Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/7491 E. 2011/7260 K. 21.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7491
KARAR NO : 2011/7260
KARAR TARİHİ : 21.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … ve … tarafından, davalı … aleyhine 20/05/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dosya içeriğinden; alacaklı vekili olarak davacı avukatların davalı hakkında Beypazarı İcra Müdürlüğünün 2007/85 sayılı dosyası ile takip başlattıkları, davalı borçlunun borcunu ve tüm ferilerini kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğu, davacı avukatlar ile haricen anlaşmaya vararak borcunu taksitler halinde ödemeye başladığı, icra dosyasında 22.02.2008 günü davalı borçlunun evinde taşınır mal haczi yapıldığı, haciz sırasında davalı borçlunun davacı avukatlara haricen yapmış olduğu ödeme miktarının dosyaya bildirilmemiş bulunduğu, 26.02.2008 günü davalı borçlunun davacı avukatlar hakkında Ankara Barosuna harici ödemesinin dosyaya bildirilmemiş bulunması nedeni ile şikayetçi olduğu, davacı avukatların aynı gün icra dosyasına borcun 1.800 TL’lik kısmının haricen ödediğini bildirdikleri anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, davalının icra takibi sırasında itiraz ve şikayet gibi kanun yollarına başvuru hakkı varken davacılar hakkında şikayette bulunmasının davacıları zarara uğratma amacına yönelik bulunması nedeni ile istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiş ise de, davalının evinde yapılan taşınır mal haczi sırasında davalının harici ödemelerinin icra dosyasına bildirilmemiş bulunduğu, şikayet günü ile aynı gün harici ödeme tutarlarının icra dosyasına bildirilmesi karşısında davalının davacılar hakkında şikayetçi olmasında zayıfta olsa somut bir takım emareler bulunduğu anlaşılmakla şikayetin olağan kuşku üzerine somut emarelere dayandırılarak yapıldığı gerekçesi ile istemin tümden reddi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 21/06/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.