30 ay yaptığının açıklandığı, askerlik belgelerindeki tarihler arasında tereddüt bulunduğunun anlaşılması üzerine konunun ilgili makamlara sorulduğu, Turhal Askerlik Şubesinin 17.03.2017 tarihli yazısıyla sigortalının 24.10.1962-24.04.1965 tarihleri arasında 30 ay askerlik yaptığının bildirildiği; hak sahibi davacının 04.03.2017 günü 665 günlük askerlik hizmetini borçlanmak için müracaat ettiği, sigortalının 06.04.2017 günü 79 gün karşılığını ödediği, sigortalının bu defa 05.09.2017 tarihinde 590 gün için borçlanma talebinde bulunduğu, 05, 22 ve 25.09.2017 tarihlerinde 590 gün daha askerlik borçlanma bedelini ödediği, böylece sigortalının prim gün sayısının hizmet döküm cetvelinde 1107 güne ulaştığı, ancak daha sonra yapılan hesaplamalar ve tashihler sonucunda 13.10.2017 onay tarihli karar ile hak sahibine 987 gün üzerinden 506 sayılı Kanun’un Geçici 93 üncü maddesine göre 01.10.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı ve kararda hizmet başlangıç tarihinin 01.05.1979 kabul edildiği, böylece 900 gün prim ve 5 yıl sigortalılık süresi koşullarının bulunduğu; kamu kurumlarının hatalı bilgilendirmesi nedeniyle davacının yanıltıldığı ve borçlanma hakkını kullanamadığı, daha sonra askerlik süresinin doğru bir biçimde bildirilmesi üzerine davacının 590 gün daha askerlik borçlanma bedelini ödediği ve 01.10.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, sigortalının ölüm aylığı talep tarihi itibariyle 900 gün prim ve 5 yıl sigortalılık süresi koşullarının bulunduğu, davacının kamu kurumlarının hatalı bilgilendirmesi nedeniyle yanıltılması nedeniyle borçlanma hakkını 30.12.2008 tarihinde kullanamadığı ve kullansa dahi ölüm aylığına hak kazanamayacağı yönünde inanç oluşturulması nedeniyle davacının Anayasal sosyal güvenlik hakkının hukuka aykırı bir biçimde ihlal edildiği, kamu kurumlarının hatalı bilgi vermesi nedeniyle davacının ölüm aylığından mahrum bırakılmasının Anayasa’nın 2 nci maddesinde düzenlenen Sosyal Hukuk Devleti ilkesine de aykırı düşeceği anlaşılmakla, mahkemece davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak kararda davacının ölüm aylığına 30.12.2008 tarihinde hak kazandığı belirtilmiş ise de 506 sayılı Kanun’un 70 ve 97 inci maddelerine göre aylık başlangıç tarihinin 01.01.2009 olduğu hususunun Kanun gereği olduğu saklama süresini tamamlayan evrak olmasından dolayı arşiv araştırılması yapılamamış olmasının davacı aleyhine sonuç doğurmasının hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında Mahkemenin değerlendirmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Yapılacak iş; davacıya askerlik borçlanma bedelini ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığının bağlanması gerektiği yönündeki Kurum işleminin yerinde olduğuna karar verilmesinden ibarettir. ” hususlarına işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacıya askerlik borçlanma bedelini ödeme tarihini takip eden ay başından itibaren ölüm aylığının bağlanması gerektiği yönündeki Kurum işleminin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacının davalı Kuruma yönelik davasının esastan, davalı … Bakanlığına yönelik davasının ise husumet yokluğundan reddine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Kurum işleminin hatalı olduğunu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ve biriken aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 65 inci ve devamı maddeleridir. Ölüm sigortasından aylık bağlama şartlarına ilişkin 66/c inci maddesinde, “toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı” düzenlenmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2005 gün ve 2001/479 – 2005/1 sayılı kararı ile anılan hükmün “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, 12.12.2006 tarihli ve 5561 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile 66 ncı maddenin “c” bendi yeniden düzenlenmiş ve böylece sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanabilmesi için, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölmüş olma koşulu getirilmiştir. Aynı kanunun 3 üncü maddesi ile 506 sayılı Kanun’a eklenen geçici 93 üncü madde ise, 66 ncı maddesinin (c) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağını düzenlemiştir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.