YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9395
KARAR NO : 2024/278
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/304 E., 2016/40 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Cumhuriyet savcısının, sanık hakkında kurulan hükmü yasal süreden sonra temyiz ettiği belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği sanığın temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği özetle; suç vasfında hataya düşüldüğüne,
2. Sanığın temyiz isteği özetle; eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğine, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında, katılan …’in bilgisi ve rızası dışında düzenlenen abonelik sözleşmesine katılan adına sahte imza atıp GSM hattı çıkardığı iddiasıyla açılan kamu davasında; katılanın beyanı, suça konu abonelik sözleşmesindeki katılan adına atılan imzaların sanığın eli ürünü olduğuna ilişkin bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
Cumhuriyet savcısının, 21.01.2016 tarihinde yokluğunda tefhim olunan hükmü, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinde belirlenen bir aylık yasal süreden sonra 23.02.2016 tarihinde temyiz ettiği belirlenmiştir.
B. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Suç tarihinden önce, 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcine abonelik kaydı sırasında gerçek dışı belge ve bilgi verilemez” ve beşinci fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde önödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanığın eylemine uyan 5809 Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi hâlinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun’a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle, Cumhuriyet Savcısının temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/40 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2024 tarihinde karar verildi.