YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11143
KARAR NO : 2011/13755
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … İth. İhr. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat … ve Avukat … tarafından, davalı … Hazinesi ve diğeri aleyhine 18/10/2007 gününde verilen dilekçe ile koruma tedbiri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/06/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, koruma tedbiri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, … plaka sayılı aracına, ticarete hile karıştırıldığı iddiasıyla 7500 litre motorin ile yüklü şekilde el konulduğunu, ceza yargılaması sonucunda beraat etmesi nedeniyle motorin ve aracın iadesine karar verildiğini ileri sürerek, motorin ve aracının haksız olarak zapt altında kaldığı günler için uğranılan kazanç kaybı ve araç için antrepoya yatırılan ücret toplamı 50.000,00 TL maddi tazminat, 11/04/2008 tarihli birleşen davada ise; tazminata ek olarak 250.000,00 TL maddi tazminat ve 40.000,00 TL manevi tazminat istemlerinde bulunmuştur.
Davalılar, davacının motorin ve aracına Savcılığın talimatıyla el konulduğunu, motorin miktarının 7.500 litre olmayıp 6.120 litre olduğunu, motorinin 14/07/2005 tarihinde, aracın ise 25/08/2005 tarihinde davacıya teslim edildiğini, araç ve motorinin zapt altında tutulduğu süre gözönüne alındığında istenilen maddi ve manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Mahkemece, idarenin haksız fiili nedeniyle mesul olduğu tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişilerden rapor aldırılmış, ilk iki bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu kabul edilerek üçüncü bilirkişi incelemesi yaptırılmış, üçüncü bilirkişi raporu ile ilk iki rapor arasında fahiş fark bulunduğu ve sanki davacının iki farklı aracına el konulmuş gibi hesaplama yapıldığı gerekçesiyle de, dördüncü bilirkişi raporu aldırılmıştır. Dördüncü raporun bir önceki raporla aynı doğrultuda olduğu ve dosya kapsamına uygun düştüğü belirtilerek son rapora itibar edilerek 285.258,42 TL’lik maddi tazminatın kabulüyle, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, tankerli kamyon için antrepoya 2.540,00 TL ödendiği, araç ve motorine 11/12/2004 tarihinde el konulduğu, numune alınarak yediemin zaptıyla davacı şirket şoförüne teslim edildiği, bilahare 06/01/2005 tarihinde teslim tesellüm tutanağı ile antrepoya teslim edildiği ve tankerli kamyonun 25/08/2005 tarihinde davacıya iade edildiği tartışmasızdır. Motorin, araç henüz antrepodayken davacının talebi üzerine araçtan boşaltılarak kendisine teslim edilmiş, davacının işyerindeki yerüstü tankına boşaltılarak mühürlendiğinden, ancak mühürün kalkmasıyla kullanılabilir hale gelmiştir.
Mahkemece benimsenen dördüncü rapor, üçüncü raporun tekrarı mahiyetinde olup üçüncü raporda; aracın 254 gün, mazot ve tankın 852 gün kullanılamadığı belirtilerek; 2004 yılı sonunda petrol istasyonunun bir yıllık tüm satışı üzerinden davacı vekilinin dilekçesindeki belgeler esas alınarak ve her yıl % 50 oranında artacağı kabul edilerek tankerin emanette kaldığı gün için satamadığı mazot miktarı ve kâr mahrumiyeti için 252.238,42 TL ve kamyonun 254 gün emanette kalması nedeniyle kazanç kaybı olarak 30.480,00 TL hesaplama yapılmıştır. Ancak araç ve mazota el konulması nedeniyle şirketin tüm ticari faaliyeti durmamıştır. Esasında, tankerli kamyona el konulduğu süre içerisinde nakliye amacıyla başka bir araç kiralanması halinde yapılacak masraf ile mazotun kullanılamamasından kaynaklanan kâr mahrumiyetinin hesaplanması gerekir. Üstelik davacı vekili ve tanık beyanlarında araç ve mazota el konulduktan sonra da ticari faaliyetin devam ettiği, el koymadan sonra da ortalama satışların aynı olduğu belirtilmiştir.
Olayın gelişimi, tanık beyanları ve bilirkişilerin hesap tarzı gözönüne alındığında; 18/09/2008 tarihli ikinci heyet raporu, olaya uygun olup kabul edilmesi gerekirken sonradan alınan ve birbirini teyit eden son iki bilirkişi heyeti raporunun olaya uygun olmamasına rağmen karara esas alınması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte belirtilen nedenlerle reddine 20/12/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.