Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2020/3614 E. 2023/11034 K. 13.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3614
KARAR NO : 2023/11034
KARAR TARİHİ : 13.12.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1318 E., 2015/400 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/1318 Esas, 2015/400 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat, kaçak eşyanın müsaderesi ve nakil aracının iadesi kararı verilmiştir.

2.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2020 tarihli ve 2016/39826 sayılı kısmî onama, kısmi bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. O Yer Cumhuriyet Savcılarının Temyiz Sebepleri
Arama işleminin hukuka uygun olduğuna, sanıkların sübuta eren kaçakçılık suçundan iddianamedeki sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

B. Katılan … İdaresi Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanıklar hakkında verilen beraat kararı ve nakil aracının iadesinin hukuka aykırı olduğuna, re’sen gözetilecek sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Kolluk görevlilerince … İlçesi, … Mahallesi, Çevre Yolu Bintaş Kavşağında, … Sulh Ceza Hakimliğinin 13.06.2014 tarihli, 2014/253 Değişik İş sayılı önleme arama kararı ile yapılan yol uygulamasında, sanık …’ın sevk ve idaresindeki sanık …’ın da yolcu olarak bulunduğu … plakalı aracın yakıt deposu içerisinde toplam 700 litre ulusal marker seviyesi geçersiz kaçak motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.

2.Sanık … aşamalardaki savunmasında; suça konu motorini kaçak olduğunu bilerek ucuz olduğu için satın aldığını, amacının mazot alıp satmak olmadığını, diğer sanık …’ın atılı suçla ilgisinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür.

3.Sanık … aşamalardaki savunmasında; atılı suçla ilgisinin olmadığını, araçta yolcu olarak bulunduğunu beyan ettiği görülmüştür.

4.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.

5…. Sulh Ceza Hakimliğinin 13.06.2014 tarihli ve 2014/253 Değişik İş sayılı önleme araması kararının bir örneği dosyada bulunmaktadır.

6.04.08.2014 tarihli Tubitak MAM raporu dosyada mevcuttur.

7.Malen sorumlu … Ulus. Taş. Ltd. Şti. yetkilisi beyanı dosyada mevcuttur.

8.Nakil aracına ilişkin araç ruhsat sureti ile 22.07.2014 tarihli bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.

IV. GEREKÇE
A. Nakilde Kullanılan … Plaka Sayılı Aracın İadesi Yönünden
Davaya konu nakil aracının kaçak eşyanın taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmaması nedeniyle 5607 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesindeki şartların gerçekleşmemesi, aracın suçun işlenmesine tahsis edilmiş olmaması, üçüncü kişiye ait olması, üçüncü

kişinin kötüniyetli olduğuna dair dosya kapsamında delil bulunmaması, kaçak eşyanın değeri ile suçta kullanılan aracın değeri dikkate alındığında, suçta kullanılan aracın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşılmakla, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan … İdaresi vekili ile o yer Cumhuriyet savcısı ve üst Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden;
Olay tarihinde sanığın sürücülüğünü yaptığı araçta 700 litre kaçak motorin ele geçirilen olayda; her ne kadar mahkemece usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararı olmadığı ve usulsüz arama sonucu kanuna aykırı olarak elde edilen delil dışında sanığın mahkûmiyetini gerektirecek başkaca delil elde edilmediği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın sevk ve idaresindeki TIR’ın usulüne uygun önleme araması kararı gereğince yapılan arama neticesinde yakalanan akaryakıtın hukuka uygun delil niteliğinde olduğu, ticari nitelikteki araçta ele geçtiği gözetilerek sanığın atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Nakil Aracının İadesi Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/1318 Esas, 2015/400 Karar sayılı kararında katılan … idaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının iadesine ilişkin kararın, Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/1318 Esas, 2015/400 Karar sayılı kararında katılan vekili, o yer Cumhuriyet savcıları tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcılarının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C. Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2015 tarihli ve 2014/1318 Esas, 2015/400 Karar sayılı kararına yönelik katılan … İdaresi vekili ve o yer Cumhuriyet savcılarının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.12.2023 tarihinde karar verildi.

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar … ve … hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, o yar Cumhuriyet Savcısı ile katılan … İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun o yer Cumhuriyet Savcısının da temyiz talebi olduğu halde nakil araçlarının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan … İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

1) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarih ve 2016/10-543 E, 2019/668 K nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkumiyet hükmünün sanık/sanıklar/Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarih ve 2021/1265 E, 2022/12357 K ile 21.09.2022 tarih ve 2021/894 E, 2022/12287 K sayılı ilamları ve bir çok ilamında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün o yer Cumhuriyet Savcısının temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan … İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

2) Yerel Mahkemenin 02.04.2015 tarih ve 2015/400 K sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan beraatine, suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin fıkrasının onanmasına, sanıklardan … hakkındaki beraate ilişkin kararın onanması, sanık …’ın ise mahkumiyeti gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar vermiştir.

Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin beraat hükmünün sanığın cezalandırılması gerekçesiyle bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (Nurullah Kunter, Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilamı ile birçok ilamında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında cezalandırılması gerekçesiyle sanık aleyhine bozma kararı verildiğinde hükmün bu sanık tarafından suçta kullanılan aracın müsaderesine yer olmadığına ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.13.12.2023