YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3147
KARAR NO : 2023/7349
KARAR TARİHİ : 13.12.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1497 Esas, 2022/133 Karar
vekili Avukat …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ :
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/186 E., 2019/53 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hükümsüzlük davası konusuz kaldığından reddine, tecavüz davasının reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili üniversitenin İngilizce kısaltması olan METU ibaresini 05. ve 10. sınıflar kapsamında 12.11.2015 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkilinin tescilli marka ve logolarının üçüncü şahıslarla kullanılamayacağını ileri sürerek tecavüzün men’ine, bu meyanda vaki tecavüzün önlenmesine matuf olmak üzere, müvekkilinin isim ve kısaltmalarının ve de amblemlerinin her türlü yayın organında davalı tarafından kullanılmasına, resmi kuruluşlardaki kayıtlarda ticaret unvanı veya herhangi bir şekilde kullanımı üzerine, teminatsız ihtiyat-i tedbir konulmasına; markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hiçbir şekilde davacının İngilizce isim kısaltması olan METU ibaresini kullanmadığını, müvekkilinin tescilli markası olan “Metu” ibaresini ürünlerinde kullandığını, müvekkili tarafından daha önce de söz konusu ibarenin ayırıcı ifade olarak kullanıldığını, iddiaların kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının marka hükümsüzlüğü davası açmakta haklı olduğu, ancak yargılama sırasında davalı markasının müddet olması nedeniyle hükümsüzlük davasının konusuz kaldığı, her ne kadar davalının marka haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla da dava açılmışsa da, davalının tescilli markasını hükümsüz kılınana kadar kullanması markaya tecavüz oluşturmayacağı gerekçesiyle hükümsüzlük davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasının ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın birbirinden bağımsız olarak marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talepleriyle açılmadığını, mahkemenin marka hakkına tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesi davasının reddine karar verilerek müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükümdeki “marka haklarına tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesi davasının reddine” ilişkin kısmı ile müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilen kısmının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin incelenmesinde, davanın tedbir talepli olarak açıldığı, yetkisizlik kararından önce, mahkemenin ön inceleme tensip tutanağı ile dava dilekçesinin sonuç kısmındaki taleplerin, davanın esasına ilişkin mi, yoksa tedbir talebine ilişkin mi olduğu konusunda beyanda bulunmak üzere davacı vekiline süre verildiği, davacı vekilinin 24.01.2016 tarihli dilekçesinde “tecavüzün men’ine” ve “…vaki tecavüzün önlenmesine matuf olmak üzere…teminatsız ihtiyat-i tedbir konulmasına” şeklindeki taleplerinin ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olduğu, ibarenin devamında “…markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine” şeklindeki talebinin ise davanın esasına ilişkin olduğu, davacı markasına tecavüz edildiğinden bahisle tecavüzün meni talepli dava açılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, marka hükümsüzlüğü davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hem markanın hükümsüzlüğü, hem de marka tecavüzü hükümlerine dayalı olarak açıldığını, tecavüze ilişkin talebinin reddi ile müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının markaya tecavüz iddiasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.