Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/9981 E. 2023/11103 K. 09.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/9981
KARAR NO : 2023/11103
KARAR TARİHİ : 09.11.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/221 E., 2023/394 K.
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 25.11.1991-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 25.11.1991-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı Kurum vekili, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, davanın haksız olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2017 tarih, E.2015/617, K.2017/127 sayılı kararı ile davanın kabulüne ve davacının 25.11.1991 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesine karar verilmiştir,

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesenin 09.05.2018 tarih, E.20171475, K.2018/1038 sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma ilamında, davacının 14.03.2002 tarihinde yapılan tescili nedeniyle sonradan yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18 inci maddesinin davacı hakkında uygulanma olanağının bulunmadığına ilişkin kabul yerinde ise de öncelikle uyuşmazlığa konu dönemin tespiti bakımından, 04.10.2000 tarihinden sonra davalı Kurumca kabul edilmeyen bir sigortalılık süresi bulunmadığı hususu dikkate alınmalı, ayrıca, davacının vergi ve oda kayıtları dikkatle irdelenerek ve 15.03.1995-16.06.1998 tarihleri arasında kalan dönemde vergi kaydı olmadığı anlaşılan davacının sicil veya oda kaydının varlığı hususunun araştırılması ile 1479 sayılı Kanun’un 3165 sayılı Kanun ile değişik hükümleri çerçevesinde kendi nam ve hesabına çalışmasının geçtiği tarihler net olarak belirlenmeli ve sonucuna göre davacının talebi de gözetilerek infaza elverişli şekilde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulüne, davacının 25.11.1991 ile 15.03.1995 tarihleri arasında, 07.09.1998 ile 01.12.1999 tarihleri arasında ve 01.12.1999 ile 04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’nın 3165 sayılı Kanun ile değişik 24 üncü maddesi gereğince 4/1-b Bağ-Kur statüsünde zorunlu sigortalı olarak tescilinin yapılması gerektiğine fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurt dışı borçlanmasının 4/1-a kapsamda olması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.