YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3335
KARAR NO : 2024/276
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/674 E., 2016/144 K.
SUÇ : Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2015/674 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 210 uncu maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme sonucu delillerin takdirinde hataya düşülerek karar verildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, katılana olan borcundan dolayı düzenlenen ve kendisinin borçlu olarak göründüğü suça konu 3.000,00 TL tutarındaki senedin vadesi geldiği hâlde, borcunu ödememesi nedeniyle, kendisini arayan katılanın iş yerine giderek borcunu ödeyeceğini söylemesi üzerine, borcun ödeneceğini düşünen katılan tarafından masanın üstüne konulan senedi ani bir hareketle alıp kendi imzasının yer aldığı bölümü yırtmak suretiyle resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Dosyada aslı bulunan suça konu senet üzerinde Heyetimizce yapılan incelemede, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ncı maddesinde öngörülen zorunlu unsurlardan düzenleme yeri ve düzenleme tarihini ihtiva etmediği anlaşılmakla, senedin bu haliyle kambiyo senedi (bono) vasfı taşımadığı ve özel belge niteliğinde olduğu, bu nedenle sanığın sübutu kabul edilen fiilinin 5237 sayılı Kanun’un 208 inci maddesinde düzenlenen “özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek “resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçundan hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a) 5271 sayılı Kanun’un 216 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada sözün önce katılan veya vekiline, sonra sanık ve müdafiine verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için, aynı maddenin altıncı fıkrasında öngörülen zararın ödenmesi koşulunun, suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasına bağlı olduğu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu dikkate alınarak, sanığa yüklenen suç nedeniyle oluşan maddi zararın neden ibaret olduğunun somut olarak belirlenmesi, saptanan maddi zararı tazmin edip etmeyeceği sanıktan sorulup bu konuda kendisine makûl süre verilmesi, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın meydana gelip gelmediği tespit edilmeden ve oluşan somut zararın ne olduğu kararda gösterilmeden, Kanun’daki maddenin tekrarı mahiyetinde bulunan “katılanın zararı giderilmediğinden” şeklindeki soyut ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
c) 15.04.2020 tarihli ve 31100 Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile yapılan değişiklik nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gemlik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.02.2016 tarihli ve 2015/674 Esas, 2016/144 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.